/ɑːbɨ̞ɑːbis̪t̪e̞n̪ɪː/
noun
汁
noun
外公
/ɑbɑˈʒuɾ/
noun
灯罩
/abaʒuɾdʒu/
noun
灯罩
/ɑ.bɑˈcys/
noun
  1. 算盘
  2. 算盤
noun
辅音
/ɑbɑɾtmɑk/
verb
夸大
noun
注意
/ab.ˈdest/
noun
沐浴仪式
/apˈdɔmɛn/
noun
(hayvan bilimi) böceklerin ve eklem bacaklıların karın bölgesi
腹部
/abɛˈʤɛ/
noun
字母
/ab.ˈhaz.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Abhazlar tarafından kullanılan dil
阿布哈兹语
pronoun
阿布哈茲
adjective
不錯
noun
无底洞
noun
生命起源
adjective
非生物的
noun
夺格
pronoun
土著
noun
抽象主义
adjective
  1. 不合理的
  2. 荒谬的
noun
气候
adjective
霜
adjective
古怪
adjective
新手
noun
经纪人
adjective
紧急
/[ɑ.ˈd͡ʒɯ]/
adjective
苦的
noun
羽扇豆
noun
絲鰟鲏
noun
杨树
noun
秋水仙
adjective
悲剧性
verb
餓
noun
同情
noun
辣根
adjective
无痛
noun
格
noun
抹香鲸
noun
  1. 兔子
  2. 兔
noun
鼠尾草
/a.daː.ˈlɛt/
noun
(hukuk) Kanunlarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması
公义
noun
毒茄蔘
adverb
全部
noun
唯名論
noun
整数
pronoun
亚丁湾
/aː.ˈdiː/
adjective
  1. kıymetsiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan
  2. (mecaz) alçak, aşağılık
  3. (mecaz) bayağı
卑鄙
noun
核桃
noun
榛
pronoun
阿迪格語
noun
法庭
noun
地址
/ad.ɾi.ja.ˈtik de.ni.zi/
pronoun
(denizler) Akdeniz'in İtalya yarımadası ile Balkan yarımadası arasındaki kolu olup çevresinde Arnavutluk, Hırvatistan, İtalya, Karadağ, Slovenya ve Yunanistan bulunur.
亚得里亚海
noun
吸附
adjective
无名 ‎
noun
无名指
/a.ˈdɯm/
noun
不
verb
三
noun
空气动力学
noun
气凝胶
/affetˈmec/
verb
原谅
pronoun
阿富汗人
pronoun
阿富汗
pronoun
阿富汗伊斯兰共和国
pronoun
非洲
noun
非洲之角
pronoun
非洲人
/af.ɾi.ˈkan.d͡ʒa/
pronoun
  1. 南非荷兰语
  2. 南非语
pronoun
阿佛洛狄忒
noun
鸦片
/a.ɡa.ˈmem.non/
pronoun
(mitoloji) Yunan mitolojisinin en önemli kişilerinden biri olup Miken kralı Atreus ile kraliçe Aerope'nin oğlu, Menelaos'un kardeşidir.
阿伽门农
noun
不可知论
noun
广场恐怖
noun
形针
interjection
娃娃
/ahaːˈliː/
noun
人口 [rénkǒu]
noun
朋友
noun
狮鹫
noun
道德
adjective
笨
/ah.ta.ˈpot/
noun
(zooloji) kafadan bacaklılardan, dokunaçlı mürekkep balığı türü
章鱼
noun
覆盆子
noun
森林
/aː.i.ˈle/
noun
(toplum) evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik
  1. 家庭
  2. 家
noun
经纪人
adjective
痛苦
noun
白
noun
白金
noun
白頭海鵰
noun
白桑
noun
白鹡鸰
noun
白鹳
noun
白鹈鹕
noun
山口
noun
大学
noun
河槽 [hécáo]
noun
(astronomi) Güneş Sistemi içinde hareket ederken Dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük gök cismi
流星
noun
螨
/aˈkasja/, /aˈkasjaˈlaɾ/
noun
  1. 刺槐
  2. 金合欢
noun
雕
/ˈacd͡ʒi‿eɾ/
noun
肺
/ˈac.de.niz/
pronoun
(denizler) Atlas Okyanusu'na bağlı, kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asya kıtaları bulunan deniz
地中海
noun
瘦果
noun
文石
noun
白蚁
adverb
对了
noun
痤
noun
护送者
noun
和弦
noun
手风琴
noun
协定
adjective
协定
noun
親戚
noun
同伴
pronoun
天蝎座
noun
蝎子
adjective
消色差的
noun
(頭字母)藏頭詩
adjective
拐子
verb
困扰
noun
公理
verb
打喷嚏
verb
翻译
adjective
主動
noun
肌动蛋白
noun
锕系
noun
  1. 錒
  2. 锕
/ac.ti.vi.ˈte/
noun
etkinlik, faallik
活动
/ak.ˈtœɾ/
noun
(meslekler, sanat) rejisör tarafından kendisine verilen rôlü sahnede oynayan, oyunlardaki kahramanları sahnede canlandıran erkek oyuncu
演员
noun
针术
noun
声学
noun
水彩
noun
水族箱
noun
白血球
noun
硬币
noun
枫
noun
枫糖浆
noun
硬币
noun
蓄电池
noun
流
adjective
液态 [yètài]
/a.ˈkɯl/
noun
知识分子
noun
笔记本
noun
精神疾病
/a.kɯl.ˈlɯ/
adjective
  1. gerçeği iyi gören ve ona göre davranan,
  2. uyanık geçinen
聪颖
noun
愚蠢
noun
尿
verb
倒
noun
流畅
noun
  1. 晚上
  2. 晚
/[ɑc.ˈʃɑm je.me.‿i]/
noun
çeşitli zenginliği olup günün son yemeği
  1. 晚餐
  2. 晚宴
noun
宿醉
noun
白化病
noun
尊鱼
noun
紅腳隼
noun
尊鱼
/a.la.ˈba.ma/
pronoun
(ABD) Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusunda bir eyâlet
亚拉巴马
noun
苤藍
adjective
多种色彩的
noun
曙暮光
noun
斑鱼狗
adjective
多种色彩的
noun
黇鹿
noun
松鴉
noun
描圖
/a.ˈlan/
noun
宇宙
/a.ˈɫan a.dɯ/
noun
區域
noun
术语表
/a.la.ˈba.ma/
pronoun
(ABD) Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzölçümü en büyük, nüfus yoğunluğu en az olan eyâleti
亚拉巴马
noun
合金
noun
珉
noun
信天翁
noun
上校
noun
反照率
noun
醛
/alegoˈɾi/
noun
託寓
/a.ˈɫɛm/
noun
kubbe, minare, sancak direği v.s. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lâle şeklinde süs
旗子
noun
公开
noun
过敏原
noun
过敏
noun
具
/a.ˈɫev/
noun
  1. yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, alaz, yalım, yalın, yalaz, yalaza, şule, ateşin gözle görünen plazmalı bölümü
  2. sıcaklık
  3. flama
  4. (askeriye) ateş
  5. (yangın) yanan maddelerin veya gazların türlü şekillerdeki ışıklı uzantısı
火焰
noun
噴火器
/al.fa.ˈbe/
noun
(dil bilimi, yazı) bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü
字母表
/[ˈɑlɡ]/
noun
藻類
/aɫ.ɡo.ˈɾit.ma/
noun
(bilgisayar bilimi, mantık) Orta Çağ'da ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya bir sonuca en en hızlı bir şekilde ulaşılması işlemi
算法
noun
传感器
noun
生物鹼
noun
烷烃
noun
酗酒
noun
鼓掌
/aɫ.ˈɫah/
pronoun
  1. (İslâm) Tanrı
  2. (Din) Tanrı
阿拉
/alˈmak/
verb
Hırsızlamak, çalmak
拿
pronoun
(milliyetler) Cermen soyundan olan halk ve bu halktan olan kimse
德國人
/al.ˈman.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dil ailesinin Germen dilleri kolundan olup Almanya, Avrupa Birliği, Avusturya, Belçika, Danimarka, İsviçre ve Lihtenştayn'da resmî dil veya dillerden biri olarak kullanılan lisan.
  1. 德语
  2. 德語
/al.ˈman.ja/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa'da yer alan, Avrupa Birliği üyesi bir ülke.
  1. 德国
  2. 德意志
pronoun
德意志联邦共和国
noun
受体
noun
再利用
interjection
喂
pronoun
阿尔卑斯山
noun
高山火絨草
noun
对流层
noun
函数
noun
后缀
noun
交流電
adjective
六十
/alt.ɯʃ.lɯk/
adjective
Altmış yaşında olan veya görünen
六十
noun
  1. 金
  2. 黄金
noun
金牌
noun
王水
adverb
下
noun
左輪手槍
noun
結婚戒指
noun
紅細胞 红细胞
/ala:ˈmet/
noun
描圖
adjective
低
verb
减少
adjective
石膏
noun
  1. 铝/鋁
  2. 铝
  3. 鋁
adjective
  1. 傻子
  2. 蠢貨
  3. 蠢货
adjective
可爱
/aɫɯn/
noun
前額
noun
山楂
noun
习俗
noun
炼金术
/ˈam/
noun
(anatomi, jinekoloji, kaba konuşma) kadının cinsel organı, döl yolu, vajina
屄豁儿
conjunction
但是
pronoun
亚马逊河
/[ɑ.ˈmɑt͡ʃ]/
noun
物镜
noun
  1. 包装工人
  2. 包装食品生产厂
  3. 打包机
noun
抹香鲸
interjection
yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.
伯父
/a.me.ˈɾi.ka/
pronoun
(kıtalar) Bir kıta olarak Kuzey veya Güney Amerika
  1. 美国
  2. 美國
  3. 美洲
/a.me.ˈɾi.ka biɾ.ɫe.ˈʃik dev.ɫet.ɫe.ɾi/
pronoun
(ülkeler) Kuzey Amerika'da bir ülke
美国
/a.me.ɾi.ˈcan sa.mo.a.sɯ/
pronoun
(ülkeler) Güney Pasifik Okyanusu'nda Polinezya'da bulunan Amerika Birleşik Devletleri'ne ait bir ada ülkesi.
  1. 美属萨摩亚
  2. 美屬薩摩亞
adjective
美国的
noun
  1. 鋂
  2. 镅
/ˈa.me.taɫ/
noun
非金属元素
/amˈhaɾd͡ʒa/
pronoun
阿比西尼亚官语
noun
氨基酸
noun
  1. 變形蟲
  2. 变形虫
noun
上将
noun
安曼
noun
氨水
noun
安培
noun
电流表
noun
帝国
adjective
实证
noun
电灯泡
noun
截肢
pronoun
阿姆斯特丹
noun
父母
/aˈna dili/
noun
母语
noun
祖国
noun
祖国
noun
方向
/aˈna.do.lu/
pronoun
(coğrafya) Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı.
安纳托利亚
noun
易位构词游戏
/a.nah.ˈtaɾ/
noun
钥匙
noun
主板
noun
分析师
adjective
分析学
/anaˈliz/
noun
分析
noun
分析員
adjective
模拟
noun
回忆
noun
  1. 菠萝
  2. 菠蘿
noun
资本
noun
  1. 无政府状态
  2. 政治混乱
noun
无政府主义
noun
八角
noun
  1. 解剖學
  2. 解剖学
noun
  1. 剖析家
  2. 解剖学者
adverb
仅有的
conjunction
不过
noun
安地斯
/an.ˈdoɾ.ɾa/
pronoun
(ülkeler) Avrupa'da bir mikrodevlet
安道尔
pronoun
安道尔公国
noun
雄激素
noun
軼事
noun
贫血
/a.nev.ˈɾiz.ma/
noun
(tıp) bir atardamarın bir noktasında oluşan ur şeklindeki gevşeme şişkinliği
  1. 动脉瘤
  2. 動脈瘤
pronoun
安加拉河
noun
家務
pronoun
安哥拉
pronoun
安哥拉共和国
adjective
忽然
adverb
突然
noun
动物界
/ˈan.ca/
pronoun
(edebiyat) Masallarda adı geçen ve var olmayan büyük kuş
西摩格
/ˈaŋ.ka.ra/
pronoun
(belediyeler) bir büyükşehir belediyesi
安卡拉
noun
焦虑
noun
意思
noun
语义学
adjective
语义
noun
反义词
verb
明白
verb
報
/ɑnɫɑˈjɯʃ/
noun
心理
verb
提起
/an.ˈne/
noun
(aile) çocuğu olan kadın
  1. 母亲
  2. 妈妈
noun
外祖母
noun
产科
/a.no.ˈnim ʃiɾ.cet/
noun
(ekonomi, hukuk) sermayesi belirli ve paylara bölünmüş ve borçlarından dolayı yalnız mal varlığıyla sorumlu bulunan şirket
股份有限公司
noun
百科全书
adverb
突然
verb
发誓
pronoun
  1. 南极洲
  2. 南極洲
noun
天线
noun
花药
/an.ˈtiː.ɡu.a ve baɾ.ˈbuː.da/
pronoun
(ada ülkeleri) Karayip Denizi'nin doğusundaki iki adadan oluşan ada ülkesi.
安提瓜和巴布达
/an.ti.ˈcoɾ/
noun
抗体
noun
羚羊
noun
抗菌
noun
反气旋
noun
入口
noun
排骨肉
noun
人类学
noun
拟人论
noun
阴离子
noun
肛门
/a.ˈnɯ/, /aː.ˈnɯ/
noun
  1. geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, #: eş anlamlısı: hatıra
  2. (edebiyat) bir kişinin kendi yaşadığı veya şahit olduğu olayları, bunlar hakkındaki duygu ve düşüncelerini yazdığı edebî eser
记
noun
薄荷
noun
纪念碑
noun
陵墓
/a.ˈnɯt.ca.biɾ/
pronoun
(tarih, Türkiye) Atatürk'ün mezarı
凱末爾陵
noun
主动脉 [zhǔdòngmài]
noun
阑尾
noun
公寓
noun
磷灰石
noun
亚平宁山脉
noun
亚平宁山脉
noun
开胃酒
pronoun
阿波罗
adjective
先驗
/ɑp.tɑɫ/
noun
大教堂
noun
愚蠢
/[ɑ.ˈɾɑ]/
noun
宇宙
noun
小吃
/ɑ.ɾɑ.ˈbɑ/
adjective
(ölçü birimleri) Bir araba miktarında olan
  1. 汽车
  2. 小汽车
/a.ɾa.ˈba va.pu.ɾu/
noun
渡船
/aɾaˈbad͡ʒa/
noun
什么
/a.ɾa.bis.ˈtan/
pronoun
(ülkeler) Çoğunlukla Arapça konuşulan, Arap nüfusun çok olduğu bütün ülkeler.
阿拉伯
pronoun
阿拉贡语
verb
偷窃
noun
群岛
/[ɑ.ɾɑ.ˈlɯc]/
noun
(aylar) yılın on ikinci ayı
十二月
verb
birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak
寻找
/a.ˈɾap.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Çoğunlukla Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da kullanılan, Hami-Sami dil ailesinin Sami koluna mensup dil
  1. 阿拉伯語
  2. 阿拉伯文
  3. 阿拉伯语
/a.ˈɾat͡ʃ/
noun
車輛
/[ɑ.ɾɑʃ.tɯɾ.ˈmɑ]/, /[ɑ.ɾɑʃ.ˈtɯɾ.mɑ]/
noun
研究
/[ɑ.ɾɑʃ.tɯɾ.mɑ.ˈd͡ʒɯ]/
noun
(meslekler) araştırma yapan, inceleyen kimse, araştırıcı, araştırman, mütetebbi
  1. 研究员
  2. 研究員
  3. 研究者
noun
研究
noun
石弓
noun
夜莺
noun
鶇
pronoun
阿瑞斯
noun
俚語
noun
氩
noun
前一天
noun
贵族
noun
算术
noun
平均
noun
心律失常
pronoun
阿根廷
pronoun
阿根廷共和国
/aɾ.ka.ˈdaʃ/, /aɾ.ˈka.daʃ/
noun
朋友
/aɾ.ca.daʃ.ˈlɯc/
noun
友誼
adjective
古体
/aɾc.ˈtic/
adjective
(okyanuslar) Kuzey Kutbu'yla alakalı, Kuzey Kutup yakınında olan
北极
pronoun
北极
noun
纹章
noun
纹章学
/aɾ.ˈmut/
noun
(ağaçlar, gülgiller, meyveler) Çiçekleri beyaz, yurdumuzun her yerinde yetişen bir ağaç ve armut ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi, amıt
  1. 梨
  2. 梨子
/aɾ.na.ˈvut/
noun
(tiyatro) Türk gölge ve ortaoyununda; dürüst, mert, sinirli, kabadayı tiplemesi.
  1. 阿尔巴尼亚的
  2. 阿爾巴尼亞的
/aɾ.na.vut.ˈluc/
pronoun
(ülkeler) Balkan Yarımadası'nda komşuları kuzeyde Karadağ, kuzeydoğuda Kosova, doğuda Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, güneyde Yunanistan olan bir ülke.
  1. 阿尔巴尼亚
  2. 阿爾巴尼亞
/aɾnaˈvutt͡ʃa/
pronoun
  1. 阿尔巴尼亚语
  2. 阿爾巴尼亞語
adjective
香
adjective
香
noun
竖琴
noun
大麦
noun
砷
pronoun
阿耳忒弥斯
noun
关节炎
noun
闰年
noun
陽極
noun
詠嘆調
noun
慾望
verb
要
/a.ˈɾɯ/
noun
(arıcılık, zar kanatlılar) zar kanatlılardan olup tüylü, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan, iki kanatlı uçan böcek
  1. 蜜蜂
  2. 蜂
noun
瓷土
verb
文件档案
noun
不耐烦
/a.ˈsal sa.jɯ/
noun
(matematik, sayılar teorisi) Kendisinden ve 1'den başka tam böleni olmayan, 1'den büyük sayma sayısı
素数
noun
寄生生物
noun
寄生
noun
貴族
adjective
孙
noun
  1. 电梯
  2. 升降机
noun
石棉
noun
乙酸盐
noun
乙酸
noun
乙酰水杨酸
noun
丙酮
/a.si.mi.las.jɔn/
noun
同化
noun
渐近线
noun
酸 [suān]
/as.ˈcer/
noun
askerlik görevi veya ödevi
  1. 士兵
  2. 軍人/军人
noun
逃兵 [táobīng]
noun
军队
/as.ce.ˈriː/
adjective
(askeriye) askerlikle ilgili, askere has
军事的
noun
衣架
/as.ˈla/, /ˈas.laː/
adverb
  1. hiçbir şekilde, hiçbir zaman
  2. sakın, zinhar
从未
/asˈlan/
pronoun
狮子座
noun
  1. 狮子
  2. 獅子
  3. 狮
noun
龍騎兵
noun
勇氣
noun
藤
noun
阿司匹林
/ˈas.sam/
pronoun
(diller) Hindistan'ın 50 eyaletinden biri
阿萨姆邦
/as.ˈsam.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dillerinin Cermen dilleri koluna bağlıdır ve Dünya'nın yaygın lisanlarından biri
阿萨姆语
/e.ˈsemb.ɫi di.ɫi/
noun
(bilişim) işlemcinin anladığı makine diline tercüme eden ve insanların daha kolay anlayabileceği basit bir programlama dili.
汇编语言
noun
砹
/as.te.ɾo.ˈit/
noun
(astronomi) yörüngeleri çoğunlukla Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında kalan gök cisimleri
小行星
noun
中尉
noun
天体物理学
noun
占星术
/as.tɾo.no.ˈmi/
noun
(tabii bilimler) gök cisimlerinin konumlarını, hareketlerini, birbirine olan uzaklıklarının ölçülmesini, bunların fizik ve kimya bakımından yapılarını inceleyen bilim, lamlılar felekiyat, gök bilimi,
天文学
/as.tɾo.no.ˈmic bi.ɾim/
noun
(astronomi) Dünya ile Güneş arasının ortalama uzaklığı olup 149.597.892,3 km'dir.
天文單位
noun
宇航员
/as.tɾos.ˈfeɾ/
noun
(astronomi) Uzayda yıldız ışığının hâkimiyetindeki yıldız sisteminde yüklü parçacıkların kabardığı bir tür yıldız rüzgârı ile yıldızlararası ortam içine şişen bölge.
星風泡
noun
下级军官
noun
哮喘
/ˈas.ja/
pronoun
(kıtalar) Avrupa kıtasının doğusunda yer alan kıta
  1. 亚洲
  2. 亞洲
noun
原因
/[ˈɑt̪]/
noun
(atgiller, tek toynaklılar) atgillerden (equidae), binme, yük çekme, taşıma v.s. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan
  1. 马
  2. 馬
noun
双轮战车
noun
动脉
/a.ˈta.sø.zy/
noun
(edebiyat) uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz
成語
/a.ˈta.tyɾc/
pronoun
Bir soyadı. (Kanunen sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e aittir.)
  1. 阿塔图尔克
  2. 阿塔圖克
noun
无神论
/[ɑ.ˈtɛʃ]/
noun
  1. 火
  2. 火災
noun
萤
noun
停战
noun
充电器
pronoun
雅典娜
pronoun
雅典
noun
獾
noun
马肉
/at.ɫan.ˈtic/
pronoun
(okyanuslar) Atlantik Okyanusu kavramının kısa şekli
大西洋
pronoun
鱈魚
/at.ɫan.ˈtic oc.ja.nu.su/
pronoun
(okyanuslar) Avrupa ve Afrika kıtalarını Amerika kıtasından ayıran, yan denizleri ile birlikte (Akdeniz, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi) yeryüzünün beşte bir alanını kaplayan okyanus.
大西洋
noun
田径
/ɑtˈɫɯkɑɾɯnˈd͡ʒɑ/
noun
旋转木马
verb
丟
noun
大气
noun
  1. 脭颅脳脫
  2. 原子
noun
原子量
noun
原子弹
noun
原子序数
noun
原子核
adjective
原子
noun
中庭
noun
垃圾
noun
污水
noun
(军队建制)排
noun
弹道学
/ˈɑv/
noun
  1. akarsularda, denizde, gölde veya karada evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi
  2. bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması
狩猎
noun
狩猎旅游
adjective
好处
/a.vɑn.tyɾ/
adjective
冒險
noun
打猎者
noun
亞維農
verb
打猎
noun
  1. 鳄梨
  2. 牛油果
pronoun
亚欧大陆
noun
女人
/ˈav.ɾo/
noun
(para) Avrupa Birliği'nin ortak para birimi
欧元
/[ɑv.ˈɾu.pɑ]/
pronoun
(kıtalar) Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusunda bulunan kıta
  1. 欧洲
  2. 歐洲
noun
蜂虎科
/av.ˈɾu.pa biɾ.ɫi.ˈ‿i/
pronoun
(Avrupa, politika) Avrupa Toplulukları (AAET, AET, AKÇT) aracılığıyla izlenen hedef ve politikalarla Avrupa Birliği Antlaşması'yla getirilen iki yeni eylem alanının (Ortak Dış ve Güvenlik Politikasık, Adalet ve İç İşleri Alanında İş Birliği) kapsadığı hedef ve politikaları bir bütün olarak ifade etmek üzere kullanılan kavram.
  1. 歐洲联盟
  2. 欧洲联盟
/av.ˈɾu.pa biɾ.ɫi.ˈ‿i baʃ.can.ˈlaɾ kon.se.ˈji/
pronoun
(Avrupa, hukuk) Avrupa Birliği'nin ülkelerinden birer bakanın katılmasıyla toplanan ve dış politika, yasama ve yönetme belirlemekle vazifeli konsey.
欧洲理事会
/av.ˈɾu.pa biɾ.ɫi.‿i ko.mis.jo.ˈnu/
pronoun
(AB, politika) Avrupa Birliği'nin yürütme organı
欧洲联盟委员会
/av.ˈɾu.pa dev.ɫet ve hy.kʲuː.met baʃ.can.la.ˈɾɯ kon.se.ˈji/
pronoun
(Avrupa, hukuk) Avrupa Birliği'nin en yüksek siyasî kurumu.
欧洲理事会
/av.ˈɾu.pa kon.se.ˈji/
pronoun
(Avrupa, hukuk) Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 1949'da kurulmuş hükûmetlerarası bir kuruluş.
欧洲委员会
noun
喜鹊
/[ɑv.ˈɾu.pɑ.mɛɾ.kɛz.d͡ʒɪ.ˈɫɪk]/
noun
(ideoloji, politika) Şuurlu ya da şuursuzca Avrupa ve Batılı meselelerine, kültür ve değerlerine diğer kültürlerden daha çok önem veren anlayış.
欧洲中心主义
/a.vu.ˈcat/
noun
(hukuk, meslekler) hukuk öğrenimi görmüş ve adalet önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimse
  1. 律师
  2. 律師
pronoun
澳大利亚
/a.vus.tɾo.ˈnez.ja di.ɫi/
pronoun
(coğrafya) Avustronezya'ya has olup yeryüzündeki en büyük temel dil ailelerinden birini meydana getiren dil ailesi.
南島語系
/a.vus.ˈtuɾ.ja/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa'da bağımsızlığını 1955'te ilan etmiş, batıda Lihtenştayn ve İsviçre, güneyde İtalya ve Slovenya, doğuda Macaristan ve Slovakya, kuzeyde Almanya ve Çekya ile komşu olan Avrupa Birliği üyesi ülke.
奥地利
/a.vus.ˈtuɾ.ja.ˈlɯ/
adjective
Kökeni Avusturya olan veya Avusturya vatandaşı olan.
奥地利的
noun
棕榈
/[ˈɑj]/
pronoun
(astronomi) Dünya'nın tek tabii uydusu
  1. 月亮
  2. 月球
/ˈɑj/
noun
(hicrî takvim) art arda gelen iki yeni ay arasında geçen 29½ günlük süre
  1. 月球
  2. 月
noun
手掌
/[ɑ.ˈjɑk]/
noun
  1. 脚
  2. 足
noun
脚踝
noun
足球
/a.ˈjac.ca.bɯ/
noun
  1. 鞋
  2. 鞋子
noun
鞋匠
/ɑjɑz/
noun
霜
noun
  1. 月經周期
  2. 月经周期
/aj.ˈdɯn/
adjective
  1. görgülü, ileri düşünceli, kültürlü, okumuş (kişi)
  2. ışık alan, ışıklı
  3. kolayca anlaşılacak kadar açık (söz veya yazı)
有学问
/aj.dɯn.ˈlɯc/
adjective
壮丽
/aj.dɯn.ˈlɯc/
noun
光
noun
公马
noun
器官系統
/aj.ˈma.ɾa.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Ağırlıklı olarak And Dağları çevresinde yaşayan bir Güney Amerika yerli kavminin konuştukları dil
艾马拉语
/ajˈna/
adjective
  1. 镜子
  2. 鏡子
adjective
一般 [yībān]
noun
锿
noun
爱兰
/ɑjˈɾɯ/
adverb
单
/ɑjˈɾɯ ɑjˈɾɯ/
adjective
不同
noun
差
adjective
詳細
noun
四声
/aj.ˈva/
noun
榲桲
/ˈaj.t͡ʃi.t͡ʃe.‿i/
noun
(birleşikgiller, bitki anatomisi) Bu bitkinin yağ çıkarılan ve çerez olarak da yenilen tohumu
向日葵
noun
煙斗
noun
海豹
adjective
清醒
/aˈjɯp/
noun
丢脸的事
noun
强弱法
/ˈaz/
adverb
alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak
容易
pronoun
亚速海
verb
呵责
/aː.zeɾ.baj.dʒan/
pronoun
  1. 阿塞拜疆
  2. 亚塞拜然
pronoun
阿塞拜疆共和国
pronoun
阿塞拜疆的
/ˈazimut/
noun
方位角
pronoun
亚速尔群岛
noun
氮
noun
供电
/[ˈɑt͡ʃ]/
adjective
  1. (fizyoloji) yemek yemesi gereken
  2. yiyecek bulamayan
  3. gözü doymaz, haris
  4. çok istekli, hevesli
饥饿
noun
杜鵑花
noun
部首
noun
杜鹃花
noun
饥饿
/[ɑt͡ʃˈmɑk]/
verb
开
/[ɑ.ˈt͡ʃɯk]/
adjective
  1. açılmış, kapalı olmayan
  2. aralığı çok
  3. boş
  4. boş, görevlisi olmayan (iş, vazife), münhal
  5. çalışır hâlde olan
  6. çıplak, örtüsüz
  7. engelsiz, serbest
  8. gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen
  9. her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen
  10. kolay anlaşılır
  11. rengi koyu olmayan
  12. sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan
明确
noun
(coğrafya) şehrin gürültüsünden uzak, insanların dinlenebilecekleri çeşitli bitkilerle kaplı ve geniş, kapalı olmayan yer
广场
noun
拍卖
noun
圆形剧场
adjective
圆滑 [yuánhuá]
noun
解释
verb
解释
noun
空間
/[ɑˈt͡ʃɯkt͡ʃa]/
adverb
当然
verb
开
noun
角动量
noun
裁員
noun
开学
noun
视网膜
noun
桥
adjective
哥哥
/a.ˈ‿a.bej/
interjection
saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü
兄
/aˈat͡ʃ/
noun
(ağaçlar) boyu en az beş metre, çapı da 10 cm'den aşağı olmayan, dal, sürgün ve yapraklarının oluşturduğu tepe tacını tek bir gövde üzerinde taşıyan, her yıl çap artımı yaparak kalınlaşan, sürgün vererek boylanan, hücrelerinin büyük bölümü odunlaşmak bitki anatomisi laşmış olan, uzun ömürlü bitki
  1. 树
  2. 樹
noun
枸橼
noun
貂
noun
麻雀
noun
木管
noun
流泪
verb
  1. 哭
  2. 哭泣
noun
悲剧
/[ɑ‿.ˈɾɯ]/
noun
(fizyoloji, psikoloji) vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı, sancı, veca
痛
adjective
無痛
noun
  1. 八月
  2. 8月
verb
吃
noun
升华
adjective
重
adverb
慢慢
verb
株
noun
重金属
noun
重水
verb
减速
noun
失重 [shīzhòng]
/ɑ.ˈ‿ɯz/
noun
  1. 口
  2. 嘴巴
noun
河口
noun
度
noun
等级制度
pronoun
  1. 文德语
  2. 文德語
/aː.ʃi.ˈkʲaɾ/
adjective
açık, apaçık, belli, meydanda
明确
/[ˈaʃc]/
noun
  1. 爱
  2. 喜爱
  3. 恋爱
  4. 热爱
noun
厨师
noun
餐
noun
疫苗
verb
回避
/bɑˈbɑ/
noun
  1. 爸爸
  2. 父亲
  3. 父
noun
火鸡
noun
外祖母
noun
旗杆
noun
父性
noun
謙虛
/ˈba:bil/, /ˈba:bilˈleɾ/
pronoun
巴比伦
noun
狒
noun
  1. 煙囪
  2. 烟囱
/ba.ˈd͡ʒac/
noun
  1. (anatomi, primatlar) Vücudun yürümeye yarayan kasıktan tabana kadar olan bölüm
  2. (anatomi, zooloji) Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ
腿
noun
  1. 杏仁
  2. 扁桃腺
  3. 扁桃體
noun
英寸
noun
行李
noun
小棍
pronoun
  1. 巴哈马
  2. 巴哈馬
noun
春季
adjective
辣
pronoun
巴林
pronoun
巴林王国
verb
提起
/bah.ˈt͡ʃe/
noun
  1. 花园
  2. 公园
noun
草莓
noun
小费
noun
大臣
noun
部
noun
蚕豆
/baklaˈva/
noun
巴拉瓦饼
verb
看
noun
桶
noun
  1. 细菌
  2. 細菌
noun
细菌学者
pronoun
巴库
noun
展
adjective
疏忽
noun
  1. 铜
  2. 銅
noun
看
noun
对称性
adjective
不对称
/[ˈbäɫ̪]/
noun
(arıcılık, yiyecekler) özellikle bal arılarsının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp, kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde
  1. 蜂蜜
  2. 蜜
noun
蜜蜂
noun
蜂蜡
/ba.ˈla.sa.ɡun/
pronoun
(coğrafya) İlk Çağ'da Soğdya, günümüzde de Kırgızistan'daki Çu Nehri vadisinde Bişkek ile Issık Göl arasında tarihî bir şehir.
八剌沙衮
noun
腓
noun
芭蕾舞
/ba.ˈli.na/
noun
  1. 鯨
  2. 鲸鱼
noun
弹道学
noun
阳台
noun
热气球
noun
  1. 斧
  2. 扁 斧
pronoun
双鱼座
/bɑˈɫɯk/
noun
  1. 鱼
  2. 魚
noun
鱼网
noun
魚類學 鱼类学
noun
乳
noun
鱼卵
noun
魚夫
noun
钓鱼
/ˈbambu/
adjective
竹
noun
秋葵
pronoun
我
adjective
平凡
noun
部
noun
  1. 乐队队长
  2. 指挥
pronoun
曼谷
/ˈbanglaˈdeʃ/
pronoun
孟加拉国
pronoun
孟加拉国
noun
长椅
/ban.ˈca/, /ˈban.ca/
noun
(bankacılık) Bankacılık işleminin yapıldığı yer
銀行
noun
銀行帳戶
noun
  1. 庄票
  2. 纸币
noun
  1. 洗手间
  2. 浴室
noun
浴缸
noun
门
pronoun
巴巴多斯
/[bɑɾˈbɑɾ]/
adjective
蛮
adjective
杯子
noun
  1. 馬
  2. 马
noun
服务器
noun
气压表
noun
重子
noun
避难所
verb
住
/ba.ˈɾɯʃ/
noun
和平
noun
度
adjective
简单
adjective
巴斯克
noun
篮球
/ˈbask.ˈt͡ʃa/
pronoun
(diller) İspanya'nın kuzeyinde özerk bir bölgede yaşayan Baskların kullandığı dil
巴斯克语
noun
触发器
noun
出版
/bas.cɯ.ˈlɯ dev.ˈɾe caɾ.tɯ/
noun
印制电路板
noun
寇
verb
踢
pronoun
波斯湾
noun
低
/baˈsɯ/
noun
出版
noun
打印机
noun
打印
noun
压力
verb
沉下
/bat.taː.ni.ˈje/
noun
毯子
/ba.ˈtɯ/
noun
(yönler) yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, günindi, garp, mağrip
西
/ba.ˈtɯ al.man.ja/
pronoun
德意志联邦共和国
pronoun
西撒哈拉
noun
行李箱
pronoun
巴伐利亚
/bɑj/
noun
先生
noun
小姐
adverb
很
noun
松鸦
noun
雀鹰
noun
游隼
noun
黄鼠狼
noun
琵嘴鸭
noun
琵鹭
noun
鴉
noun
仓鸮
noun
(baykuşgiller) baykuşgiller familyasından baykuş türü
鵰鴞
noun
普通燕鷗
noun
雉鸡
noun
椋鳥
noun
云雀
noun
天鹤座
noun
翠鸟
noun
猎鹰
noun
普通鵟
/bajˈkuʃ/
noun
  1. 鸮形目
  2. 猫头鹰
noun
(sembol adları) milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak, alem
  1. 旗子
  2. 旗
noun
旗帜学
/baj.ˈɾam/
noun
(sosyal etkinlik) dinî ya da millî açıdan önemli olduğu için kutlanan günler
派對
noun
位元组
noun
兽医
noun
丘
noun
玄武岩
/baːzen/
adverb
偶尔
/ba.ˈzu.ca/
noun
(askeriye, silahlar) Öz itmeli mermi atan, genellikle zırhlı araçlara karşı yakın savaş sırasında kullanılan hafif silah
巴祖卡火箭筒
adverb
偶尔
/[ˈbɑ‿]/
noun
(halk ağzı) düğüm
结
noun
菟丝子
pronoun
巴格达
noun
上下文 [shàngxiàwén]
/ba‿.la.ˈmac/
verb
扎
noun
连词
noun
相對濕度
/ba.‿ɯm.ˈsɯz/
adjective
自主​的
noun
独立
verb
叫
noun
肠
verb
赠送
/[ˈbɑʃ]/
noun
başlangıç
  1. 頭
  2. 头
  3. 头脑
  4. 頭腦
noun
穗
noun
总理
noun
主任医师
/baʃ.ˈka/
adposition
ayrıca, üstelik, bir yana anlamlarında -den başka şeklinde kullanılan söz
除了
noun
首都
/bɑʃ.ɫɯk/
noun
制止
noun
嫁妆
noun
拇指
/ˈbaʃpiskopos/
noun
总主教
noun
方丈
noun
安那其
noun
山雀
/[bɛ.ˈbɛk̚]/
noun
婴儿
/bɛˈbɛc ɑɾɑbɑˈsɯ/
noun
婴儿车
adjective
自由
noun
身体
noun
美学
adjective
动物
noun
还原号
verb
等待
/be.ˈkʲaɾ/
noun
hiç evlenmemiş kişi
单身
noun
塔利亚
/be.laː.ˈɡat/
noun
修辞
/belediˈje/
noun
市政當局
noun
文件
adjective
陌生人
adverb
明确
noun
決定論
verb
出版
/beliɾˈtet͡ʃ/
noun
副词
noun
動名詞
noun
决定性的
noun
宾格
/be.ɫiɾt.ˈme haː.ɫi/
noun
宾格
noun
公理
pronoun
伯利兹
/bɛlˈci/
adverb
或许
/beɫ.ˈɫek/
noun
記性 记性
pronoun
  1. 比利时
  2. 比利時
pronoun
比利时王国
pronoun
比利时
noun
降
adjective
私
idiom
在我之后,哪管他洪水滔天
noun
斑嘴鹈鹕
pronoun
孟加拉湾
pronoun
孟加拉语
adjective
永恆
verb
收养
verb
收养
pronoun
贝宁
noun
脸
verb
记得
noun
苯
pronoun
连
/benzin/
noun
汽油
adverb
一起
noun
贝雷帽
adverb
謝天謝地
noun
佛手柑
noun
鈹
/ˈbeɾ.ɫin/
pronoun
  1. (Almanya, başkentler) Almanya'nın başkenti ve en büyük şehri.
  2. (Almanya, eyaletler) Almanya'nın 16 eyaletinden biri.
柏林
/ˈbeɾ.ɫin du.vɑ.ˈɾɯ/
pronoun
(Doğu Almanya, tarih) Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin'de yapımına başlanan ve yine Doğu Almanya'nın, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini açıklamasının ardından 9 Kasım 1989'da yıkılan duvar.
柏林圍牆
pronoun
百慕大
pronoun
伯尔尼
noun
(coğrafya) kıstak, dil
地峡
adverb
亮
noun
食物
noun
供电
noun
排砖机
/be.ˈtic di.ɫi/
noun
(programlama) betik yorumlamak için yazılmış sistemlerin yorumlayabileceği programlama dili
脚本语言
noun
混凝土
/ˈbej/
noun
先生
noun
告白
noun
告白
adjective
  1. 白
  2. 白色的
noun
雏菊
noun
白肉
pronoun
白俄罗斯
/beˈjaz ɾust͡ʃa/
pronoun
  1. 白俄羅斯語
  2. 白俄罗斯语
noun
先生
noun
  1. 马
  2. 馬
noun
马力
/be.ˈjin/
noun
(anatomi) Kafatasının üst bölümünde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre şeklinde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve şuur merkezlerinin bulunduğu organ
  1. 脑
  2. 头脑
/bɛˈjin ɟœˈt͡ʃy/
noun
头脑流出
noun
小脑
/ˈbej.ɾut/
pronoun
(başkentler) Lübnan'ın en büyük şehri ve başkenti
贝鲁特
noun
证据
noun
棒球
noun
吻
noun
豌豆
noun
悲观主义
verb
喜欢
/ˈbeʃ/
adjective
(sayıları) dörtten sonra altıden önce gelen sayma sayısı
  1. 五
  2. 伍
/ˈbeʃ jyz/
adjective
(sayılar) dört yüz doksan dokuzdan sonra, beş yüz birden önce gelen sayma sayısı
五百
adjective
分之
noun
冬季兩項
noun
菜椒
noun
迷迭香
noun
乳头
noun
牛排
noun
台球
noun
台球
noun
尾
verb
告知
noun
手腕子
noun
票
noun
元件
noun
元件
adjective
圣贤的
adjective
圣贤的
/bil.ˈɡi/
noun
知识
noun
計算機科學
noun
知识论
/biɫ.ˈɡi tec.no.ɫo.d͡ʑi.ˈsi/
noun
(bilişim) Genellikle bir işletme veya başka bir girişim bağlamında veri veya bilgi depolamak, almak, iletmek, çalışmak ve işlemek için bilgisayarların kullanılması.
信息技术
noun
诡辩
/[biɫ.ɟi.sɑ.ˈjɑɾ]/
noun
  1. 计算机
  2. 电脑
  3. 電腦
noun
程序员
/bi.ˈɫim/
noun
科学
noun
科学家
noun
科幻小说
adjective
科学
noun
计算机科学
noun
信息论
noun
知识
/bilˈmec/
verb
知道
/bi.ˈnaː/
noun
  1. (dil bilimi) çatı
    声
  2. (mimarlık) yapı
    建筑物
noun
少校
noun
千年
/ˈbir/
adjective
(rakamlar, sayılar) sayıların ilki
一
/ˈbir/
noun
(rakamlar, sayılar) en küçük sayma sayısı
一
adverb
一起
/biɾ‿ˈʃɛj/
pronoun
东西
noun
啤酒
adverb
突然
noun
个人主义
noun
个人主义
noun
合成
/bi.ɾin.ˈd͡ʒi/
adjective
(sıral sayılar) bir sayısının sıra sıfatı
第一
/biɾ.ɫe.ˈʃic/
adjective
bir araya gelmiş, birleşmiş olan
单色
noun
合成词
/biɾ.ɫe.ʃik a.ˈɾap e.miɾ.ɫic.ɫe.ɾi/
pronoun
(ülkeler) Arap Yarımadası'nda yedi emirlikten oluşan bir Orta Doğu ülkesi
阿拉伯联合酋长国
/biɾ.ɫe.ˈʃik kɾal.lɯc/
pronoun
(ülkeler) İngiltere, Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Man Adası ülkelerinden oluşan krallık.
英国
verb
合并
/ˈbiɾ.ɫeʃ.ˈmiʃ miɫ.ɫet.ˈɫeɾ/
pronoun
(Birleşmiş Milletler, milletlerarası, politika) Dünya barışını ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel iş birliğini sağlamak üzere 1945'te kurulmuş olan milletlerarası örgüt
联合国
noun
统一
/biɾ.ˈlic/
noun
单位
noun
竞争
noun
自行车
noun
餅乾
/bi.tin.ˈɫeɾ/
pronoun
比提尼人
/biˈtinja/
pronoun
比提尼亞
verb
中断
noun
植物
noun
解剖学
noun
植物学家
noun
植 物 学
adjective
植物学
adjective
植物
noun
传记
noun
  1. 生物化学
  2. 生物化學
noun
  1. 生物学家
  2. 生物學家
/bi.jo.ɫo.ˈd͡ʑi/
noun
(tabii bilimler) bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı
  1. 生物学
  2. 生物學
noun
生物工艺学
noun
黑云母
/ˈbiz/
pronoun
我们
noun
鉍
noun
词素
noun
  1. (biyoloji) varlıkların, özellikle canlıların yapılarını ve gelişimlerindeki biçimlenmeyi inceleyen bilim, yapı bilimi
  2. (dil bilimi) dilin anlam taşıyan en küçük yapı birimi olan biçim birimi, bir kelimenin henüz sınıflandırılmamış öğesi, yapı bilgisi, şekil bilgisi, sarf
形态学
adjective
正式
noun
囊胚
/ˈbloɡ/
noun
(bilişim, İnternet) Teknik bilgi gerektirmeden istedikleri şeyleri istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen Web siteleri
博客
noun
屎
noun
拳击
noun
  1. 拳击手
  2. 拳擊手
pronoun
  1. 玻利维亚
  2. 玻利維亞
noun
熊蜂
adjective
优厚
noun
好
noun
硼
noun
证券交易所
noun
管
/ˈbos.na soj.cɯ.ɾɯ.mɯ/
pronoun
(Bosna-Hersek, milletlerarası hukuk) 1992-1995 seneleri arasında Bosna Savaşı sırasında Boşnaklara karşı özellikle Sırplar tarafından Bosna ve Hersek topraklarında yapılmış bir soykırım.
波斯尼亚大屠杀
/ˈbos.na ˈheɾ.sek/
pronoun
(ülkeler) Bosna-Hersek'in resmî isim.
波斯尼亚
/ˈbos.na ˈheɾ.sek/
pronoun
(ülkeler) Batı Balkanlar'da bir ülke
波斯尼亚
/ˈbos.na.ˈlɯ/
pronoun
(milletler) Bosna vatandaşı olan kişi.
波斯尼亚人
noun
稻草人
noun
靴子
noun
植物园
pronoun
博茨瓦纳
noun
保龄球
noun
染房
noun
抵制
noun
经度
noun
瓶頸
noun
斜頸
noun
维度
adjective
灰色
noun
棕熊
/bo.ˈzon/
noun
玻色子
noun
  1. 零錢
  2. 零钱
noun
分解作用
pronoun
金牛座
/boˈɰɑ/
noun
公牛
noun
脖子
/bo.ˈ‿a.zi.t͡ʃi/
pronoun
(İstanbul) İstanbul Boğazı
伊斯坦布尔海峡
/ˈbo‿.dan/
pronoun
(coğrafya, tarih) Bugünkü Moldova'ya ve Romanya'nın Moldova'ya komşu bazı bölümlerine Osmanlıların verdiği ad
伏尔塔瓦河
noun
脊柱
noun
空集
noun
真空
noun
真空
/bɾeˈton.d͡ʒa/
pronoun
布列塔尼语
pronoun
巴西
pronoun
巴西联邦共和国
/[bɾɪ.ˈtɑn.jɑ ɪn.ɡɪ.ɫɪz.d͡ʒe.si]/
pronoun
(diller) Britanya'da konuşulan İngilizceleri bir arada toplayan dil
英國英語
noun
溴
noun
支气管炎
pronoun
文莱
pronoun
布列塔尼
pronoun
布鲁塞尔
/ˈbu/
adjective
yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren söz
  1. 这
  2. 这个
/ˈbu/
pronoun
(işaret adılı): en yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan söz
  1. 这
  2. 这个
adverb
对了
pronoun
佛陀
adjective
佛教徒
/bu.ˈdizm/
pronoun
(Budizm) M.Ö. 5. yüzyılda kuzeydoğu Hindistan'da Siddartha Gautama tarafından kurulmuş, tanrısı olmayan, karma öğretisine dayalı din ve felsefe
佛教
noun
人民
noun
民族学
/bugyn/
adverb
今天
noun
蒸氣
noun
水汽
noun
蒸汽机车
noun
危机
noun
火花塞
/bukaɫeˈmun/
noun
变色龙
noun
来源
noun
洗碗機
noun
推土機
pronoun
  1. 保加利亚语
  2. 保加利亞語
pronoun
保加利亚
verb
找到
/bu.ˈlut/
noun
(meteoroloji) buz kristalleri, su damlacıkları ya da bunların karışımlarından oluşan, toprağa değmeyen, gözle görülür kütle
  1. 雲
  2. 云
noun
專利
noun
乔木
noun
回飞棒
noun
危机
/burˈdɑ/, /[burɑˈdɑ]/
adverb
這裡
noun
湍流
/ˈbuɾ.ɡen.land/
pronoun
(Avusturya, eyaletler) Avusturya'nın doğusunda Macaristan hududunda bulunan en yeni eyaleti.
布尔根兰州
noun
资产阶级 [zīchǎnjiējí]
adjective
酸味
/[buˈrun]/
noun
  1. 鼻子
  2. 鼻
noun
鼻孔
pronoun
蒲隆地
/ˈbut/
noun
  1. (anatomi) insan vücudunun kalça ile diz arasındaki kısmı
    大腿
  2. hayvanların, arka bacaklarının gövdeye bitişik olan dolgun, etli bölümü
    屁股
/ˈbu.tan/
pronoun
(ülkeler) Güney Asya'da Hindistan'ın kuzeybatısında Çin hududunda Budist bir ülke
不丹
/ˈbu.tan kɾal.lɯ.‿ɯ/
pronoun
(ülkeler) Butan'ın resmî ismi
不丹王国
noun
冰
/ˈbuz da.‿ɯ/
noun
(coğrafya) Kutup bölgelerinde buzullardan koparak akıntılarla yer değiştiren büyük buz parçası; aysberg
冰山
noun
小牛 [xiǎoniú]
noun
冰箱
noun
破冰船
noun
海冰
noun
冰川学
/bu‿.ˈdaj/
noun
(buğdaygiller, tahıllar) buğdaygillerin, ekmek yapımında taneleri öğütülüp kullanılan örnek bitki
小麦
noun
小麥麵粉
noun
草
noun
  1. 肾脏
  2. 肾
/bøˈd͡ʒɛc/
noun
  1. 昆虫
  2. 昆蟲
noun
杀虫剂
noun
党哥
/bøɫ.ˈɡe/
noun
地方
/bø.ˈɫym/
noun
章
noun
愚蠢
noun
黑莓果子
noun
冷餐台
pronoun
布加勒斯特
/bylˈbyl/
noun
夜莺
noun
办公室
noun
官僚
noun
財政預算案
noun
魔法
/by.ˈjyc/
noun
(mecaz) Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse.
  1. 泰
  2. 大
noun
大白鷺
/by.ˈjyk bɾi.tan.ja/
pronoun
大不列顛島
pronoun
五大湖
/by.ˈjyc oc.ja.nus/
pronoun
(okyanuslar) Yeryüzünde bulunan en büyük okyanus
太平洋
noun
  1. 外公
  2. 爷爷
  3. 祖父
verb
长
noun
無聊
noun
鹌鹑
noun
囟脑门儿
/[d͡ʒɑˈdɯ ɑˈvɯ]/
noun
(tarih) cadı olduğuna inanılan kimselerin yakalanması, yargılanarak veya yargılanmadan cezalandırılması olayı.
猎巫
/dʒam/
noun
(bina malzemeleri) soda veya potas katılmış silisli kumun ateşte eritilmesiyle yapılan sert, şeffaf ve kırılgan malzeme, sırça
玻璃
noun
青色
/d͡ʒaː.ˈmi/
noun
清真寺
noun
痛
noun
知己
noun
救护车
noun
万物有灵论
noun
活力
noun
往來戶口
pronoun
爪哇語
verb
放弃
adjective
好看
noun
山
noun
直布羅陀海峽
/d͡ʒe.ˈbiɾ/
noun
(matematik) artı ve eksi gerçek sayılarla bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu
  1. 代数
  2. 代数学
noun
地狱
noun
传票
noun
社会
/d͡ʒe.ˈnev.ɾe/
pronoun
日內瓦
noun
胎儿
noun
战争
noun
天堂
noun
口袋
noun
手机
pronoun
(cüce gezegenler) Asteroit Kuşağı'nda bulunan en büyük gök cismi olan bir cüce gezegen.
谷神星
noun
外科醫生
/d͡ʒeɾ.ɾaː.ˈhi/
noun
(tıp) ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu.
外a科
/[d͡ʒɛ.sɑː.ˈɾɛt]/
noun
cüret
勇气
noun
尸体
/[d͡ʒɛ.ˈsuɾ]/
adjective
勇敢
/[d͡ʒɛ.ˈsuɾ]/
adverb
勇敢的
noun
爷爷
/d͡ʒetˈvel/
noun
尺
noun
羚羊
/d͡ʒe.ˈzaː/
noun
(hukuk) suç işleyen bir kişinin mallarına, şerefine, hürriyetine, hayatına karşı kanunların öngördüğü müeyyide
惩罚
/ce.ˈzaː.e.vi/
noun
监狱
pronoun
(ülkeler) Kuzey Afrika'da ülke; Afrika'nın Sudan'dan sonra ikinci büyük ülkesi
  1. 阿尔及利亚
  2. 阿尔及尔
pronoun
阿尔及利亚民主人民共和国
pronoun
圣诞岛
pronoun
吉布提
pronoun
吉达
adjective
认真
/d͡ʒiˈhat/
noun
圣战
noun
皮膚
/ˈd͡ʒin/
noun
  1. (alkollü içecekler) arpa, buğday, yulaf v.s.'den elde edilen ve ardıçla kokulandırılan bir tür içki
    杜松子酒
  2. (din) dinî inanışa göre ateşten yaratılmış, duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama kabiliyetine sahip, ilahî emirlere uymakla yükümlü tutulan yaratık
    妖魔
noun
  1. 性取向
  2. 性倾向
  3. 性傾曏
  4. 性取曏
  5. 性指向
  6. 性指曏
noun
性
/d͡ʒi.ˈsim/
noun
    1. (anatomi) arka, beden, gövde, vücut
    2. (cebir) Boş olmayan bir küme üzerinde '+' ve '×' ikili işlemleri tanımlanan ve bu kümenen '+' işlemiyle bir değişmeli grup ve bu değişmeli grubunun etkisiz elemanı hariç olan kümeyle '×' işlemi ikinci bir değişmeli grup meydana getirmesi ve '×' işleminin sağdan ve soldan '+' işlemi üzerine dağılma özelliği olmasıyla ortaya çıkan cebirsel yapı.
    物体
  1. (fizik) tabiatta element, bileşik veya bunların karışımları hâllde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, hislerle idrak edilebilen şey
    身
/d͡ʒi.ˈsim/
noun
基本粒子
adjective
优美
noun
周围
noun
鸡
pronoun
科科斯(基林)群岛
noun
地理学
noun
地理学者
verb
勉
/d͡ʒu.ˈma:/
noun
星期五
/d͡ʒu.ˈmaɾ.te.si/
noun
(haftanın günleri) Haftanın cumadan sonra ve pazardan önce gelen altıncı günü
星期六
noun
公开
/d͡ʒum.ˈhuɾ it.ti.faː.cɯ/
pronoun
(politika, Türkiye) 20 Şubat 2018 tarihinde AK PARTİ ile MHP arasında kurulan ve daha sonra başka partilerin de katıldığı seçim ittifakı.
人民聯盟
/[d͡ʒʊm.hʊː.ɾɪ.ˈjɛt]/
noun
  1. 共和国
  2. 共和國
adjective
大方
adjective
矮人
/d͡ʒy.ˈd͡ʒe ɡe.ze.ɡen/
noun
(astronomi, planetoloji) Kendi çekim kuvvetinin etkisiyle şekli yuvarlak ve kütlesi büyük olup bir yıldız sisteminin merkezî yıldızının etrafında dönen, uydu olmayan, fakat yörüngesinde başka gök cisimleri bulunan bir planemo.
矮行星
/d͡ʒym.ˈɫe/, /ˈd͡ʒym.ɫe/
noun
(dil bilimi) hüküm bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi
句子
pronoun
都
noun
句子
/ˈd͡ʒym.ɫe.ˈsi/
pronoun
都
adjective
差
noun
拉肚子
noun
汞
noun
汞齊
noun
螺栓
adjective
液态 [yètài]
noun
兄弟
noun
保姆
/da.ˈha/
adverb
  1. kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz
  2. sıfatların önüne gelerek karşılaştırma ilgisi kurar
最
conjunction
也
adverb
总是
noun
楼
/[dɑˈcʰɪː.kɑ]/
noun
  1. 分钟
  2. 分
noun
打字员
noun
枝
noun
  1. 脾脏
  2. 脾臟
/dal.ˈɡa/
noun
(argo) dalgınlık
波浪
noun
波长
noun
防波堤
/ˈdam/
noun
屋頂
noun
  1. 上顎
  2. 上颚
noun
管
noun
新郎
/dam.ˈla/, /ˈdam.la/
verb
滴
noun
蒸馏
pronoun
丹麦语
/[dɑ.nɪ.ˈmɑɾ.kɑ]/
pronoun
  1. 丹麦
  2. 丹麥
/[dɑ.nɪ.ˈmɑɾ.kɑ.ˈlɯ]/
adjective
丹麦的
/[dɑ.nɪ.ˈmɑɾ.kɑ.ˈlɯ]/
pronoun
丹麦人
noun
  1. 跳舞者
  2. 舞女
  3. 舞蹈家
  4. 舞蹈演员
noun
花边
noun
新闻发言人
noun
量皮重
noun
焦虑
noun
小米
/davɾaˈnɯʃ/
noun
举止
/ˈda‿/
noun
(coğrafya, jeomorfoloji, tabii bilimler) yer kabuğunun çıkıntılı, eğimli, yüksek yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü
山
noun
美洲狮
noun
灰熊
noun
杨树
noun
鼠尾草
noun
登山运动
verb
送
suffix
noun
侦探
noun
閒話
noun
珍宝
/dɛfˈnɛ/
noun
月桂树
/def.ˈteɾ/
noun
(yazı, kâğıt) genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için araya tutturulmuş kâğıt yaprakları
本子
noun
自然神论
noun
告白
noun
刀
noun
孔
/de.ˈɫiɫ/
noun
insanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz
证据
/ˈdelta/
noun
三角洲
noun
幻想
noun
意思
verb
說
noun
花束
/deˈmiɾ/
adjective
  1. 鐵
  2. 铁
/dɛˈmiɾ peɾˈdɛ/
pronoun
  1. 鐵幕
  2. 铁幕
/de.ˈmiɾ jo.lu/
noun
(demir yolu ulaşımı) lokomotif, vagon v.s. demir tekerlekli vasıtaların üzerinde hareket ettiği paralel iki çelik ray döşenerek yapılan bir tür yol
铁路
noun
铁匠
noun
灰色的
noun
民主
pronoun
刚果民主共和国
verb
尝试
verb
控制 [kòngzhì]
noun
经验主义
noun
实证
/deɲ.ˈɟe/
noun
bir cismin veya insanın devrilmeden durma hâli
天平
/de.ˈniz/
noun
(coğrafya, okyanus bilimi) bir okyanus ile bağı olan ve büyük bir alanı kaplayan ve genellikle tuzlu olan su kütlesi, , bahir, derya
  1. 大海
  2. 海
adjective
潜艇
noun
海灘 海滩
noun
海参
noun
海龟
noun
洁白雕
noun
海军
noun
人魚
noun
海平面
noun
海水
noun
水上飛機
noun
水母
noun
海狮
noun
海马
noun
水手
noun
航海
noun
海星
noun
海葵
noun
省
/dep.ˈɾem/
noun
(sismoloji) yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı
地震
noun
地震学
/de.ˈɾe/
noun
涓
noun
度
noun
蒔蘿
/deˈɾi/
noun
皮
noun
深淵
noun
深处 [shēnchù]
noun
集中
noun
集中
/ˈdæɾs/
noun
ders bilgisi aktarımı için ayrılan süre
课
noun
教科书
noun
课室
noun
疼痛
noun
支持
adjective
支持的
verb
持续
/de.ˈve/
noun
  1. 骆驼
  2. 駱駝
/dɛˈvɛ dicɛˈni/
noun
蓟
noun
鸵鸟
noun
動力學
noun
动能
noun
运动 [yùndòng]
/dev.ˈɫet/
noun
国
noun
元首
pronoun
奥斯曼帝国
verb
繼承
/ˈdev.ɾe/
noun
Belirlenmiş zaman dilimi, fasıl.
循环
noun
革命
noun
方言
/deˈ‿eɾ/
noun
价值
/de.ˈilʲ/, /ˈde.ilʲ/
adposition
cümlede bazı unsurları olumsuzlamak amacıyla kullanılan edat
  1. 非
  2. 不
noun
磨子
noun
磨石
/de.iˈʃic/
adjective
不同
noun
换
/de‿iʃimˈleɾ/, /de‿iˈʃim/
noun
变化
noun
变数
noun
参数
verb
倒
noun
碰
pronoun
底格里斯河
noun
長方形
adjective
竖的
/diˈciz ɑjnɑˈsɯ/
noun
后视镜
/dik.kätʲ/
noun
注意
noun
集中
verb
缝
noun
专政
/ˈdiɫ/
noun
  1. (dil bilimi) çağa, gruba, yazara mahsus kelime hazinesi ve cümle bilgisi; lisan, zeban
    1. 語言
    2. 舌
  2. (Adana ağzı) anahtar
    1. 舌
    2. 舌头
    3. 舌頭
/ˈdiɫ aː.i.ɫe.ˈsi/
noun
(dil bilimi) birbiriyle aynı kökten gelen akraba dil topluluğuna verilen isim.
语言系属分类
noun
舌
noun
语法
noun
语言学
noun
性
verb
birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek
求
noun
乞丐
/diɫ.ˈɫeɾ a.ɾa.sɯ/
adjective
(dil bilimi) muhtelif dillerde kullanılan
跨語言的
adjective
言语学
/ˈdin/
noun
(din bilimi) Tanrı'ya, tabiatüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve ibadeti sistemleştiren toplumsal kurum
宗教
noun
  1. 炸药
  2. 炸藥
verb
听
noun
恐龙
adjective
宗教
/diː.ˈniː/
adjective
宗教
/dip.ɫo.ma.ˈsi/
noun
外交
adjective
外交 的
noun
方向
verb
捍
noun
电阻器
noun
生物化学
noun
肘
noun
尺骨
noun
唱片
noun
镝
noun
蒸馏
/dis.ˈtop.jɑ/
noun
Ütopik bir toplum anlayışının antitezi
反乌托邦
noun
分布
/di.ja.ˈbet/
noun
糖尿病
noun
横膈膜
/di.ja.ˈɡɾam/
noun
(botanik) Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak
图解
noun
辩证法
/di.ja.ˈloɡ/
noun
  1. hikâye, oyun, roman, v.s. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması
  2. karşılıklı konuşma
  3. konuşmaya dayanılarak yazılmış eser
  4. (mecaz) anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma
对话
noun
  1. 营养学家
  2. 营养学者
noun
屈光度
noun
二极管
noun
  1. 膝
  2. 膝盖
noun
膝盖骨
noun
韻文
noun
系统
noun
排字工人, 排字机
/di.ˈzin/
noun
dizi (ad) sözcüğünün ikinci tekil şahıs iyelik tekil çekimi
索引
noun
笔记本
adjective
其他
/ˈdiʃ/
noun
sarımsak dilimi, karanfil v.s.'de dişe benzetilen tane
  1. 牙齒
  2. 牙齿
noun
牙刷
noun
牙医
/di.ˈʃi/
adjective
kadın
阴性
/di.ˈʃi/
noun
(memeliler) Yumurta oluşturan veya yavrulayan fert
女性
adjective
陰性
noun
宗教教義
noun
教条主义
noun
教条主义
adjective
九十
noun
博士
noun
主义
noun
組織
noun
組織學
noun
紡機
noun
織工
noun
觸摸板
/do.ˈcuz/
adjective
九
adjective
第九
noun
内核
/doˈɫɑp/
noun
碗柜
noun
周围
adjective
间接
noun
循环系统
noun
鋼筆
noun
  1. 冰雹
  2. 雹
  3. 雹子
noun
満月
noun
  1. 蕃茄
  2. 番茄
adjective
属音
pronoun
多明尼加共和国
pronoun
多米尼克
/doˈmuz/
noun
  1. 猪
  2. 豬
noun
  1. 猪流感
  2. 豬流感
noun
猪
noun
霜
/don.duɾ.mɑ/
noun
冰淇淋
noun
多巴胺
noun
大限
/ˈdost/
noun
朋友
noun
  1. 友军炮火
  2. 友軍炮火
  3. 誤擊
noun
友情
/ˈdos.ja/
noun
(bilişim) bilgisayar dosyası kavramının kısa şekli
文件
noun
大自然
noun
博物学
noun
博物
noun
裸体主义
adjective
正常
/do.ˈ‿al ɡaz/
noun
天然气
noun
資源
/do.ˈ‿al sa.jɯ/
noun
(matematik) 0, 1, 2, 3, ... sayılarından her biri
自然数
/[d̪o̞ˈɑn̪]/
noun
(doğangiller) gündüz yırtıcı kuşları (Falconiformes) takımından Falconidae (doğangiller) familyasından Falco cinsini oluşturan yırtıcı kuş türlerinin ortak adı.
猎鹰
verb
出生
/doɰˈɾu/
noun
右派
noun
直流電
adverb
正
noun
经理
noun
真值
adjective
线性
/do.ˈ‿u al.man.ja/
pronoun
德意志民主共和国
noun
东方主义
pronoun
东帝汶
/[do.ˈ‿ʊ tyɾ.kɪs.tɑn]/
pronoun
(coğrafya) Orta Asya'nın orta bölümünde yer alan Türkistan'ın doğusu.
  1. 东突厥斯坦
  2. 東突厥斯坦
noun
东海
verb
生 [shēng]
noun
戏剧
noun
双工
pronoun
都柏林
/duˈdac/
noun
嘴唇
noun
寡妇
noun
烟
/dun.ˈɡan/
pronoun
  1. Dōnggānzú
  2. 东干族
  3. 東干族
noun
车站
noun
定数
adjective
明确
/du.ˈɾum/
noun
情况
noun
硬粒小麦
noun
姿势
/du.ˈvaɾ/
noun
  1. bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılan engel
  2. engel
  3. sonuç alınamayan yer
  4. (futbol) Futbolda serbest vuruşta karşı koyan sâbit kişiler
  5. (mimarlık) bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla v.s. gereçlerden yapılan veya örülen dikey düzlem
  6. (voleybol) voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma
墙壁
/du.vaɾ.ˈd͡ʒɯ/
noun
(meslekler) briket, tuğla gibi malzemeleri kullanarak binaların içi ve dış cephe duvarlarının örülmesine, onarılmasına ve sökülmesine ilişkin işlemleri yapma bilgi ve becerisine sahip vasıflı kişi
泥瓦工
verb
听
noun
感覺
noun
意义
/ˈduʃ/
noun
淋浴
noun
铸铁
noun
羊膜
noun
胎儿
noun
海湾
/dœnenˈd͡ʒɛ/
noun
回归线
noun
转子 [zhuànzi]
noun
变压器
noun
变换
adjective
第四
noun
四
/[dœɾtɟen]/
noun
四邊形
/døɾt.ˈɫy t͡ʃe.te/
pronoun
  1. Ssu-Jen-Pang
  2. Sì Rén Bāng
  3. 四人帮
  4. 四人幫
/døɾtˈnal/
noun
奔馳
noun
氘
adjective
文身
verb
打
/dyaˈlizm/
noun
二元論
noun
脚腕
adjective
口交
noun
決鬥
noun
商店
noun
驾驶盘
adverb
昨天
/dyn.ˈjaː/
pronoun
(gezegenler) Güneş Sistemi'nde Venüs ile Mars arasında yer alan, Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü olan gezegen; Acun, Yer, Cihan
地球
/dyn.ˈjaː/
pronoun
(belgisiz adıl): herkes
  1. 世界
  2. 宇宙
/dyn.jaː.laʃ.tıɾ.ˈma/, /dyn.jaː.laʃ.ˈtıɾ.ma/
noun
Dünyalaştırmak işi
地球化
/dyɾˈbyn/
noun
双筒望远镜
noun
散文
noun
目
/dyˈzen/
noun
順序
noun
机关 [jīguān]
noun
團髢
noun
團髢
noun
水平
adjective
右
noun
婚礼
/ˈdyʃ/
noun
  1. Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü; rüya
  2. (mecaz) imge
  3. (mecaz) Gerçekleşmesi istenen şey
希望
noun
貧窮
noun
敌人
verb
落
noun
流产
/dyʃynˈd͡ʒe/
noun
三色堇
noun
想
verb
想
noun
三色堇
/ˈdɯʃ/
noun
以外
noun
屎
noun
电子书
noun
电子邮件
noun
助产士
/e.be.ˈdiː/
adjective
bengi, namütenahi, ölümsüz, sonsuz
永恆
/e.be.ˈvejn/
noun
父母
pronoun
埃布羅河
noun
药剂师
noun
药房
/e.ˈdat/
noun
(dil bilimi) tek başına mânâsı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime
元粒子
noun
文学
noun
  1. 比較文學
  2. 比较文学
noun
编辑
noun
效果
noun
有效
noun
丁香紫
noun
传奇
noun
独立
noun
蒸发
/eh.ɫi ki.ˈtaːb/
pronoun
(İslâm) ilâhî bir kitaba inanan kimse
ِ有經者
noun
驾驶执照
/ɛʒdəɾhɑː/
noun
龙
noun
十月
noun
秃鼻乌鸦
/ec.ˈlem/
noun
(anatomi) vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer
关节
verb
加
/ec.ˈɫeɾ/
noun
飞快
/[e̞c.ˈme̞c]/
noun
  1. 麵包
  2. 面包
noun
  1. 在计量经济学领域工作的人
  2. 计量经济学家
noun
经济学
noun
  1. 经济学者
  2. 经济家
noun
生态系统
noun
陰極
pronoun
厄瓜多尔
/ec.va.ˈtoɾ/
pronoun
赤道
pronoun
赤道几内亚
pronoun
赤道几内亚共和国
adjective
酸
noun
手冊
/ɛl ˈnin.jo/
noun
(klimatoloji, meteoroloji) Pasifik Okyanusu sathına Peru ve Ekvador kıyılarında her dört ilâ yedi senede bir istila eden mahallî ve bölgesel iklim değişikliğine sebep olan pozitif anomali.
厄尔尼诺
pronoun
萨尔瓦多
noun
手球
noun
写本
noun
易北河
pronoun
易北河
/[ɛl.bi.ˈse]/
noun
衣服
noun
衣架
noun
手套
/e.ɫec.ˈtɾic/
noun
(elektrik) Maddenin elektron, pozitron, proton v.s. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü, bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi, bu enerjiden elde edilen aydınlanma
  1. 电
  2. 電
noun
电流
noun
  1. 电机工程师
  2. 电气工程师
noun
  1. 电学家
  2. 电气工
  3. 电气技师
noun
  1. 电学家
  2. 电气工
  3. 电气技师
adjective
电磁
noun
电磁学
noun
电子
/e.ɫek.ˈtɾon mik.ɾos.ko.bu/
noun
(fizik, ölçü aletleri) normal ışık yerine bir elektron demeti ile çalışan ve bir milyon kere net büyütebilen özel mikroskop
电子显微镜
/e.ɫec.tɾo.ˈnic/
adjective
(fizik) elektron temeline dayanan, elektronla ilgili
电子
/e.ɫec.tɾo.ˈnic/
noun
(elektronik) serbest elektronların hareketinin denetimini konu edinen bilim dalı
电子学
/ˈe.ˈɫec.tɾo.ˈnic dev.ˈɾe/
noun
(elektronik) direnç, diyot, indüktör, kondansatör gibi devre elemanları yanında transistör gibi en az bir elektronik devre elemanı bulunan devre.
電子電路
noun
元素
/e.ɫe.ment/
noun
(kimya, elementler) kimyasal element kavramının kısa şekli
元素
noun
化学符号
noun
謝天謝地
noun
椭圆
/eɫ.ˈɫi/
noun
(sayı adları) elli birden önce, kırk dokuzdan sonra gelen sayma sayısı
五十
/eɫ.ˈma/
noun
(meyveler) Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi.
  1. 苹果
  2. 蘋果
noun
钻石
adjective
合适
/e.ˈmiɾ/
noun
  1. buyruk, ferman, komut, talimat
  2. istek
  3. (meyveler) Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli, kısa ve karışık budanan bir tür üzüm
命令
noun
  1. 祈使語氣
  2. 祈使语气
noun
房屋中介
verb
吸
noun
安全
noun
同理心
noun
帝国主义
noun
即兴
noun
母乳哺育
noun
乳浊液
/ˈen/
noun
  1. bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık
  2. (halk ağzı) hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret
宽度
/en.ˈdeks/
noun
(yayıncılık) dizin, indeks
索引
/en.ˈdeɾ/
adjective
很少
noun
哀
/en.do.ˈnez.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Endonezya'da kullanılan dil
印尼语
/en.do.ˈnez.ja/
pronoun
(ülkeler) Güneydoğu Asya'da yer alan ada ve takımadalardan oluşan bir ülke.
  1. 印度尼西亚
  2. 印尼
pronoun
印尼共和国
/ˈendylys/
pronoun
安大路西亚
noun
  1. 产业工程师
  2. 经济工程师
/en.dys.tɾiˈjɛl/
adjective
产业
/ɛ.nɛɾ.ˈʒi/
noun
能量
noun
信息
noun
妨碍
noun
抑制剂
/ɛɳɟiˈnɑɾ/
noun
洋蓟
noun
疫苗接種
noun
毀滅
noun
纬度
adjective
浦
noun
脑炎
noun
近亲性交
noun
学院
noun
积体电路
noun
昆虫学
noun
熵
noun
刀
adjective
叙事诗的
/ˈeɾ/
noun
  1. (askeriye) ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan rütbesiz asker, nefer
    兵
  2. (primatlar) adam, erkek
    丈夫
noun
睾丸
noun
铒
noun
德
/ɛɾɛcsiˈjɔn/
noun
勃起
noun
熔点
noun
字型
noun
李子
adjective
砷
noun
合并
pronoun
厄立特里亚
pronoun
埃里温
adjective
成人
verb
取得
noun
面条
noun
权威
noun
能源
/æɾ.ˈcec/
adjective
  1. (mecaz) Mert, sözüne güvenilir
  2. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.
  3. Sert, kolay bükülmez:
  1. 男人
  2. 男的
noun
雄蕊
noun
阴茎 陰莖
/eɾ.me.ˈni/
pronoun
(milliyetler) Ermenistan'da ve Dünya'nın çeşitli yerlerinde yaşayan halk veya bu halktan olan kimse
亚美尼亚人
/eɾ.me.ˈni.dʒe/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dil ailesine bağlı Ermenistan'da konuşulan dil
亚美尼亚语
pronoun
亚美尼亚
pronoun
亚美尼亚共和国
noun
海洛因
noun
健康
/e.ˈsæɾ/
noun
  1. emek sonucu ortaya konan ürün
  2. im, işaret, iz
  3. soyut kavramlarda belirti
  4. (edebiyat) kitap, yayın
描圖
/es.ˈci/
adjective
  1. çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıttı
  2. yıpranmış, demode olmuş
  3. önceki, sabık
  4. geçerli olmayan
  5. mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan
  1. 老
  2. 旧
/es.ciˈ faɾs.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Avestaca gibi kayıt altına alınmış iki Eski İran dilinden biri.
波斯语
adjective
老式 [lǎoshì]
noun
草拟
verb
吹
/es.pe.ˈɾan.to/
pronoun
(diller) Polonyalı göz doktoru L. L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak üzere 1887'de hazırlanmış olup dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapay dil.
  1. 世界语
  2. 世界語
noun
美学
/es.ˈton.d͡ʒa/
pronoun
爱沙尼亚语
pronoun
  1. 爱沙尼亚
  2. 愛沙尼亞
/ˈet/
noun
  1. (anatomi) hayvan ve insanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka
  2. (gıdalar) genel tanımıyla bir hayvanın dokularının yiyecek olarak kullanılması
  3. (meyveler) meyvenin kısım
肉
noun
乙烷
noun
乙醇
noun
裙子
adjective
伦理学
noun
伦理
noun
影响
adjective
活动
noun
活动
/et.ˈmec/
verb
birini bir şeyden mahrum bırakmak
做
noun
人种学者, 民族学者
noun
民族学
noun
环境
/et.ˈɾysc.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Etrüsklerin konuştuğu antik bir izole dil.
  1. 伊特拉斯坎語
  2. 伊特拉斯坎语
  3. 伊特魯里亞語
  4. 伊特鲁里亚语
pronoun
埃塞俄比亚
noun
研究
pronoun
木卫二
/ˈev/
noun
  1. 房子
  2. 家
noun
小家鼠
noun
家庭主婦
/[e̞ˈve̞t̪ʰ]/
adposition
  1. 是
  2. 嗯
verb
结婚
/ev.ɫi.ˈɫic/
noun
(aile, evlilik) evli olma hâli
婚姻
noun
宇宙
noun
倒数
noun
发展
noun
鞍
/ejˈ.lem/
noun
动词
/ej.ɫeˈmec/
verb
做
noun
九月
noun
语调
noun
瘀斑
noun
苦痛
conjunction
如果
noun
斜体
noun
斜线
noun
背
noun
教育
noun
教育学
verb
教育
noun
欢乐
/e‿ɪ̯.ɾi/
adjective
曲线
/ˈeʃ/
noun
kuma, ortak
女朋友
/ˈeʃ/
pronoun
birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzeri
连
noun
同义词
noun
  1. 同性恋
  2. 同性戀
noun
  1. 同性戀
  2. 同性恋
noun
  1. 驢
  2. 驴
noun
大黄蜂
noun
性
noun
门槛
adjective
全等的
noun
不平等
adjective
单
/eʃ.ˈjaː/
noun
(aletler) türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız cisimler
物件
noun
共聚物
/fab.ˈɾi.ka/
noun
(işletme, yapılar)İşlenmemiş veya yarı işlenmiş maddelerin makine, araç vb. ile işlenerek tüketime hazır duruma getirildiği sanayi kuruluşu; üretimevi, üretimlik
厰
noun
低音管
noun
卖淫
/faː.ˈiz/
noun
利息
noun
法基爾
noun
窮
noun
階乘
pronoun
福克兰群岛
/ˈfaɾ/
noun
灯塔
/faː.ˈɾe/
noun
  1. 鼠
  2. 老鼠
pronoun
波斯语
/ˈfaɾc/
noun
  1. bir cismin veya kişinin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık
  2. (aritmetik) çıkarma işleminin sonucu
  3. (mantık) cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter
差
/faɾc.ˈlɯ/
adjective
Aralarında fark bulunan; değişik, ayrımlı, daha bir, alternatif
不同
noun
差
noun
药理学家
pronoun
法罗群岛
pronoun
法罗语
/ˈfaɾs.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran dil grubuna ait İran dilleri alt grubunda yer alan ve İran'ın resmî dili olan dil.
波斯语
pronoun
摩洛哥
pronoun
摩洛哥王国
noun
豆
/fajˈda/
noun
贏利
adjective
没用
adjective
多余 [duōyú]
adverb
太多
noun
法西斯主义
/fe.de.ˈɾaɫ bøɫ.ɡe/
noun
(coğrafya, politika) Federal bir devletlerde federâl başkentin dahil olup hiçbir eyalete ait olmayan bölge.
聯邦區
/ˈfe.ˈde.ɾas.ˈjon/
noun
  1. Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği
  2. (politika) Dış politika ve savunma alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi.
联邦
noun
意思
/fe.ɫaː.ˈket/
noun
災害
noun
天
noun
天文学
/feleˈmenct͡ʃe/
pronoun
荷兰语
/felseˈfe/
noun
哲学
/[felsefeˈd͡ʒi]/
noun
哲學家
/femiˈnist/
noun
女权主义者
noun
光
adjective
封建的
noun
洞察力
/feɾ.mi.ˈjon/
noun
费米子
noun
菲斯
noun
乱
/fi.bo.ˈnat͡ʃ.t͡ʃiː di.zi.si/
noun
(sayı teorisi) Genelde 1'den başlayıp her sayının kendinden öncekisiyle toplanması sonucu oluşan sayı dizisi.
斐波那契数
/fiˈil/
noun
动词
pronoun
斐济
/fiˈciɾ/
noun
三色堇
/ˈfil/
noun
  1. 象
  2. 大象
pronoun
科特迪瓦
/ˈfi.ˈɫi.ˈpin.ɫeɾ/
pronoun
(ülkeler) Asya'nın güneyinde Büyük Okyanus'ta adalar ülkesi.
菲律宾
pronoun
菲律宾共和国
/fi.ɫis.ˈtin/
pronoun
(coğrafya) Orta Doğu'da Doğu Akdeniz'de İsrail topraklarının tamamı ile Gazze Şeridi ve Batı Şeria gibi Filistin Devleti topraklarını içine alan coğrafî bölge.
巴勒斯坦
noun
矿石 [kuàngshí]
/ˈfilm/
noun
  1. camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak
  2. (fotoğrafçılık, radyografi, sinemacılık) resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit
  3. (sinema) bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü
  4. (sinema) sinemalarda gösterilen eser
电影
noun
  1. 文献学者
  2. 语言学者
noun
文字学
noun
哲學家
adjective
哲学上
adjective
芬兰
noun
杯子
pronoun
芬兰语
pronoun
芬兰
pronoun
芬兰语
/fiˈjat/
noun
(ticaret) Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri; eder, paha
價格
/fiˈzik/
noun
物理学
noun
物理治療
noun
物理化学
noun
物理学者
noun
生理学者
noun
生理学
noun
火焰
pronoun
火鶴
noun
火烈鳥
noun
氟
pronoun
佛罗伦萨
noun
  1. 恐惧症
  2. 恐懼症
noun
海豹
noun
民俗学研究者
noun
音位
noun
語音學
/fɔnk.si.ˈjɔn/
noun
函数
adjective
正式
noun
甲酸
/foɾ.ˈmoː.saː di.ɫi/
pronoun
(coğrafya) Tayvan'da aborjinlerinin konuştuğu, en az 10'u ölü, dördü tehlike altında ve bir kısmı daha az tehlike altında olan 26 dilden biri.
台灣南島語
noun
公式
adverb
強
noun
論壇
noun
前
noun
磷酸鹽
noun
磷
noun
磷光
noun
化石
/fo.to‿.ˈɾaf/
noun
(fotoğrafçılık, sanat) görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı cam, kâğıt v.s. bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme usulüyle yapılan resim
照片
/fo.to‿.ɾaf.ˈt͡ʃɯ/
noun
(işletmeler) fotoğrafhane
摄影家
/fo.to‿.ɾaf.t͡ʃɯ.ˈlɯc/
noun
(meslekler, sanat) Fotoğrafçının yaptığı iş
  1. 摄影
  2. 攝影
pronoun
  1. 法国
  2. 法兰西
/fɾan.ˈsɯz/
pronoun
法国人
pronoun
法兰西共和国
pronoun
法属圭亚那
pronoun
法属波利尼西亚
/fɾan.ˈsɯz.d͡ʒa/
adjective
bu dille yazılmış olan
法语
/fɾan.ˈsɯz.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dillerinden Fransa'da ve Fransız uygarlığını kabul etmiş ülkelerde kullanılan dil.
  1. 法語
  2. 法语
noun
  1. 频率
  2. 頻率
noun
刹车
noun
醋栗
pronoun
弗留利语
noun
腰線
/ˈfɾiz.d͡ʒe/
pronoun
フリジア語
/ˈfak.ba.di/
noun
性伙伴
noun
原教旨主義
noun
足球
noun
足球
noun
榛子
noun
巡防艦
noun
机会
noun
刷
noun
炉
noun
面包师傅
noun
糕点店
adjective
桶
verb
射流
pronoun
加蓬
noun
輝長岩
noun
钆
noun
喙
verb
啄食
/ɡa.ɫak.ˈsi/
noun
(astronomi) milyonlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız gök cismi
星系
/ˈɡaɫ.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Kelt kökenli Galyalıların konuştukları dil
威尔士语
pronoun
加里西亞語
/ɡalˈleɾ/
pronoun
威尔士
noun
镓
noun
音阶
noun
卍
pronoun
冈比亚
noun
配子
/ˈɡa.na/
pronoun
(ülkeler) Batı Afrika'da bir ülke
加纳
adjective
西
/ɡaɾ.di.ˈjan/
noun
监护人
noun
奇异数
noun
服务员
noun
美食學
adjective
黑
noun
国内生产总值
/ˈɡaz/
noun
气体
noun
  1. 報紙
  2. 报纸
noun
  1. 记 者
  2. 记者
/ˈɡaz.ze ʃe.ɾi.ˈdi/
pronoun
(coğrafya) Filistin'in batısında, Akdeniz kıyısında bir sahil şeridi.
  1. 加沙地带
  2. 加沙地帶
noun
怀孕
/ɡe.ˈd͡ʒe/
adverb
geceleyin
  1. 夜晚
  2. 夜
noun
守夜人
noun
晚礼服
noun
半夜
noun
未来学
noun
将来时
/ɡeleˈnec/
noun
(sosyoloji) bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.
传统
adjective
傳統的
/gelˈgit/
noun
潮汐
noun
黄鼠狼
adverb
偶然
/[ɡɛɫ.ˈmɛ]/, /[ˈɡɛɫ.mɛ]/
noun
来
/[ɟeˈmi]/
noun
船
/ˈɡen/
noun
基因
noun
互联网
/ɡe.ne.ˈɾaɫ/
noun
(askeriye) Kara ve hava kuvvetlerinde albaylıktan sonra gelen ve mareşalliğe kadar olan yüksek rütbeli subaylara verilen genel ad
將軍
noun
遗传学
noun
属格
/ɡe.ˈniʃ/
adjective
广
noun
振幅
/ˈɡent͡ʃ/
adjective
年轻
noun
青春
/ɡeometˈɾi/
noun
几何学
/ˈd͡ʒoɾ.d͡ʒi.ja/
pronoun
(ABD) Amerika Birleşik Devletleri'nin 50 eyâletinden biri.
乔治亚
noun
地心说
noun
项链
adverb
徒劳的
noun
张量
noun
  1. 犀牛
  2. 犀
noun
可变电阻
noun
锗
verb
株
/ɟeɾ.t͡ʃec/
adjective
哪里
/ɟeɾ.t͡ʃec/
noun
(felsefe) yalan olmayan, doğru olan şey, doğru, hakikat
事實
noun
現實
/ɡe.tiɾ.ˈmec/
verb
bildirmek, iletmek
带来
noun
鹿
noun
会话
/ɡe.ze.ˈɡen/
noun
(planetoloji) bir yıldız çevresinde dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan, kütle çekimiyle yuvarlaklaşmış ve yörüngesini çekimiyle temizlemiş olan gök cismi
行星
/ɡe.ze.ɡe.nim.ˈsi/
adjective
(astronomi, planetoloji) gezegene benzeyen
行星的
verb
去
verb
起床
adjective
近期
adjective
困
verb
吃饭
verb
住
noun
过渡金属
noun
渗透
adverb
多
pronoun
几内亚
pronoun
幾內亞比索共和國
pronoun
几内亚共和国
pronoun
几内亚比绍
pronoun
几内亚比索
noun
进入
noun
入口通道
/ɟiˈtaɾ/
noun
吉他
/[ɡɪt.ˈmɛc]/
verb
devam etmek, sürmek
去
noun
衣服
verb
穿
noun
断头台
noun
神秘主义
noun
潜力
noun
秘密
noun
战士
noun
冰川学
noun
(organik kimya) Yağlı maddelerden, sabunlaştırma yoluyla çıkarılan renksiz, tatlı, şurup kıvamındaki sıvı.
甘油
/ˈɡo/
noun
(masa oyunu) Siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir tür Japon kökenli masa oyunu.
围棋
noun
愚人
noun
高爾夫球
/ɡoː.ɾaː.ˈni.dʒe/
pronoun
(diller) Kuzeybatı İran dillerinden biridir.
戈拉尼語
/ˈɡot.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Gotların konuştuğu, Hint-Avrupa dillerinden ölü bir Cermen dilidir.
哥德語
noun
图
noun
克
noun
引力子
pronoun
格林纳达
/ˈɡɾev/
noun
(çalışma, işçi hakları) iş bırakımı, işi bırakma
罢工
noun
西柚
noun
  1. 灰色的
  2. 灰色
noun
苍鹭
/ˈɡɾønlɑnd/
pronoun
格陵兰
pronoun
瓜德罗普
/ˈɡu.am/
pronoun
(adalar) Mikronezya'da, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlı özerk ada
關島
pronoun
瓜地馬拉共和國
noun
杜鹃鸟
noun
匈牙利汤
noun
上师
noun
痛風
pronoun
圭亚那
/ɡø̞becˈli tepe/
pronoun
哥贝克力石阵
/ˈɟøc/
noun
天
noun
天文学家
noun
天文学
/ˈɡøc d͡ʒis.mi/
noun
(astronomi) gökyüzünde bulunan bütün cisimlere verilen ortak isim
天体
noun
摩天大樓
noun
天体物理学
noun
  1. 彩虹
  2. 隮
/ˈɡøc.tyɾc/
pronoun
突厥/تُكِئ
noun
天
/ˈɡøɫ/
noun
(coğrafya, jeoloji, hidroloji) oluşması genellikle tektonik, volkanik v.s. olaylara bağlı olan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu veya tuzsuz durgun su örtüsü
  1. 湖
  2. 湖泊
noun
阴影
noun
衬衫
/ɡø.ˈɾev/
noun
工作
noun
职员
noun
经验
verb
看
noun
鬼
noun
全景
/ɡøɾyʃˈme/
noun
访问
/ˈɟøt/
noun
  1. (argo) anüs
  2. alt taraf, dip
  3. kaba et, kıç, popo
  4. (mecaz) güç veya yüreklilik
屁股
/ɡøv.ˈde/
noun
  1. Bir şeyin asıl bölümü.
  2. (anatomi) Beden
  3. (bitki anatomisi)Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü
  4. (anatomisi) Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm.
  5. (dil bilimi) Ad ve fiil köklerinden eklerle türetilmiş kelime
  6. (mimarlık, İslam) Minarenin bir bölümü
树干
noun
解剖學
/ˈɟøz/
noun
(anatomi) Görme organı; basar, ayn, çeşm, dide
  1. 眼睛
  2. 目
noun
孤儿
noun
航海者
noun
眼科
verb
看 一下
verb
看
noun
观察
/ɡøz.ɫe.ˈmec/
verb
bir şeyin olmasını veya bir kişinin gelmesini beklemek
等
/ɡøz.ˈɫyc/
noun
(binicilik) Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper; at gözlüğü
眼鏡
noun
光学仪器商
noun
  1. 泪
  2. 涙
adjective
开心
/ɡøt͡ʃeˈbe/
adjective
游牧
noun
胸
noun
乳房
noun
肥料
verb
激发
noun
歌词
verb
笑
noun
关税(關税)
/ɡy.ˈmyʃ/
noun
银
/ˈɟyn/
noun
日
noun
亮
/ˈgyn batɯˈmɯ/
noun
日落
noun
分点
/ɡy.ˈnah/
noun
罪
/gynajdɯn/
interjection
早
adjective
本
/ɡyn.ˈdyz/
noun
白天
noun
南
pronoun
南非
pronoun
南美洲
/[ɡy.ˈnɛj ɑv.ɾu.pɑ]/
pronoun
(coğrafya, yerler) Avrupa kıtasının güney kısmı. İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan ve genel olarak Avrupa kıtasının Akdeniz ülkelerini içine alır
南欧
/ɡy.nej kaf.ˈkas di.ɫi/
pronoun
(diller) Kafkas dillerinden olup Kafkas Dağları'nın güneyinde konuşulan dilleri ihtiva eden bir dil ailesi. Hiçbir dil ailesine bağlılığı tespit edilememiştir.
  1. 南高加索语系
  2. 卡特韦利亞语系
noun
  1. 韩国
  2. 大韩民国
pronoun
南极
pronoun
南蘇丹
pronoun
(denizler) Çin'in güneyinde, Büyük Okyanus'a bağlı bir kapalı deniz
南海
/ɡy.ˈnej.ba.tɯ/
noun
(yönler) güneyle batı arasındaki yön, lodos
西南
noun
东南
/ɡy.ˈney.do.‿u as.ja/
pronoun
(coğrafya) Asya ile Okyanusya kıtaları arasında bulunan bölge
东南亚
/ɡy.ˈneʃ/
pronoun
(astronomi) Güneş Sistemi'nin merkezinde yer alan yıldız
  1. 太阳
  2. 太陽
  3. 日
  4. 恒星
  5. 阳光
/ɟy.ˈneʃ/
noun
  1. 日
  2. 太阳
  3. 太陽
  4. 恒星
  5. 阳光
noun
太阳黑子
/ɡy.ˈneʃ ɾyz.ɡʲa.ɾɯ/
noun
(astronomi, çekirdek fiziği) Güneş'in üst atmosferinden yayılan plazma akımı
太阳风
/ɡy.ˈneʃ sis.te.mi/
pronoun
(astronomi) Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızların meydana getirdikleri yıldız sistemi
太阳系
noun
日食
/ɡyn.ˈlyc/
noun
günü gününe tutulan hâtırâ defteri
日記
pronoun
格鲁吉亚
/[ɡyɾ.ˈd͡ʒy]/
pronoun
(milliyetler) Gürcistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse
格魯吉亞人
/[ɡyɾ.ˈd͡ʒy.d͡ʒɛ]/
pronoun
(diller) Gürcü alfabesi ile yazılan, Kafkas dillerinin Güney Kafkas dilleri ya da Kartveli dilleri grubuna bağlı dil.
格鲁吉亚语
/gyɾgenˈleɾ/, /gyɾˈgen/
noun
鹅耳枥
noun
噪音
noun
安全
noun
防火牆
verb
奉
/ɟy.vɛɾ.dʒin/
noun
鸽子
noun
桥
adverb
應該
/[ɟy.ˈzɛl]/
adjective
  1. 美丽
  2. 美观
/[ɟy.ˈzɛl ɟy.ˈzɛl]/
adverb
Olağan bir durumda, herhangi bir sıkıntıya uğramadan
美
noun
美丽妇人
/ɡy.zeɫ.ˈɫic/
noun
güzel olan bir kişinin niteliği
美
/ˈɡyt͡ʃ/
noun
  1. ahlâk, düşünce ve fizik yönünden etki yapabilme veya etkiye direnebilme yeteneği
  2. bir cihazın, mekanizmanın iş yapabilme vasfı
  3. bir olaya yol açan her türlü hareket
  4. büyük etkinliği ve önemi olan vasıf
  5. millet, ordu v.s.'nin askerî, ekonomik ve endüstriyel potansiyeli
  6. mutlak, sınırsız nitelik
  7. yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kişi
  8. (coğrafya) akarsuyun aşındırma ve taşıma kabiliyeti
  9. (elektrik, fizik) birim zamanda yapılan iş
  10. (politika) askerî, ekonomik, siyâsî v.s. bakımdan etki ve önemi büyük olan devlet ya da devletler topluluğu
  11. (ziraat) toprağın verimlilik kabiliyeti
力
adjective
厉害
adjective
差
noun
瓶
verb
咯咯笑
noun
  1. 喉
  2. strubehoved
noun
地毯
/ha.ˈbeɾ veɾ.mec/
verb
bildirmek, haberdar etmek
報
noun
信使
/ha:bilˈleɾ/, /ha:ˈbil/
pronoun
  1. 亚伯
  2. 亞伯
noun
  1. 产地
  2. 栖息地
noun
体积
noun
单峰骆驼
noun
宦官
noun
去势
adjective
光
adverb
容易
adverb
容易
noun
  1. 星期
  2. 周
  3. 週
noun
一天
verb
脫衣
adjective
叛徒
pronoun
海地
pronoun
海地克里奧爾語
/ˈhac/
noun
  1. kişilerin hukuk düzenince korunan menfaatleri
  2. (hukuk) adalet, önen, türe, ülev
公正
/haciːˈkatʲ/
adverb
真的
/haciːˈkatʲ/
noun
真理
adjective
哪里
noun
绳子
noun
侄女
pronoun
阿勒颇
/ˈhalc/
noun
人民
noun
民間音樂
/hal.ˈca/
noun
(spor) yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan asılma araçlarından her biri
环
noun
地毯
noun
原料
noun
石油
noun
吊床
noun
蟑螂
pronoun
汉堡
adjective
怀孕
noun
妊娠
adjective
iyi pişmemiş
面团
noun
点心
pronoun
复活节
noun
机库
/hanˈɡɯl/
pronoun
谚文
/ˈhan.ju pin.ˈjin/
pronoun
  1. Hànyǔ Pīnyīn
  2. 汉语拼音
  3. 汉语拼音方案
  4. 漢語拼音
  5. 漢語拼音方案
noun
匕首
/ha.pis.haː.ˈne/
noun
(hapishane) cezaevi
监狱
adjective
憔悴
adjective
热
noun
花费
noun
芥末
noun
运动 [yùndòng]
noun
手术
noun
後宮
/ˈhaɾf/
noun
(dil bilimi, yazı) dildeki sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri
字母
noun
地图
noun
特征 [tèzhēng]
/has.ˈta/
adjective
(hastalık) hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken
病人
/has.ta.ˈlɯk/
noun
  1. (patoloji) organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması hâli
  2. (psikoloji) ruh sağlığının bozulması hâli
疾病
/has.taː.ˈne/
noun
(hastane) hastaların yatırılarak tedavi edildikleri sağlık kurumu; darüşşifa, sayrılarevi, şifahane
醫院
noun
敌人
adjective
公平
noun
記憶
pronoun
豪萨
/ha.vɑ/
adjective
  1. 空气
  2. 空氣
noun
领空
noun
空军
noun
氣囊
noun
航空
noun
(havacılık) Şehirler veya ülkeler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticarî kuruluşların bütünü
机场
noun
哈瓦那
verb
吠
noun
卫生巾
noun
胡萝卜
noun
魚子醬
/ha.ˈvaː.iː/
pronoun
(coğrafya) Amerika Birleşik Devletleri'nin 50 eyaletten Pasifik'te adalar üzerinde olan tek eyalet
夏威夷岛
/hɑ.jɑːˈlet/
noun
影子
/ha.ˈjat/
noun
  1. (halk ağzı) Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa.
  2. (mimarlık, halk ağzı) avlu
生命
noun
  1. (fahişelik) para karşılığında erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadın; fahişe, orospu, orta malı, kaldırım çiçeği, kaldırım süpürgesi, kaldırım yosması, sürtük, genelev kadını, sermaye
  2. (eskimiş) Çalışan kadın, ev kadınının zıttı
妓女
/hajˈvan/
noun
  1. 动物
  2. 動物
noun
动物学家
noun
动物学
noun
动物权利
noun
动物园
adjective
动物
/ha.ˈjɯɾ/, /ˈha.jɯɾ/
adposition
yok, öyle değil, olmaz, anlamlarında onamama, inkâr bildiren bir söz
  1. 不
  2. 否
/haˈzaɾ denizi/
pronoun
里海
noun
  1. 六月
  2. 6月
adverb
准备
verb
准备
noun
准备
/ˈhat͡ʃ/
noun
十字
noun
音節
noun
单峰骆驼
noun
目标
/he.di.ˈje/
noun
  1. birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey
  2. fiyat
礼物
noun
紀念品
/he.ɟe.mɔn.ja/
noun
霸權
noun
医生
noun
直升机
pronoun
赫尔辛基
noun
氦
noun
赤铁矿
adverb
差不多
/hɛmʃiˈɾɛ/, /hɛmʃiːˈɾɛ/
noun
護士
/hepaˈtit/
noun
肝炎
pronoun
都
/ˈheɾ/
pronoun
每
/ˈheɾ.bi.ɾi/
pronoun
(belgisiz adıl): ayrı ayrı hepsi
每
adverb
天天
adverb
总是
pronoun
赫拉
/he.ˈɾe.ɾo.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Bantu dil ailesinin Niger-Kongo dillerine ait Afrika dili.
赫雷罗语
/[ɦæɾ̪ʲ.cʰɛs̪]/
pronoun
(belgisiz adıl): insanların bütünü, cümle âlem, her biri, kâinat
各
pronoun
赫耳墨斯
noun
赫兹
/he.ˈsap/
noun
(matematik) matematiksel işlem
算術
noun
电脑
adjective
  1. 异质
  2. 異質
noun
急
noun
天文学
noun
雕刻家
/hi.ˈdiv/
noun
(Osmanlı İmparatorluğu, tarih) Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'dan sonraki Mısır'da görev yapan Osmanlı valilerine verilen isim.
赫迪夫
noun
水文地理学
noun
  1. 氢
  2. 氫
/ˈhid.ɾo.kaɾ.bon/
noun
(organik bileşikler) karbon ve hidrojen bileşiği
  1. 烃
  2. 烴
noun
羟基
adjective
液压 [yèyā]
noun
衞生
noun
卫生巾
noun
智
/hi.kjaː.ˈje/
noun
历史
noun
軼事
noun
火鸡
pronoun
印度
noun
枒
/ˈhin.du/
adjective
(din) Hinduizm'e inanan
印度教
/ˈhin.du/
pronoun
(din) Hinduizm'e inanan kimse
印度教
/ˈhin.du.ˈizm/
pronoun
(din) Brahmanizm'den daha sonra ortaya çıkan, Hint Altkıtası'nın büyük bir kısmına yayılmış, Veda metinlerine dayanan, reenkarnasyona inanılan, panenteist bir din
印度教
/ˈhint oc.ja.nu.su/
pronoun
(okyanuslar) Kuzeyde Asya, batıda Afrika ve Arap Yarımadası, doğuda Malezya Yarımadası, Sunda Adaları ve Okyanusya ile çevrili, Dünya'nın üçüncü büyük okyanusu.
印度洋
pronoun
  1. 印地语
  2. 印地語
noun
双曲线
noun
高壓
pronoun
希波克拉底
/hi.pɔ.tɑ.ɫɑ.mus/
noun
下丘脑
noun
感觉
noun
股份
noun
请求
noun
水平
noun
业务
noun
工人
noun
丫头
noun
零
pronoun
无人
noun
爱好
noun
教员
noun
整全觀
pronoun
  1. 荷兰
  2. 荷蘭
noun
荷属安的列斯
pronoun
荷兰王国
noun
同性恋恐惧症
/hɔmɔsɛcsyˈel/
adjective
同性恋的
noun
同性恋
noun
同性戀
pronoun
洪都拉斯
pronoun
洪都拉斯共和國
noun
扬声器
noun
公鸡
noun
园艺家
noun
鬼
/ˈhoʃ/
adjective
beğenilen, hisleri okşayan, zevk veren
漂亮
/ˈhoʃ/
adverb
  1. beğenilen, duyguları okşayan bir şekilde
  2. bununla birlikte
却
/ˈhoʃ ɡeɫ.di.niz/
interjection
Gelen kişilerin gelmesinden hoşluk duyulduğunu, yani o kişilerin istendiğini anlatır kişileri karşılamak için kullanılan selamlama ünlemi.
  1. 歡迎
  2. 欢迎
  3. 欢迎光临
adjective
香
verb
喜欢
adjective
开心
interjection
再會
/hɾis.ti.ˈjan/
adjective
(İbrahimî dinler) Hristiyanlık dinine ait, onunla ile alakalı
基督徒
/hɾis.ti.ˈjan/
pronoun
(İbrahimî dinler) İsa'nın dininden olan kimse
基督徒
/hɾis.ti.jan.ˈlɯk/
pronoun
基督教
noun
国境
/ˈhu.i/
pronoun
  1. Huízú
  2. حُوِ ذَو
  3. 回族
/hu.ˈcuc/
noun
(bilim) toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen kanunların bütünü ve bu yasaları konu alan bilim
法学
noun
法律哲学
/hu.cuc.ˈt͡ʃu/
noun
(hukuk, meslekler) hukuku meslek edinen, hukukla uğraşan kimse
  1. 法学家
  2. 法律著作家
  3. 法理学者
noun
漏斗
noun
迷信
noun
枣子
noun
习俗
noun
在场
noun
樺樹
/haː.ˈcim/
noun
法官
/ˈhɑɫ/
noun
格
noun
細胞
noun
君主
noun
独立
noun
人文主义
/hyɾ.ɾi.ˈjet/
noun
  1. her türlü dış tesirlerden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi fikirlerine dayanarak karar vermesi hâli
  2. herhangi bir tahdîde, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama hâli
自由
noun
戴胜
adposition
是
/hɯɾ.ˈsɯz/
noun
  1. oltadaki asıl iğnenin yanına takılan özel iğne
  2. (hukuk) başkasının malını çalan kimse, uğru
小偷
noun
盗窃
noun
偷
/[hɯɾˈvɑt]/
pronoun
克罗地亚人
/[hɯɾvɑtɪsˈtɑn]/
pronoun
克罗地亚
/hɯɾ.ˈvat.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Hırvatların Hırvatistan'da konuştuğu Sırp-Hırvatça'nın bir standart çeşidi
克罗地亚语
noun
親戚
noun
背叛行为
/hɯ.ˈjaɾ/
noun
  1. (kabakgiller, meyveler, sebzeler) kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, otsu bitkinin ürünü
  2. (mecaz) budala, kaba saba, görgüsüz insan
黄瓜
noun
速度
noun
速率
noun
打嗝儿 [dǎgér]
noun
乐句
noun
戴胜
noun
同性恋的
noun
发明
verb
继续
noun
尿
noun
鬣蜥
noun
争吵
noun
概率
adjective
可能
noun
父母
/ih.ti.jatʃ/
noun
必要
/i.ˈci/
adjective
  1. (matematik) en küçük ve tek çift sayı olan asal sayı
  2. (sayılar) birden sonra üçten önce gelen sayma sayısı
  1. 二
  2. 两
/i.ˈci/
noun
(sayılar) birden sonra gelen sayının adı
  1. 二
  2. 两
noun
冒号
/i.ˈci jyz/
adjective
(sayılar) iki yüz birden önce, yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayı
二百
/[icindʒi]/
adjective
第二
adjective
双胞胎
noun
氣候
/i.ˈkon/
noun
  1. (bilgisayar bilimi, bilişim) Teknolojik cihazlarda; bir programı, görüntüyü ya da benzeri bir şeyi simgeleyen, ekranda görüntülenen küçük resim
  2. (Ortodoksluk, resim) Ortodokslarda; İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri, ikona
圣像
/ic.ti.ˈsat/
noun
(ekonomi) ekonomi
经济
/ˈilʲ/
noun
省
/iˈɫah/
noun
神
noun
神学
verb
出版
noun
药
noun
省长
conjunction
和
noun
运动 [yùndòng]
noun
电信
adjective
感興趣的
adjective
有意思
noun
帝国
/i.ˈɫim/
noun
(bilim) bilim
知识
noun
拓扑
/[ɪ.lɪʃ.ˈkɪ]/
noun
bağlantı
关系
/ilc/
adjective
  1. 先
  2. 首先
/ˈilkbahar/
noun
(meteoroloji, mevsimler) kuzey yarım kürede 21 mart - 22 haziran, arası zaman aralığı, bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz
  1. 春天
  2. 春季
noun
小学
noun
病
noun
女神
/iːˈmaːn/
noun
宗教
noun
救命
/im.ˈkʲan/
noun
istifade edilen müsait şart veya hâl
可能性
/im.pa.ra.ˈtoɾ/
noun
(monarşi) Bir imparatorluğu yöneten kimse
皇帝
noun
皇帝企鹅
/im.pa.ra.tɔɾ.ˈluc/
noun
(monarşi) imparator olma durumu veya unvanı
帝国
/im.ˈzaː/
noun
imzalama işi
签名
verb
Kanarak aldanmak.
相信
adjective
薄
noun
考试
verb
学习
noun
珍珠
noun
欧白鱼
noun
鈴蘭
noun
脚
noun
无花果
verb
关
noun
个人主义
/[iˈne̞c]/
noun
母牛
noun
牛奶
noun
牛舍
noun
独占
/[ɪn̪ʲˈs̪ɑn̪]/
noun
(primatlar) Bulunduğu coğrafyaya göre toplum hâlinde yaşama ihtiyacıyla oluşturduğu kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve beraberinde gelişen konuşma kabiliyeti olan, Kâinat'ı bütün olarak kavrayabilme sonucunda iradesi doğrultusunda değiştirebilme gereğini duyabilen, değiştirebilen ve şekillendirebilen kendini tanımlayabilen, eylemleri kabaca coğrafya, maruz ya da hakim kaldığı çevre, temelde bulunan kalıtımsal özelliklerlerce çeşitlenen canlı, adam, âdemoğlu, in, kun, yalnık
  1. 人
  2. 人类
noun
复仇
/in.ˈʃaː/
noun
(edebiyat) düz yazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme
散文
noun
土木工程师
/ˈip/
noun
  1. (dokuma) ipek, keten, naylon, pamuk, yün v.s. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri veya bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş hâli, iplik, urgan
  2. (mecaz) asarak öldürme cezası
  3. (mecaz) Bağ
绳子
noun
  1. 丝
  2. 絲
noun
家蚕
noun
线
/i.raː.ˈde/
noun
  1. buyruk, emir
  2. dilek, istek
  3. (felsefe, psikoloji) bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü
意志
adjective
懦弱
pronoun
伊拉克
noun
蝌蚪
noun
  1. 铱
  2. 銥
noun
鸢尾花
noun
高分子
noun
粗粒小麦粉
noun
瀉 泻
/i.ˈsim/
noun
  1. anılacak değer, önem
  2. bir konuyu sürekli ve tekrar tekrar anlatış
  3. herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma hâli
  4. kişiyi, bir şeyi açıklamaya, anlatmaya, bildirmeye, tanımlamaya yarayan kelime ya da kelimeler
  5. nâm
  6. (dil bilimi) Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşüncelere, çeşitli durumları bildiren kelime
  7. (mecaz) kişi, şahıs
  1. 名
  2. 名词
noun
扑克牌
noun
扑克牌
noun
月台
noun
抹香鲸
noun
站
noun
铁路站长
/is.ta.tis.ˈtik/
noun
  1. (bilim, istatistik) Düsturlarını ihtimaliyet teorilerinden alarak eldeki verileri grafik ve sayı şeklinde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı.
  2. (istatistik) Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir şekilde toplayıp sayı olarak belirtme işi.
统计学
noun
  1. 统计员
  2. 统计学家
/is.tec/
noun
意愿
verb
激发
adjective
急
/is.te.ˈmec/
verb
arzulamak, istek duymak
  1. 要
  2. 想要
noun
信息 [xìnxī]
noun
牡蛎
noun
新闻发言人
noun
镱
noun
消防队员
/[iːtiˈɾɑf]/
noun
供認
noun
异议
noun
钇
noun
加速器
/i.ˈji/
adjective
  1. aşırı, bol, çok
  2. beğenilen, istenilen vasıfları taşıyan, beğenilecek şekilde olan
  3. doğru olan
  4. hayırlı, uğurlu haber getiren
  5. münasip, uygun, yerinde
  6. sağlıklı, sıhhatli
  7. yetecek miktarda olan
好
adjective
恶
/i.ˈjon/
noun
离子
noun
碘
verb
解释
noun
光谱学
/iz.ɫe.ˈmek/
verb
gözlemek, incelemek
看
noun
  1. 内战
  2. 內戰
  3. 国内战争
  4. 國內戰爭
noun
孤独症
noun
飲料
adverb
中
/ˈit͡ʃ.ci/
noun
酒
verb
喝
noun
社会主义者
/iː.ˈne/
noun
toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli türü
針
/[ɪ‿.ˈnɛ jɑp.ɾɑc]/
noun
(bitki anatomisi) çam türlerinde görülen, ince uzun, sivri uçlu yaprak
针 [zhēn]
/ˈiʃ/
noun
工作
noun
罷工
verb
上班
noun
符号
noun
手語
noun
食指
verb
小便
verb
听
/[ɪʃ.ɫɛm.ˈdʒɪ]/
noun
(bilgisayar mühendisliği, donanım) Bir bilgisayarda verilen komutları yorumlayan ve yürüten birim.
处理器
/ɪʃlɛmɛk/
verb
工作
noun
算法
noun
函数
noun
顾客 [gùkè]
noun
劳动者
pronoun
牙买加
noun
火腿
pronoun
日本人
noun
丹頂鶴
/ʒa.ˈpon.dʒa/
pronoun
日語
pronoun
日本
noun
行话
noun
明胶 [míngjiāo]
noun
輩
/ˈd͡ʑe.o.di.na.ˈmic/
noun
(jeodinamik) Yer kabuğunda meydana gelen şekil değişmelerini ve bu değişmelere yol açan iç ve dış tesirleri inceleyen ilim kolu.
地球动力学
noun
地球物理學
noun
地球物理学家
/jeoˈłog/
noun
地质学家
/ʒe.o.lo.ˈʒi/
noun
(jeoloji) Yer yuvarlağının birleşimini, evrimini, yapısını inceleyen bilim
地质学
noun
手势
noun
射流
noun
健身
/ˈd͡ʒin/
pronoun
  1. Jìn fāngyán
  2. Jìnyǔ
  3. 晉方言
  4. 晉語
  5. 晋方言
  6. 晋语
noun
妇科医生
noun
婦科
/ˌdʒuːˈdʒɪtsuː/
noun
柔术
noun
騎師
noun
柔道
/ˈd͡ʑuɫ/
noun
(ölçü birimleri) bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda bir metre değiştiren iş birimi
焦耳
noun
报
/d͡ʑy.ˈpi.teɾ/
pronoun
(gezegenler) Güneş Sistemi'nde Dünya ile Jüpiter arasında yer alan, Güneş'e olan uzaklığı bakımından 5. gezegen.
木星
noun
日德兰语
adjective
南瓜
/kɑbɑɾɯkˈɫɯk/
noun
肿大
/ca.ˈbiɾ/
noun
(ölüm) mezar
坟
noun
核殼層模型
noun
甲壳动物
/ka.ˈbuː.ɫet.mec/
verb
tasdik etmek, onaylamak
接受
noun
肋骨
/ka.ˈdaɾ/
adposition
  1. bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir miktarı belirten söz
  2. büyüklüğünde, genişliğinde
  3. dek
  4. denli
  5. derecede, miktarında, ölçüde
  6. gibi
  7. süre belirten söz
直到
/kɑˈdɛh/
noun
杯子
/ka.deɾ.d͡ʒi.ˈɫic/
noun
宿命论
noun
天鹅绒
noun
丁鱥
noun
  1. 鎘
  2. 镉
/ca.ˈdɯn/
noun
  1. 女人
  2. 妇女
noun
女性主义
noun
婦科
noun
抹香鲸
/ka.ˈfa/
noun
(anatomi) insanın başı
头
noun
颅骨
noun
咖啡因
/caˈfes/
noun
细胞 [xìbāo]
pronoun
高加索
noun
英雄
noun
咖啡
noun
咖啡店
/kahˈveɾengi/
adjective
  1. 褐色
  2. 棕色
noun
蜚蠊目
/ka.ˈka.o/
noun
  1. (botanik) İki çeneklilerden Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç
  2. (botanik) Bu ağacın meyvesinin çekirdeği
  3. (gastronomi) Bu çekirdeklerin öğütülmesiyle elde edilen toz
  4. (içecekler) Bu tozdan su veya sütle hazırlanan içecek
可可
verb
推
/kɑkˈtys/
noun
仙人掌
noun
白豆蔻
noun
白鼬
noun
数
/ka.laˈmaɾ/
noun
  1. 魷魚
  2. 鱿鱼
noun
  1. 錫
  2. 锡
verb
帮忙
/[kɑ.ˈlɛm]/
adjective
铅笔
noun
磨削器
noun
万花筒
noun
书法
verb
起床
adjective
背信弃义的
noun
卡路里
/ˈkaɫp/
noun
  1. (anatomi) akciğerlerin arasında, göğüs boşluğunda bulunan kanı akciğerlere oradan gelen temiz kanı da vücuda pompalayan organ, yürek
    心脏
    1. (kardiyoloji) kalp hastalığı
    2. (psikoloji) gönül, sevgi
    3. bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri
    4. duygu, his
    乳房
noun
方解石
noun
  1. 钙
  2. 鈣
adjective
不朽的
/ca.ˈlɯn/
adjective
厚
noun
肠
verb
繼承
noun
楔子
pronoun
柬埔寨
pronoun
柬埔寨王国
pronoun
  1. 喀麦隆
  2. 喀麥隆
noun
卡車
/ˈcan/
noun
(anatomi) atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde anabolizma, katabolizma vazifelerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı, hun
  1. 血液
  2. 血
noun
血壓
noun
血液学
noun
血管
noun
循环系统
noun
血型
noun
电浆
noun
看法
pronoun
加拿大
adjective
加拿大的
noun
频道
noun
出血
noun
金丝雀
noun
翅膀
noun
符尾
noun
坎德拉
noun
铃兰
/kan.ˈdiɫ/
noun
(Ehl-i Sünnet, Osmanlılar) kandil gecesi kavramının kısa şekli
坎德拉
noun
沙发
/kaŋ.ɡɾɛn/
noun
坏疽
noun
  1. 癌症
  2. 癌癥
noun
数
/kaː.ˈnun/
noun
(tabii bilimler) Bilimde çok sayıda deney ve gözlemlerden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum
法律
/ca.ˈnɯ/
noun
意见
noun
杠杆
/kɑˈɔs/
noun
混乱
/[ˈkɑp]/
noun
(kaplar, mutfak eşyaları) içi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk cisim
斗篷
/ka.pa.ˈlɯ/
adjective
(spor) Kapalı tribün
关着
verb
关
noun
女主人
noun
资本主义
verb
铺 [pū]
noun
  1. 老虎
  2. 虎
noun
龟
pronoun
佛得角
noun
圆圈
verb
內含
noun
守门人
/[ˈkɑɾ]/
noun
(meteoroloji) buz kristallerinden oluşan; parlak, beyaz, katı ve çoğunlukla altıgen formundaki donarak yağan su buharı
雪
noun
雪暴
/kɑɾ tɔpʊ/
noun
雪球
/[kɑ.ˈɾɑ]/
adjective
(renkler) kara renkte olan, kara renkli
黑
noun
黑洞
noun
白嘴端凤头燕鸥
noun
黑喉潛鳥
noun
黑天鹅
/kaˈɾalahaˈna/
noun
羽衣甘藍
noun
黑色幽默
noun
小黑背鷗
noun
黑板
noun
公路
noun
榆屬
noun
  1. 肝臟
  2. 肝脏
pronoun
黑山
/ca.ˈɾa.de.niz/
pronoun
(denizler) Güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yer alan; Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi aracılığıyla Atlas Okyanusu'na bağlanan iç deniz
黑海
noun
蒲公英
noun
卡拉卡斯
/ka.ɾak.ˈteɾ/
noun
字体
/kɑɾɑmɛla/
noun
焦糖
noun
麥仙翁
/ka.ɾan.ˈlɯc/
noun
perişanlık, sıkıntı, üzüntü
黑暗
noun
暗物质
/ka.ˈɾaɾ/
noun
(hukuk) herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin hüküm, yargı
理性决策
verb
决定
verb
决定
adjective
故意
noun
蒼蠅
noun
乌鸫
pronoun
加勒比海
/caˈɾat͡ʃaj balˈcaɾd͡ʒa/
pronoun
卡拉恰伊-巴尔卡尔语
/kaɾ.ˈbon/
noun
(elementler, organik kimya) Atom numarası 6 olan bir kimyasal element
碳
/caɾboˈnat/
noun
碳酸盐
noun
二氧化碳
noun
碳水化合物
noun
碳酸
noun
一氧化碳
/kɑɾˈdɑn ɑˈdɑm/
noun
雪人
noun
雪花蓮
noun
心臟病學
noun
货船
noun
  1. 虾
  2. 蝦
noun
  1. 漫画家
  2. 讽刺画家
/ca.ˈɾin.ti.ja/
pronoun
(Avusturya, eyaletler) Avusturya'nın güneyinde, İtalya ve Slovenya'nın kuzeyinde bulunan eyaleti.
克恩頓
noun
超凡魅力
/caɾ.ma.ˈʃˈɯc sa.jɯ/
noun
(matematik) Bir gerçek, bir de sanal kısımdan oluşan sayı
复数
noun
花椰菜
noun
方块
noun
車體風格
noun
雌蕊
noun
西瓜
/ˈkaɾt/
noun
卡
/kɐɾˈtɐɫ/
noun
(atmacagiller, kuşlar) Atmacagiller (Accipitridae) ailesinden, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, etçil, güçlü, keskin görüşe sahip, iri bir yırtıcı kuş. (Aquila)
  1. 鹰
  2. 老鷹
noun
明信片
noun
名片
/kaɾuˈsel/
noun
旋转木马
noun
河床
noun
婚姻
/[kʰäˈɾɯ̞n̪]/
noun
肚
noun
  1. 蚂蚁
  2. 螞蟻
noun
变声
noun
混合物
noun
比較級
noun
反质子
noun
反物质
/ˈkɑs/
noun
肌肉
/ka.ˈsa/
noun
(bilişim) Masaüstü bilgisayarların; işlemci, bellek ve anakart gibi veriyi oluşturan ve işleyen çevre birimlerinin bulunduğu esas kısmı.
保险柜
/ca.ˈsa.ba/
noun
kasap (ad) sözcüğünün yönelme tekil çekimi
縣
noun
卖肉
noun
出纳员
noun
头盔
/ka.ˈsɯm/, /ˈka.sɯm/
noun
(aylar) yılın 30 gün süren on birinci ayı
十一月
noun
菊属
/ka.ˈsɯɾ.ɡa/
noun
极强飓风
/ˈcat/
verb
katmak (eylem) sözcüğünün dilek-emir kipi basit ikinci tekil şahıs olumlu çekimi
楼
/ca.ta.ˈɫan.d͡ʒa/
pronoun
(diller) İspanya'nın kuzeydoğusundaki Katalunya bölgesinde konuşulan dil.
  1. 加泰罗尼亚语
  2. 加泰羅尼亞語
noun
催化剂 [cuīhuàjì]
pronoun
加泰羅尼亞
/ca.ta.ma.ˈɾan/
noun
雙體船
/ˈka.taɾ/
pronoun
(ülkeler) Arap Yarımadası'nın kuzeydoğusunda Basra Körfezi'nde bir ülke.
卡塔尔
noun
瀑布
/ka.te.ɡo.ɾi/, /categoˈɾi/
noun
类别
noun
增值稅
/ka.to.ɫic.ˈɫic/
pronoun
(Hristiyanlık) Batı Hristiyan kiliselerince İsa'nın Aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin mirasçısı olan papayı dinî başkan olarak tanıyan Hristiyan mezhebi.
天主教
noun
焦油
noun
阳离子
/ca.ˈtɯ/
adjective
(fizik) sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin şeklini almayan
但是
/ca.ˈtɯ/
noun
(anatomi) kuş gibi hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide
砂囊
/[kɑ.ˈtɯɾ]/
noun
骡
noun
杂交
noun
橡胶
/ka.ˈvak/
noun
楊樹
noun
单词
noun
观念
noun
香瓜
adjective
圆顶礼帽
noun
渐近线
/ca.ˈja/
noun
(jeoloji, planetoloji) kayaç
岩石
noun
滑雪板
noun
跳台滑雪
/ka.jat͡ʃ.laʃ.ˈma/
noun
(jeoloji) Tortuların kayaya sıkıştırılması ve sementasyonu süreci
岩化作用
noun
板岩
noun
位移
noun
位移
pronoun
開曼群島
/kaj.ˈnac/
noun
(coğrafya, hidroloji) yeraltı suyunun yeryüzüne çıktığı yer; bulak, eşme, göz, göze, kaynarca, memba, pınar, su kaynağı
泉
/kaj.ˈnac ko.du/
noun
(bilişim) Herhangi bir yazılımın işlenip makine diline çevrilmeden önce insanların okuyup üzerinde çalışabildiği programlama diliyle yazılmış hâli
源代码
noun
岳父
/kajn̪at̪mak/
verb
煮 [zhǔ]
/kay.ˈser/
noun
(tarih) Roma, Bizans ve Alman imparatorlarına verilen unvan
皇帝
adjective
小船
/ca.ˈjɯn/
adjective
Kayın ağacından yapılmış
山毛榉
noun
杏
/ˈkaz/
noun
(ördekgiller, perde ayaklılar) Perde ayaklılardan, uzun, beyaz veya gri boyunlu, karada ve suda yaşayan, uçan, yabanî veya evcil kuş
鹅
/ka.ˈzak/
pronoun
(milliyetler) Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
二
/ka.ˈzak/
adjective
(erkek, evlilik) Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek
毛衣
pronoun
哈萨克斯坦
/ca.ˈzac.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Kazak Türkçesi
哈萨克语
/ca.ˈzan/
verb
鍋 锅
noun
好处
verb
挖
noun
雁形目
noun
考古学家
noun
考古学
adverb
几
/[kɑt͡ʃ.ˈmɑk]/
verb
奔
noun
  1. 眼眉
  2. 眉毛
noun
抹香鲸
noun
  1. 匙子
  2. 匙
noun
琵嘴鸭
noun
琵鹭
/ce.di/
noun
猫
noun
頂針
/cɛhɾiˈbɑɾ/
noun
琥珀
noun
蛋糕
noun
百里香
noun
山鶉
/ˈcel/
adjective
光禿禿的
noun
白頭海鵰
noun
蝴蝶
/ce.ɫi.ˈme/
noun
  1. 词
  2. 词汇
noun
词汇
/ceˈman/
noun
小提琴
noun
拱
/ce.ˈmic/
noun
(anatomi) insanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü şekildeki sert organların genel adı
  1. 骨
  2. 骨头
noun
啮齿目动物
noun
化疗
pronoun
连
/cɛnt/
noun
城市
pronoun
肯尼亚
noun
麸皮
noun
次
noun
癌症
noun
芹菜
noun
蜥蜴
noun
商隊
noun
理发
/ce.siɾ/
noun
分數
adjective
尖
noun
  1. 栗
  2. 栗子
/kestiɾˈme/
adverb
短
verb
认为
noun
亚麻
noun
赤胸朱顶雀
noun
  1. 番茄醬
  2. 番茄酱
/ˈcez/
noun
次
/ce.ˈt͡ʃi/
noun
(boynuzlugiller, evcil hayvanlar) boynuzlugiller (Bovidae) familyasının sığırlar (Bovinae) alt familyasından Capra cinsini oluşturan memelilere verilen ad.
山羊
pronoun
克丘亚语
/ciˈbaɾ/
adjective
典雅
noun
礼貌
noun
火柴
/ˈkibutz/, /ˈkibutzˈlaɾ/
noun
基布兹
pronoun
基輔
/ˈcil/
noun
黏土
/kiliˈse/
noun
(Hristiyanlık, binalar) Hristiyanların ibadet etmek için toplandıkları yer
  1. 教堂
  2. 教会
noun
锁
noun
  1. 公里
  2. 千米
/ˈkim/
pronoun
(belgisiz adıl): "Hangi kişi?" mânâsında cümlede, özne, tümleç, nesne, yüklem görevinde kullanılan bir kelime
谁
/ˈkim.se/
pronoun
某人
noun
  1. 化学
  2. 化學
noun
化学工程师
noun
化学家
/kim.jaː.ˈsal/
adjective
(kimya) kimya ile ilgili, kimyaya ait
化学的
noun
化合物
noun
化学物
noun
化学疗法
noun
化学反应
noun
化學元素
noun
动能
noun
模式
noun
櫻桃
noun
石灰岩
pronoun
基里巴斯
adjective
垢
/[cʰiɾˈpʰɪ]/
noun
  1. 蝟
  2. 刺猬
noun
囊肿
noun
书店
/ciˈtɑp/
noun
(din) Kutsal kitap
  1. 書
  2. 书
  3. 书籍
/ki.ˈtaː.bɯ mu.kad.ˈdes/
pronoun
(edebiyat, Hristiyanlık) Hristiyanlığın mukaddes kitabı
圣经
noun
奇异果
/ci.ˈʃi/
noun
人
/[ciʃiˈlic bozukɫuː‿ˈu]/
noun
人格障碍
adjective
私人]]的
/ciʃ.ˈniʃ/
noun
  1. (botanik) Maydanozgillerden yaprakları maydanozu andıran, 20-60 cm yükseklikte, tüysüz, bir yıllık ve otsu bir bitki.
  2. (baharatlar) Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu.
芫荽
noun
喇叭
noun
衣原体
noun
  1. 单簧管
  2. 單簧管
noun
古典
/cɫa.ˈsic kuj.peɾ ku.ʃa.‿ɯ d͡ʒis.mi/
noun
(astronomi) Düşük dış merkezlikli Kuiper Kuşağı cisimlerinden olup yörüngesi Neptün'ün ötesinde ve onunla yörüngesel rezonans hâlinde olmayan gök cisimleri.
傳統古柏帶天體
noun
古典音乐
noun
羽管鍵琴
/klav.je/
noun
键盘
noun
盗窃癖
/kliˈnic/
noun
醫院
noun
臨床心理學
noun
老生常谈
noun
氯
noun
氯仿
noun
氯化物
noun
幽闭恐惧症
/ˈkmeɾ.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Kamboçya'da konuşulan resmî dil
高棉语
noun
無尾熊
noun
钴
noun
眼鏡蛇
adjective
丈夫
noun
母
/ˈkod/
noun
  1. şifre
    代码
    1. (bilişim) bilgisayar dilindeki komut zincirinden oluşan metin
    2. (dil bilimi, yazı) harf
    法規
noun
可待因
/ˈkok/
noun
(kimya) maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, bileşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu madde bulunan katı yakıt
焦炭
noun
臭鼬
noun
鸡尾酒
/ˈkol/
noun
(hayvan anatomisi)Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü.
  1. 胳膊
  2. 手臂
adjective
单纯
noun
膽固醇
noun
蜂鸟
pronoun
  1. 哥伦比亚
  2. 哥倫比亞
noun
圆柱
noun
科隆香水
noun
圈椅 [quānyǐ]
noun
喜劇 喜剧
pronoun
科摩罗
noun
共产
/komyˈnizm/
noun
共产主义
/[comˈʃʊ]/
noun
邻居
noun
电容器
/con.ˈfyt͡ʃ.jys/
pronoun
孔子
/con.fyt͡ʃ.jys.t͡ʃy.ˈɫyc/
pronoun
(ahlâk, din, felsefe) Konfüçyüs'ün ahlâk felsefesi.
儒家
pronoun
刚果共和国
noun
锥体
noun
猜想
noun
坐标
noun
坐标系
noun
观念
noun
罐头
noun
辅音
noun
辅音
/koˈnu/
noun
主題
/coˈnum/
noun
位置
/co.ˈnut/
noun
住宅
/konuʃˈmac/
verb
讲话
noun
干邑白蘭地
noun
加农炮
pronoun
哥本哈根
noun
仿製品
pronoun
大韩民国
pronoun
朝鲜民主主义人民共和国
/ˈko.ɾe ja.ɾɯ.ma.da.ˈsɯ/
pronoun
(Kore) Güney Kore ve Kuzey Kore ülkelerinin bulunduğu yarımada.
朝鲜半岛
/ˈko.re.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Korelilerin Kuzey ve Güney Kore'de konuştuğu, bu ülkelerin resmî dili.
朝鲜语
/kó.ɾe.li/
pronoun
朝鮮人
noun
  1. 编舞者
  2. 舞蹈指导
noun
恐怖
adjective
可怕
noun
海盗
noun
科西嘉岛
pronoun
科西嘉語
noun
木管
/koruˈmak/
verb
保卫
pronoun
哥斯大黎加
adjective
法規
noun
谷地
/ko.ˈju/
adjective
红
adjective
笨
noun
羊肉
noun
雛菊
/koˈza/
noun
茧
noun
球花
noun
宇宙学
pronoun
白羊座
noun
公羊
noun
条件概率
/ˈk(ɯ)ɾɑl/
noun
  1. (monarşi) Avrupa monarşilerinde erkek hükümdara verilen unvandır, en yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kişi
  2. (mecaz) herhangi bir alanda başkalarından üstün, başarılı olan kişi, şah
  3. (mecaz) çok başarılı ve zengin iş adamı
王
noun
王国
noun
领带
noun
渐强
noun
犯罪学
noun
氪
noun
水晶
noun
晶体学
noun
玩偶
noun
  1. 铬
  2. 鉻
noun
年表
noun
荷官
noun
氙
noun
理发师
adjective
前
/ˈcu.dys/
pronoun
(başkentler) İsrail ve Filistin'in başkenti
耶路撒冷
noun
美洲狮
/[kʰuˈɫ̪äkʰ]/
noun
  1. 耳
  2. 耳朵
noun
鼓膜
noun
圈
verb
用
noun
用户
noun
用途
/ˈcum/
noun
(jeoloji, madencilik) silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı v.s. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler
沙
/kum sɑaˈti/
noun
沙漏
noun
少校
noun
演奏家
noun
卡西诺
/ku.ˈmaʃ/
noun
(kumaş, tekstil) pamuk, yün, ipek v.s.'nden makinede dokunmuş her türlü dokuma
物質
noun
扑满
noun
海滩
noun
沙丘
noun
鞋
noun
勇气
noun
课
/[kʊɾ.ˈʔɑːn]/
pronoun
(İslâm, kitap) Müslümanlarca Allah kelâmı olarak kabul edilen mukaddes kitap
  1. 可兰经
  2. 可蘭經
noun
牺牲
noun
  1. 青蛙
  2. 蛙
/kuɾdɛˈlɛ/
noun
部
noun
小說
verb
修
noun
狼
/kuɾ.tuˈɫuʃ/
noun
你好
noun
蟲
/cu.ˈɾu je.miʃ/
noun
(yiyecekler) kurutulmuş meyve
蛋
noun
葡萄干
/ku.ɾu.ˈluʃ/
noun
单位
noun
鑪
noun
  1. 铅
  2. 鉛
noun
投敵
/cuˈtu/
noun
匣
noun
北极熊
noun
石英
pronoun
科威特
/kuv.ˈvet/
noun
  1. (fizik) Bir cismin konumunun, hareket özelliğinin veya şeklinin değişmesine sebep olan tesir, güç
    力
  2. (matematik) üs
    冪
noun
尾
noun
蝎子
/cuj.ɾuc.ˈlu jɯl.dɯz/
noun
(astronomi) Bir yıldız çevresinde büyük bir elips veya bir parabol yörüngede dolaşan, hatta bazen yıldızlararası boşlukta eliptik yörünge üzerinde hareket edebilen, o yıldıza yaklaştığında yüzeyinde ortaya çıkan gazların ve tozların oluşturduğu kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi.
彗星
/ku.ˈju/
noun
(su) su tabakasına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir şeklinde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur
水井
noun
宝石匠
/cu.ˈzen/
noun
(aile) erkek yeğen, amca, dayı, hala veya teyzenin erkek çocuğu.
党哥
/[kʊ.ˈzɛj]/
noun
(yönler) sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri
北
pronoun
北欧
pronoun
北海
noun
朝鲜
/cu.zej ma.ɾi.ˈja.na a.da.la.ɾɯ/
pronoun
(coğrafya) Kuzey Pasifik Okyanusu'nda, Amerika Birleşik Devletleri ile siyasî birlik içerisinde olan adalar topluluğu
北马里亚纳群岛
pronoun
北爱尔兰
/ku.ˈzej.ba.tɯ/
noun
(yönler) Kuzeyle batı arasındaki yön
西北
noun
东北
noun
乌鸦
/cu.ˈzin/
noun
(aile) kız yeğen, amca, dayı, hala veya teyzenin kız çocuğu.
表姐妹
noun
小羊
noun
天鹅
/[ˈkuʃ]/
noun
  1. 鸟
  2. 鳥
noun
鳥類學
/ku.ˈʃac/
noun
(coğrafya)Yeryüzünde benzer özellikler gösteren coğrafi sahaların oluşturduğu bölgeleri ifade etmek için kullanılan genel ad: sıcak kuşak, deprem kuşağı, orman kuşağı vb.
腰
noun
芦笋
noun
嫌疑 [xiányí]
/cuʃˈluc/
noun
上午
noun
恶梦
noun
一月
/[ˈkʲɑɾ]/
noun
(ekonomi) alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı
贏利
/kʲa.ˈ‿ɯt/
noun
(kâğıt endüstrisi, matbaacılık) genellikle nemli ağaç lifleri veya otların bezlerinden elde edilen selüloz hamuru hâline getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak
  1. 紙
  2. 纸
/ˈcœc/
noun
根
noun
  1. asıl, soy
  2. bir şeyin çıktığı, dayandığı sebep, şekil, temel veya yer
  3. tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap
  4. (botanik) kabak, karpuz, kavun v.s. gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları
  5. (ticaret) bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer
方根
noun
語源學
noun
冷杉
noun
奴隶
/cø.ˈmyɾ/
adjective
(renkler) Siyah renkli
煤炭
verb
双轮战车
/[cʰø̞ᵝˈpʰɛc]/
noun
(köpekgiller, evcil hayvanlar) köpekgiller (Canidae) familyasından görünüş ve büyüklükleri farklı, yüzden fazla evcil ırkı olan etçil hayvan, it, gölbez
  1. 狗
  2. 犬
noun
  1. 鯊魚
  2. 鲨鱼
/cøp.ˈry/
noun
(mimarlık) nehir ve vadi gibi geçilmesi güç bir engelin iki yakasını bağlayan yapı; herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı
  1. 橋
  2. 桥
/cøp.ˈry ys.ty/
noun
(denizcilik) geminin sevk ve idaresinin yapıldığı mahal
橋樑
/cøp.ry.ˈd͡ʒyc ce.mi.‿i/
noun
(anatomi) Omuz başıyla göğüs kemiğinin üst ucu arasında bulunan ve derinin altında belli olan uzunca kemik
鎖骨
noun
海湾
noun
咖喱
noun
冰壶
/cøɾ.ˈɫyc/
noun
  1. (tıp) görme engellilik
  2. Kesmez olma durumu
  3. (botanik) Bitkilerin tomurcuk vermemesi hâli.
  4. (mecaz) Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş.
  5. (mecaz) Gerçeği görememe hâli.
盲目性
noun
鎖鏈
/cø.ty/
adjective
  1. 恶
  2. 坏
/ˈcøj/
noun
Böyle bir yerleşim biriminde oturan halkın bütünü:
村
noun
角
pronoun
古巴
pronoun
古巴共和国
noun
二月
noun
毛
/ky.ˈfyɾ/
noun
(hukuk) sövmek için söylenen söz
詛咒
noun
硫
/ˈcyl/
noun
灰
noun
苍鹭
noun
连裤袜
/cyl.ˈtyɾ/
noun
  1. topluma veya halk topluluğuna mahsus düşünce ve sanat eserlerinin bütünü
  2. (toplum) tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde meydana gelen bütün maddî ve manevî değerlerle bunları meydana getirmede, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine hakimiyetin ölçüsünü gösteren araçların bütünü
文化
/cyl.ˈtyɾ hin.du.su/
pronoun
(din) Kültürel olarak Hinduist bir ortamda Hinduizm'in değerlerini en azından kısmen de olsa tanıyarak büyüyen kimse
印度教
/ky.ˈme/
noun
  1. birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün
  2. tümsek biçimindeki yığın
  3. (askeriye) tomar
  4. (eğitim) bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek
  5. (matematik) matematiksel anlamda tanımsız kavram
  6. (spor) durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup
  7. (spor) koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri
一起
noun
耳环
pronoun
庫爾德斯坦
/[ky.ˈɾɛ]/
noun
圆球
noun
铁锹
noun
鋦
noun
皮膚
noun
流产
/ˈkyɾt.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Kürtlerin konuştuğu dil grubu
  1. 库尔德语
  2. 庫爾德語
noun
菟丝子
adjective
傲慢
/kytyphaːne/
noun
  1. 图书馆
  2. 圖書館
noun
图书管理员
/ky.ˈt͡ʃyc/
noun
  1. İdrar
  2. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
小
noun
小安的列斯群岛
noun
悬雍垂
/ky.ˈt͡ʃyc ɡe.ze.ɡen/
noun
(astronomi) Tanım olarak ne bir gezegen, ne de sadece bir kuyruklu yıldız olarak sınıflandırılan, bir yıldız sistemine sahip herhangi bir yıldızın etrafında doğrudan yörüngede dönmekte olan astronomik cisim.
微型行星
noun
寒鸦
noun
小天鹅
noun
小熊猫
noun
小白额雁
/[ˈkɯb.ɾɯs]/
pronoun
(adalar) Akdeniz'in üçüncü büyük adası.
塞浦路斯
noun
发
noun
剑
noun
剑鱼
noun
刀鞘
/ˈcɯp.t͡ʃak/
pronoun
钦察
adjective
灰色
noun
  1. 灰
  2. (coğrafya) şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, taşra
    國家
noun
家燕
noun
霜
/kɯɾ.ˈɡɯz.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Kırgız Türkçesi
吉尔吉斯语
pronoun
吉尔吉斯斯坦
adjective
四十一
adjective
四十九
adjective
四十二
noun
  1. 燕子
  2. 燕科
/kɯɾmɯˈzɯ/
noun
红色
noun
  1. 红葡萄酒
  2. 红酒
noun
霜
noun
折射率
/ˈkɯ.ɾɯm/
noun
大屠杀
noun
绕射
adverb
Kısaltarak
短
noun
连字号
/cɯ.salt.ˈma/, /cɯ.ˈsalt.ma/
noun
kısaltmak işi
縮寫
noun
(dil bilimi) Birden çok kelimeden oluşan kurum, kavram, araç vb. adların başındaki ünlü ve ünsüzlerden yararlanılarak gerektiğinde araya ünlüleri de eklenerek oluşturulan kelimeleşmiş kısaltma; kısaltmalı kelime, akronim.
略語
adjective
吃醋的
/kɯs.ˈkat͡ʃ/
noun
  1. (aletler) Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense gibi araç
  2. açılıp kapanan eğreti merdiven
  3. (böcekler) Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ
  4. demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa gibi araç
剪刀
noun
首字母縮寫詞
noun
母马
noun
地峡
noun
部分
verb
消炎
/cɯ.ˈta/
noun
(coğrafya) yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri, ana kara
大陆
noun
饥荒
noun
电流
noun
电动力学
noun
电动势
noun
电化学
noun
电
noun
电磁学
noun
电极
/kɯjˈmet/
noun
价值
noun
岸
/ˈkɯz/
noun
(eşey, primatlar) dişi cinsten çocuk ya da genç, oğlanın karşıtı; duhter, kız çocuğu
  1. 女孩儿
  2. 女孩
noun
麻疹
noun
風疹
noun
童貞
noun
处女膜
noun
红
noun
鹿
noun
丹頂鶴
noun
红外线
/kɯ.ˈzɯl.baʃ/
pronoun
(Şiilik) Şiî mezhebinin bir kolundan olanlara verilen ad
奇茲爾巴什
pronoun
红海
noun
拟鲤
/[ˈkɯʃ]/
noun
  1. 冬天
  2. 冬
/ˈcɯʃ ɡyn dønyˈmy/
noun
冬至
/kɯʃ ujkusunɑ jɑtmɑk/
verb
冬眠
adverb
至少
/ɫa.bi.ˈɾent/
noun
  1. çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı
  2. içinden çıkılması güç veya imkânsız durum, sorun
迷宮
noun
实验室
adjective
lacivert renkte olan
深蓝色
noun
冷杉
noun
主題
verb
说语
pronoun
海牙
/ˈɫaɫ/
noun
  1. Kırmızı renkli bir çeşit mürekkep.
  2. (edebiyat, Türkçe) Özellikle Divan Edebiyatı'da çok kullanılan değerli bir taş.
  3. (madencilik) Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş.
  4. (renkler) Kırmızı tonunda bir renk.
红宝石
/lɑ:lɛ/
noun
  1. 郁金香
  2. 鬱金香
/ˈlam/
noun
(mikroskop) mikroskop altında cisimleri incelemek için kullanılan ince, dikdörtgen cam tabaka
刀片
/ˈla.ma/
noun
  1. dilmek, kazımak, kesmek, tıraş etmek için kullanılan bir aletin madenî kısmı
  2. (devegiller) geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek, boynu uzun hayvan
喇嘛
/ɫɑm.bɑ/
noun
灯
noun
镧
pronoun
老挝人民民主共和国
/ˈlaː.o.ˈzi/
pronoun
(ahlâk, din, felsefe) Çinli eğitimci, filozof ve yazar.
老子
/ɫas.ˈtik/
noun
橡胶
/ɫa.ˈtin.d͡ʒe/
pronoun
  1. 拉丁語
  2. 拉丁语
/ˈlav/
noun
(volkanoloji) Yanardağların püskürmesi ile yeryüzüne çıkan, planemonun derinliklerinden gelen, soğuyunca katılaşan erimiş, kızgın maddeler
熔岩
noun
洗手池
/la.ˈvan.ta/
noun
薰衣草
pronoun
尼科西亚
/ˈɫeh.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Polonya'nın resmî dili
  1. 波兰语
  2. 波蘭語
/ˈɫeh.t͡ʃe/
noun
  1. konuşma tarzı
  2. (dil bilimi) bir dilin bölgesel, siyasî ya da tarihî sebeplerden dolayı ses, yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu
方言
noun
淋巴
/ɫep.ˈton/
noun
  1. 輕子
  2. 轻子
pronoun
莱索托
pronoun
拉脱维亚
/ɫe.ˈton.d͡ʒa/
pronoun
拉脱维亚语
pronoun
  1. 拉脱维亚
  2. 拉脫維亞
pronoun
拉脫維亞人
/lejlec/
noun
  1. 鹳
  2. 白鹳
/[lɛʐ.bɪ.ˈjɛn]/
noun
(cinsellik, sosyoloji) bir kadının diğer bir kadına ruhî, fizikî ve hissî ilgi duyması
女同志
noun
女同性恋
adjective
好吃
/leˈ‿en/
noun
碗
/ˈłeʃ/
noun
腐肉
pronoun
利比亚
noun
部
pronoun
利古里亞
/[ˈɫɪh.tɛn.ʃtɑjn]/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa'da bir mikrodevlet.
  1. 列支敦士登
  2. 列支敦斯登
noun
液体
pronoun
吕基亚
/ˈɫiɫ.ɫe.ham.meɾ/
pronoun
(Norveç) Norveç'in Innlandet ilinde bulunan bir kasabadır.
利勒哈默尔
/liˈmɑn/
noun
(denizcilik, yapılar) Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak
港口
/ɫi.ˈmon/
noun
(sedef otugiller, meyveler) Turunçgillerden, 3–5 m yükseklikte, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç ve bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi
柠檬
/limonɑˈtɑ/
noun
檸檬水
noun
褐煤
noun
斤
/ˈlise/
noun
高中
noun
石印
noun
公升
/ɫit.ˈvan.d͡ʒa/
pronoun
立陶宛语
pronoun
立陶宛
noun
  1. 锂
  2. 鋰
/ɫi.ˈvon.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Ural dil ailesinin Baltık-Fin dilleri koluna bağlı Güney Fin dili grubuna ait bir ölü dil
直播
noun
对数
/lo.ˈʒi/
suffix
"„-loji“" eki en genel anlamda bir alanındaki çalışma demektir.
noun
餐馆
pronoun
伦巴第大区
/ˈlon.dɾa/
pronoun
  1. (başkentler) İngiltere ve Birleşik Krallık'ın başkenti
  2. (başkentler) İngiltere'nin başkenti
  1. 伦敦
  2. 倫敦
noun
鐒
/los ˈen.dʒe.ɫes/
pronoun
(Kaliforniya, şehirler) Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya Eyaleti'nin en kalabalık ve New York'tan sonra ikinci kalabalık şehri.
洛杉矶
/lu.i.si.ˈaː.naː/
pronoun
(ABD, eyaletler) Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde bulunan bir eyâlet.
路易斯安那
pronoun
死海
noun
白血病
pronoun
黎巴嫩
pronoun
黎巴嫩共和国
pronoun
卢森堡
pronoun
卢森堡语
interjection
请
noun
工资
/maː.ˈbet/
noun
  1. (din, mimarlık) içinde ibadet etmek için kullanılan ya da yapılan bina
  2. özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer
  1. 寺庙
  2. 寺廟
pronoun
  1. 匈牙利语
  2. 匈牙利語
pronoun
匈牙利
/maːdʒe.ɾaː/
noun
经验
/ma.da.ˈɡas.kaɾ/
pronoun
(ülkeler) Güneydoğu Afrika'da bir ada ülkesi.
马达加斯加
noun
奖章
noun
太太
/madˈde/
noun
物质
noun
唯物主义
/[madˈdiː]/
adjective
物理学
noun
采矿工程师
adjective
金属
pronoun
马德里
noun
杂志
/ˈmaɡ.ma/
noun
(volkanoloji) Yer'in içinde, hamur veya sıvı kıvamında gazlarla doymuş olarak bulunan eriyik.
岩漿
noun
  1. 镁
  2. 鎂
/mah.ke.ˈme/
noun
  1. (hukuk) bir hâkimden veya bazen savcı ve hâkimlerden oluşan bir kurulun yargı görevini yerine getirdikleri yer
  2. (hukuk) yargılama
法庭
noun
忧郁
noun
胎
adjective
自己的
adjective
对不起
adjective
中指
noun
文章
pronoun
澳門
/ma.ˈcas/
noun
(aletler) bir eksen çevresinde dönebilecek şekilde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan alet, sındı
剪刀
pronoun
马其顿语
/[mɑ.cɛ.ˈdon.jɑ]/
pronoun
(ülkeler) Kuzey Makedonya kavramının kısa şekli
马其顿
/ma.ˈci.ne/
noun
机
noun
  1. 机械工程师
  2. 机械设计制造人员
adjective
巨
/ˈmal/
noun
  1. (argo) esrar
    物質
  2. (argo, kaba konuşma) fahişe, seks işçisi
    妓女
  3. (argo, kaba konuşma) penis
    阴茎
  4. (aşağılama, mecaz) aptal veya saf kişi
    傻子
pronoun
马拉维
/ˈma.ˈlaj di.ɫi/
pronoun
(diller) Malaya-Polinezya dillerinin bir kolu olup Avustronezya dil ailesinin bir alt grubudur.
马来语群
/ma.ɫa.ja po.ɫi.ˈnez.ja di.ɫi/
pronoun
(diller) Çoğunlukla Güneydoğu Asya ve Pasifik'te konuşulan, Avustronezya dillerine ait bir dil ailesi.
馬來-玻里尼西亞語族
/ma.ˈlaj.d͡ʒa/
pronoun
馬來語
pronoun
马尔代夫
pronoun
马来西亚
/mal.ˈɡaʃ/
pronoun
(milletler) Madagaskar'a has Avustronezyalı etnik grup.
马尔加什人
/ˈma.ɫi/
pronoun
(ülkeler) Batı Afrika'da denize kıyısı olmayan bir ülke.
马里
pronoun
马耳他
pronoun
马尔他语
/maːluːˈmaːt/
noun
知识
noun
材料
noun
猛犸
/ˈman a.da.sɯ/
pronoun
(BK, coğrafya) Birleşik Krallık'ı meydana getiren ülkelerden biri.
曼岛
/maː.ˈnaː/
noun
意思
noun
僧院
noun
水牛
noun
橘子
/man.da.ˈɾin/
pronoun
(diller) Edebiyatta ve resmî işlerde kullanılan Standart Çince.
北方話
noun
锰
noun
芒果
noun
时装模特儿
pronoun
曼島語
noun
木兰
noun
蘑菇
/man.ˈtɯk/
noun
理则
noun
磁场
/man.za.ˈɾa/
noun
  1. bakışı, dikkati çeken her şey
  2. durum, hâl
  3. görünüş
  4. konusu bir şehir parçası veya tabiat olan resim, gravür veya desen, tablo
全景
noun
行
pronoun
满语
noun
丹頂鶴
/mɑoˈnɪzm/
pronoun
毛主义
pronoun
毛利語
noun
木工
pronoun
马拉地语
/[mɑɾk.ˈsɪzm]/
pronoun
(ideoloji) Marksçılık
马克思主义
pronoun
马尔马拉海
noun
柑橘醬
/ˈmaɾs/
pronoun
  1. (gezegenler) Güneş Sistemi'nde Dünya ile Jüpiter arasında yer alan, Güneş'e olan uzaklığı bakımından 4. gezegen.
  2. (mitoloji) Eski Romalıların savaş tanrısı.
火星
/maɾ.ˈʃal a.da.la.ɾɯ/
pronoun
(ülkeler) Pasifik Okyanusu'nda bir adalar ülkesi.
馬紹爾群島
noun
三月
pronoun
马提尼克
noun
海鸥
noun
莴苣
noun
綿羊
/[mɑˈsɑ]/
noun
(mobilya) ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya
桌子
noun
乒乓球
noun
按摩
noun
打印
/[mɑ.tɛ.mɑ.ˈtɪk]/
noun
(öğretim) matematik dersi kavramının kısa şekli
数学
adjective
数学的
/mɑtɛmɑtɪkˈt͡ʃɪ/
noun
数学家
noun
印板
/[mɑtɾuʃˈkɑ]/
noun
俄罗斯套娃
pronoun
毛裡求斯
pronoun
毛里求斯共和国
noun
蓝
noun
酵母
noun
发酵
/majˈmun/
noun
  1. 猴子
  2. 猴
/majoˈlaɾ/, /maˈjo/
noun
泳衣
/mɑjɔˈnɛz/
noun
美乃滋
pronoun
马约特
/ma.ˈjɯs/
noun
  1. (aylar) Yılın 31 gün süren beşinci ayı
  2. (halk ağzı) Taze sığır dışkısı
五月
noun
往事
noun
意思
noun
黑桃
/ˈma‿aɾa/
noun
洞
noun
商店
/ˈma‿.ɾip/
pronoun
(coğrafya, tarih) Kuzey Afrika'da bir bölge. Günümüzde dar anlamıyla Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra'yı (geniş anlamıyla, Libya ve Moritanya'yı da) içerir
馬格里布
noun
意思
/meˈcaz/
noun
隐喻
noun
有义务的
noun
议会
/me.de.ni.ˈjet/
noun
文明
noun
意思
noun
媒體
noun
理想
/meɡ.ˈɾeɫ.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Karto-Zan dillerinden biri.
明格列尔语
noun
力学
noun
機械師
noun
机关 [jīguān]
/mek.ke/
pronoun
(İslâm, Suudi Arabistan) Sıhhatli ve zengin Müslümanların ömürlerinde en az bir kez yerine getirmek zorunda oldukları hac ibadetinin yapıldığı Müslümanlarca mukaddes sayılan bir şehir.
  1. 麥加
  2. 麦加
pronoun
墨西哥合众国
noun
墨西哥城
/mek.ˈtup/
noun
(bilgi bilimi, posta, yazı) bir şey haber vermek, sormak, istemek veya hisleri bildirmek için birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen zarfa konulmuş yazılı kâğıdı
信
noun
天使
/me.ˈme/
noun
乳房
noun
乳头
noun
  1. 哺乳类
  2. 哺乳類
/memeˈli hajˈvan/
noun
dòngwù
noun
Chhī-leng tōng-bu̍t
/mem.ɫe.ˈcet/
noun
doğup büyülen yer
故乡
adjective
开心
/meː.ˈmuɾ/
noun
职员
noun
手帕
noun
紫罗兰
adjective
永恆
noun
更年期
/menteˈʃe/
noun
铰链
/meˈny/
noun
菜单
noun
根
/meɾ.ˈd͡ʒec/
noun
(optik) içinden geçen paralel ışınları düzenli bir şekilde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış şeffaf cisim
鏡
idiom
去
/[ˈmær.hɑ.bɑː]/
interjection
Günaydın veya hoş geldiniz anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü
  1. 你好
  2. 你们好
/meɾ.ha.ˈmet/
noun
(din) bir kişinin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
同情
/meɾ.ˈkez/
noun
  1. belirli bir yerin ortası
  2. biçim, şekil, tarz
  3. bir işin öğretildiği yer
  4. bir işin yoğun olarak yapıldığı yer
  5. bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
  6. (geometri) bazı çokgenlerde köşegenlerin veya kapalı eğrinin kesişme noktası
  7. (geometri) dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek
  8. (toplum) polis karakolu
中心
/meɾ.ˈkyɾ/
pronoun
(mitoloji) Hızla ilgili Romalı tanrı. Bazen haberci olarak kanatlı sandalet giyer, Merkür Yunan tanrısı Hermes'e karşılık gelmektedir.
  1. 水星
  2. 墨丘利
noun
大理石
noun
子彈
noun
鲟鱼
noun
距离
/meˈsaʒ/
noun
大使館
adposition
例如
/me.se.ˈɫe/
noun
  1. problem, sorun
  2. zor iş
  3. (eskimiş, matematik) problem
問題
noun
弥赛亚
/mes.ˈɫek/
noun
(meslekler) belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş
職業
adjective
不负责任
noun
新陈代谢
/me.taɫ/
noun
金属
noun
冶金学
adjective
金属
noun
冶金学
noun
甲烷
/me.te.ˈoɾ/
noun
(astronomi) Bir asteroit, kuyruklu yıldız, meteoroit veya mikrometeoroitin üst atmosferdeki hava molekülleri ile çarpışarak akkor hâline gelene kadar ısındıktan sonra bir çizgi meydana getirerek Dünya atmosferinden bazen arkasından ışıyan malzeme bırakarak gözle görülür geçişi.
流星
noun
  1. 气象学
  2. 氣象學
noun
課文
noun
方法论
noun
办法
noun
女主人
noun
地铁
/mevd͡ʒu:dijetˈleɾ/, /mevd͡ʒu:diˈjet/
noun
存在
/mevˈsim/
noun
季
/mej.ˈdan mu.haː.ɾe.be.si/
noun
(askeriye) Bir muharebede kat'î sonuç almak için düşmana karşı bütün güçlerle yüklenilen ölüm kalım savaşı
战
noun
挑战
noun
(bitki anatomisi, yiyecekler) çiçeğin dişi organının döllenme sonucunda farklılaşıp yumurtalığın gelişmesiyle meydana gelen ve tohumları taşıyan organa denir
水果
noun
果汁
/me.ˈzaɾ/
noun
(ölüm) ölünün gömülü olduğu yer, çukur, kara toprak, kara yer, gömüt, kabir, sin, ebedî istirahatgâh, makber, metfen
坟
noun
公墓
noun
屠宰场
noun
黑线鳕
noun
介子
pronoun
美索不达米亚
noun
导火线
/meˈʃe/
adjective
橡樹
noun
胃
noun
铸模
pronoun
米高
noun
真菌學
noun
传声器
/micɾɔdɑɫˈɡɑ fɯˈɾɯn/
noun
微波炉
noun
话筒
/mik.ɾos.ˈkop/
noun
(optik, ölçü aletleri) mercek düzeneği yardımıyla küçük cisimleri büyütüp daha belirgin hâle getirmeye veya çıplak gözle görülmeyenleri göstermeye yarayan alet
  1. 显微镜
  2. 顯微鏡
noun
搅拌机
noun
数量
/ˈmiɫ/
noun
(ölçüm, ulaşım) Karada 1609, denizde 1852 m olarak kabul edilen bir uzaklık ölçü birimi
里
pronoun
米蘭
noun
毫米
/miɫ.ˈɫet/
noun
(toplum bilimi, etnisite) çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus
国家
/miɫ.ˈɫet it.ti.faː.cɯ/
pronoun
(politika, Türkiye) 5 Mayıs 2018 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi (SAADET) ve Demokrat Parti (DP) arasında kurulan seçim ittifakı olup daha sonrası Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) ve Gelecek Partisi ittifaka katılmıştır.
民族聯盟
/miɫ.ˈɫet.ve.ciː.ɫi/
noun
议员
noun
國籍
/ˈmiɫˈɫijetˈt͡ʃi/
noun
民族
/ˈmiɫˈɫijett͡ʃiˈɫic/
noun
民族主义
/miɫ.ˈɫiː/
adjective
millete mahsus, milletle alakalı
国家
/miɫ.ˈɫiː diɫ/
noun
(diller) Bir milletla fiilen veya hukuken bir bağlantısı bulunan dil.
民族語言
noun
國籍
adjective
百萬
noun
  1. 建筑师
  2. 建築師
noun
建筑
noun
建筑学
pronoun
  1. 閩南語
  2. 闽南语
noun
垫子
noun
矿物
/ˈmi.ˈni.mum/
adjective
  1. asgari
  2. (matematik) değişken bir niceliğin inebileceği en alt olan (sınır)
最小
pronoun
米诺斯
/mi.saː.ˈfiɾ/
noun
客人
noun
菌丝体
noun
麝香
/misˈcɛt limoˈnu/
noun
锉刀
noun
神话
noun
幽默
noun
天平
/mo.ˈdeɫ/
noun
örnek olmaya değer kimse veya şey
模型
pronoun
莫克沙河
/ˈmol.do.va/
pronoun
摩尔多瓦
pronoun
摩尔多瓦共和国
noun
分子
adjective
分子
noun
鉬
/mo.ˈna.ko/
pronoun
(ülkeler) Güney Avrupa'da bir ülke
摩纳哥
pronoun
摩納哥公國
noun
君主制
verb
騎
pronoun
蒙特塞拉特
noun
紫色的
noun
嗎啡
noun
鳕鱼
/mo.ɾi.ˈtan.ja/
pronoun
(ülkeler) Kuzeybatı Afrika'da ülke.
毛里塔尼亚
pronoun
毛裡塔尼亞伊斯蘭共和國
pronoun
毛裡求斯
pronoun
毛里求斯共和国
noun
紫外线
pronoun
莫斯科
noun
动机
/mo.ˈtoɾ/
noun
(halk ağzı, taşıtlar) traktör
铁牛
noun
機動車
noun
摩托車
noun
猪
pronoun
莫桑比克
pronoun
蒙古人
pronoun
蒙古语
/mo.‿o.ɫis.ˈtan/
pronoun
  1. 蒙古
  2. 蒙古国
/mu.aː.ˈsɯɾ/
noun
同时代
noun
检查
adjective
特定的
noun
发明者
/muː.d͡ʒi.ˈze/
noun
奇跡
noun
歌唱家
noun
报告人
/mu.haː.ɾe.ˈbe/
noun
  1. (askeriye) Harpta yapılan çarpışmalardan her biri
  2. (mecaz) güçlü tartışma
争斗
noun
会计师
/muhteˈʃem/
adjective
美丽
noun
电阻
noun
蜡烛
pronoun
孟买
noun
雄鸡
/mus.taˈfa/
pronoun
穆斯塔法
/mut.ˈfak/
noun
厨房
adjective
完美
noun
独裁政制
adjective
高興
noun
悲
/muz/
noun
香蕉
pronoun
缅甸
noun
作家
noun
单数
noun
便服#穆夫提
/my.ˈɡe/
noun
(zambakgiller) inci çiçeği
铃兰
/my.hen.ˈdis/
noun
(meslekler, mühendislik) insanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kişi
工兵
noun
技术
/mycemˈmel/
adverb
完美的
noun
难民
adjective
可能
pronoun
慕尼黑
adjective
oluşmuş, bütün
墨水
noun
乌贼
/mysaːaˈde etmec/
verb
讓
/[mys.ɫy.ˈmɑn]/
pronoun
(İslâm) İslâm dinine mensup olan kimse
清真
verb
开课
noun
公理
adjective
对称
/myzaːceˈɾe/
noun
討論
noun
  1. 博物馆
  2. 博物館
/myˈzɪc/
noun
  1. 音乐
  2. 音樂
noun
音乐学
noun
乐理
noun
音乐家
adjective
好
adjective
难
noun
难题
noun
困難
/myʃ.te.ˈri/
noun
顧客
noun
磁铁
noun
磁
/ˈmɯ.sɯɾ/
pronoun
埃及
/ˈmɯ.sɯɾ/
noun
(tahıllar) buğdaygillerden gövdesi boğumlu ve kalın, yaprakları şerit biçiminde, boyu yaklaşık 2 m olabilen, erkek çiçekleri tepede salkım olarak, dişi çiçekleri yaprakla gövde arasında koçan şeklinde olan kültür bitkisi ve mısır bitkisinin koçan üzerindeki taneli ürünü
玉米
pronoun
阿拉伯埃及共和国
/ˈmɯ.sɯɾ a.ɾap.t͡ʃa.ˈsɯ/
pronoun
(diller) Mısır'ın kuzeyinde halk arasında yaygın olarak kullanılan Arap lehçesi
埃及語
noun
玉米油
noun
撥子
noun
尸体
adverb
很少
noun
运输
/nak.ˈʃi.ben.diː.ˈɫik/
pronoun
(Ehl-i Sünnet, tasavvuf) Şeyh Muhammed Bahâeddîn Nakşibend'in kurduğu, gizli ibadete dayanan bir tarikat
納克什班迪教團
/ˈnaːm/
noun
名
/[nɑ.ˈmɑz]/
noun
(İslâm) Müslümanların günde beş vakit yapmaları emredilen ve dua okuyarak kıyam, rükû, sücut, kuut denilen rükünlere göre Allah'a edilen bedenî ibadet.
生菜
/naː.ˈme/
noun
扑克牌
noun
纳米比亚
noun
薄荷
noun
纳米技术
pronoun
那不勒斯
noun
石榴
noun
水煙
/nasjonał sosjaizmˈleɾ/, /nasjonał sosjaˈizm/
noun
纳粹主义
adverb
  1. 如何
  2. 怎样
/na.ˈu.ɾu/
pronoun
(ülkeler) Mikronezya'da bulunan Dünya'nın en küçük ada ülkesi
瑙鲁
/na.ˈva.ho.d͡ʒa/
pronoun
(diller) A.B.D.'de konuşulmakta olan bir Kızılderili dili
納瓦荷語
noun
導航
pronoun
纳粹主义
suffix
suffix
interjection
什么
adverb
几
/ˈne za.man/
adverb
hangi zaman
什么时候
/ne.ˈden/
adverb
bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan söz
什么
noun
呼吸
adjective
可爱
/nef.ˈɾet et.mec/
verb
bir şeye veya birine karşı nefret duygusuyla dolu olmak
恨
noun
石油
noun
非正
noun
河流
noun
仙女
noun
钕
/ˈne.paɫ/
pronoun
(ülkeler) Güney Asya'da Çin Halk Cumhuriyeti ile Hindistan arasında denize kıyısı olmayan bir ülke
尼泊尔
/ne.ˈpaɫ.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Nepal'in resmî dili
尼泊尔语
pronoun
猪笼草
/ˈnep.tyn/
pronoun
  1. (gezegenler) Güneş Sistemi'nde Uranüs'ten sonra gelen 8. ve sonuncu gezegen.
  2. (mitoloji) Poseidon'un Roma mitolojisindeki ismi.
海王星
/ˈnɛ.ɾɛ.d̪ɛ/, /ˈnɛɾ.d̪ɛ/
adverb
hangi yerde, hangi yönde
哪儿
adverb
差不多
noun
物体
noun
结果
/ˈnʲy.ton/
noun
(fizik, mühendislik) SI birim sisteminde, kütlesi 1 kg olan cisme saniye karede 1 m'lik bir ivme veren güç birimi
牛頓
/nju ˈjoɾk/
pronoun
  1. (ABD, eyaletler) Amerika Birleşik Devletleri'nde yer alan bir eyalet.
  2. (ABD, şehirler) Amerika Birleşik Devletleri'nde yer alan bir şehir ve aynı isimli eyaletin merkezi.
紐約
noun
欢乐
adjective
高兴
noun
数量
noun
感叹词
noun
不和
pronoun
  1. 尼日尔‎
  2. 尼日尔
/ni.ˈʒeɾ.ja/
pronoun
(ülkeler) Batı Afrika'da, Gine Körfezi kıyısında, Benin ile Kamerun arasında yer alan ülke. Başkenti Abuja, en büyük şehri Lagos'tur
尼日利亚
pronoun
尼加拉瓜
pronoun
尼加拉瓜共和国
noun
镍
noun
尼古丁
pronoun
尼罗河
/ni:sɑn/, /ni:sɑnlɑɣ/
noun
四月
noun
品質
noun
形容詞
noun
硝酸
pronoun
紐埃
noun
意图
/ni.ˈzam/
noun
目
noun
未婚夫
noun
淀粉
/noˈbeljum/
noun
锘
/ˈno.eɫ/
pronoun
  1. 圣诞节
  2. 聖誕節
/nokˈtɑ/
noun
点
noun
标点符号
/nokˈtʏɾn/
noun
夜曲
/ˈnoɾ.vet͡ʃ/
pronoun
挪威
pronoun
挪威海
pronoun
挪威王国
/noɾ.ˈvet͡ʃ.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Norveç'te bugün konuşulan dillerin bütünü. Bokmål (okunuşu bukmol) Nynorsk (Yeni Norveççe) olmak üzere bugün kullanılan iki lehçesi bulunmaktadır.
挪威语
/ˈnot/
noun
笔记
noun
音符
noun
公证
noun
数
noun
神經內科
noun
裸体
noun
强弱法
/ny.fus/
noun
人口
noun
核反应堆
noun
精神
noun
肥胖症
noun
物镜
/ob.si.di.ˈjen/
noun
(madenler) Ekstrüzif magmatik bir kaya olarak meydana gelen tabii volkanik bir cam formu.
黑曜岩
noun
  1. 一月
  2. 元月
/ˈod/
noun
奥德
/o.ˈda/
noun
Köy odası
房间
noun
丫头
/o.ˈdun/
noun
木材
noun
箭
adjective
箭袋
noun
  1. 氧
  2. 氧氣
noun
(kimya) oksijenin bir elementle birleşmesiyle oluşan madde
氧化物
/ok.si.ˈtan.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Güney Fransa'daki Oksitanya, İtalya'daki Oksitan Vadisi ve İspanya'daki Aran Vadisi'nde konuşulan Latin dili
欧西坦语
noun
催产素
/o.ˈkul/
noun
bir okuldaki öğrenci ve görevlilerin bütünü
学校
noun
经理
/o.cu.ˈmac/
verb
  1. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek:
  2. (mecaz) Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak:
  1. 读
  2. 读书
adjective
有学问
noun
歌唱家
/oc.ja.ˈnus/
noun
(coğrafya, oşionografi) Kıtaları birbirinden ayıran deniz
大洋
noun
海流
/oc.ja.ˈnus bi.ɫi.mi/
noun
(bilim, tabii bilimler) Denizleri ve okyanusları inceleyen bilim dalı
海洋学
pronoun
大洋洲
noun
射箭
verb
抚爱 [fǔ’ài]
adjective
可能
noun
可能性
noun
概率
/o.ˈlaj/
noun
  1. ortaya çıkan, oluşan durum, ilgiyi çeken veya çekebilecek vasıfta olan her türlü iş
  2. (bilişim) bir eylemin gerçekleştiğini, mesela bir tuşa basıldığını ya da fareyle tıklanıldığını bildiren yazılım iletisi
  3. (felsefe) önemli tarihî olgu
事件
adverb
够
noun
奥林匹克运动会
/oɫ.ˈmac/
verb
meydana gelmek, varlık kazanmak
是
noun
钓竿
adjective
正面
verb
成为
noun
欧姆
noun
申诉专员
noun
煎蛋
/[oˈmuɾɡa]/
noun
背骨
/[oˈmuɾɡalɯ]/
adjective
有椎骨的
noun
肩
/ˈon al.tɯ/
adjective
十六
/ˈon beʃ/
adjective
(sayılar) on altıdan önce, on dörtten sonra gelen sayı
十五
/ˈon biɾ/
adjective
十一
/ˈon do.cuz/
adjective
十九
/ˈon døɾt/
adjective
十四
/on e.ˈmiɾ/
pronoun
(İbrâhimî dinler) Mûsevîliliğe göre Sina Dağı'nda Mûsâ'ya vahyedilmiş ve YHVH'nin İsrailoğulları'na emrettiği on adet emri içeren prensipler dizisi.
十诫
/ˈon i.ci/
adjective
十二
/ˈon i.cin.ˈd͡ʒi/
adjective
十二
/ˈon se.ˈciz/
adjective
十八
/ˈon je.di/
adjective
十七
/ˈon yt͡ʃ/
adjective
十三
noun
肿瘤学
/[on.ˈlɑɾ]/
pronoun
  1. 他们
  2. 她们
noun
个体发生
adjective
第十
noun
歌劇院
adjective
光學
/ˈo.ɾa.da/
adverb
那儿
noun
镰
noun
猩猩
/oɾ.ˈdu/
noun
(askeriye) Bir devletin silahlı kuvvetleri, askeriye
  1. 部队
  2. 部隊
noun
器官
/ˈoɾganˈic cimja:ˈlaɾ/, /ˈoɾganˈic ˈcimja:/
noun
有机化学
/oɾ.ɡa.ni.zas.ˈjon/
noun
  1. devlet, idare, toplum v.s.'nin düzenleniş şekli
  2. düzenleme
  3. düzenli bir grubun üyelerinin tamamı
  4. (hükûmet) kurum, teşkilat
團髢
/oɾɡaˈnizma/
noun
机体 [jītǐ]
noun
将军
/oɾiʒiˈnal/
adjective
  1. alışılagelenden daha değişik, şaşırtıcı nitelikte olan
  2. fabrikası tarafından yapılan, taklit olmayan (araç ve gereç)
  3. otantik
  4. özgün, ibdai
原始的
noun
樂團
noun
乐队指挥
noun
金枪鱼
/oɾˈman/
noun
森林
noun
木管
noun
鸭嘴兽
/o.ɾosˈpu t͡ʃo.d͡ʒuː/
noun
(hakaret yollu sözcükler, argo, fahişelik) Ahlâksız, dönek anlamında kullanılan ve kişinin annesinin hayat kadını olduğunu ima eden söz; orostopol, orospu evladı
婊子养的
/oɾ.ˈta/
adjective
  1. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen.
  2. her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan
  3. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan; vasat.
  1. 中
  2. 中央
pronoun
中非共和国
noun
中美洲
/oɾˈta asja/
pronoun
中亚
noun
中胚层
pronoun
(coğrafya) Güneybatı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge.
中东
/oɾ.ˈta fɾan.sɯz.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Yaklaşık olarak 1340 ve 1610 seneleri arasındaki dönemdeki Fransızca.
中古法语
noun
中耳
pronoun
中世纪
noun
介子
noun
最大公因数
noun
公司
/oɾtalaˈma/, /oɾtaˈlama/
noun
平均
noun
环境
pronoun
奥斯曼帝国
/os.ˈman.lɯ im.pa.ra.tɔɾ.lu.‿u/
pronoun
(tarih) XIII. yüzyılda Osman Bey tarafından kurulmuş ve I. Dünya Savaşı'ndan sonra parçalanmış Türk devleti.
奥斯曼帝国
verb
放屁
/ˈot/
noun
草
/o.ˈteɫ/
noun
(binalar, işletmeler) Yolcu ve turistlere geceleme, konaklama imkânı sağlamak amacıyla kurulmuş işletme:
  1. 宾馆
  2. 酒店
/ˈoto/
noun
汽车
noun
高速公路
noun
自动化
/otomoˈbiɫ/
noun
汽車
noun
高速公路
noun
客厅
verb
坐
adjective
三十
adjective
三十一
/o.tuz je.ˈdi/
adjective
서른일곱
adjective
椭圆形
noun
最低限度
noun
部落
verb
游戏
/ˈojsa/
conjunction
却
/oˈjʊn/
noun
游戏
noun
玩具
noun
电子游戏机
noun
戏剧
/o‿.ˈlan/
noun
男孩
/o.ˈ‿ul/
noun
(aile, primatlar) erkek evlat
  1. 儿子
  2. 兒子
noun
胚胎
noun
鞋
noun
鲸头鹳
noun
价格
adjective
贵
pronoun
巴基斯坦
pronoun
帛琉
pronoun
帛琉共和國
noun
古生物学
/[pʰɑʎ̟.ˈjɑː.t̠̠͡ʃo̞ʷ]/
noun
小丑
noun
棉花
noun
鱈魚
pronoun
巴拿马
pronoun
巴拿馬共和國
noun
甜菜 tian cai
noun
墜飾
/pandeisˈzm/
noun
泛自然神論
/pandeˈmi/
noun
瘟疫
noun
集電弓
noun
裤子
noun
  1. 教皇
  2. 教宗
noun
甘菊茶
/paˈpaz/
noun
祭司
/[pʰɑ.pɑ.ˈɑn]/
noun
  1. 鵡
  2. 鹦鹉
noun
菜椒
pronoun
巴布亚新几内亚
/pɑˈɾɑ/
noun
(ekonomi) devletçe bastırılan, üzerinde kıymeti yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
  1. 钱
  2. 货币
  3. 金钱
noun
罚款
noun
对比
/paɾadi'gma/, /paɾadi'gmaˈlaɾ/
noun
范式
/pa.ɾa.ˈdoks/
noun
(felsefe, mantık) Kendi içinde çelişkiliymiş gibi görünen, mantıksal olarak hem doğruluğu, hem de yanlışlığı kanıtlanabilen önerme, çatışkı
自相矛盾的话
noun
章句
pronoun
巴拉圭
noun
括号
noun
超心理学
noun
香水
/[pɑːɾis]/
pronoun
巴黎
noun
  1. 公园
  2. 公園
adjective
明确
/paɾ.ˈmac/
noun
手指
noun
戏仿
noun
豹
noun
(politika, sosyoloji) siyasî parti kavramının kısa şekli
党
/paɾˈt͡ʃa/
noun
块
/paɾ.t͡ʃa.ˈd͡ʒɯc/
noun
粒子
noun
粒子物理学
noun
受动
/pa.si.ˈfic ok.ja.nu.su/
pronoun
(okyanuslar) Amerika ve Asya kıtaları arasında yeralan, dünyanın en büyük okyanusu.
太平洋
/[pɑs.ˈkɑl.jɑ]/
pronoun
(Hristiyanlık) Hristiyanların her yıl İsa'nın dirildiğine inanılan günün yıl dönümünde kutladığı yortu
复活节
noun
复活节兔
noun
复活节彩蛋
noun
蛋糕
noun
土豆
/pat.la.ˈma/, /pat.ˈla.ma/
noun
爆炸
noun
炸药
noun
茄子
noun
病理学
/pat.ˈɾon/
noun
  1. (biçki-dikiş, tekstil) kumaşın biçilmesine yarayan, bir kıyafet örneğindeki parçaların şekline göre kesilmiş kâğıt
  2. (ekonomi, ticaret) sanayi veya ticaret kurumun sahibi
纸型
/pa.ˈzaɾ/
noun
(haftanın günleri) cumartesi ile pazartesi arasındaki gün
  1. 星期天
  2. 星期日
noun
市场
/pa.ˈzaɾ.te.si/
noun
(haftanın günleri) Haftanın pazardan sonra ve salıdan önce gelen ilk günü.
星期一
adjective
教育学 [jiàoyùxué]
noun
恋童癖
adverb
厉害
/ˈpe.kin/
pronoun
(başkentler, Çin) Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuzeyinde yer alan bir metropol ve aynı ülkenin başkenti
北京
/pe.ɫi.ˈcan/
noun
鹈鹕
adjective
玫瑰色
/[pændʒeɾe]/
noun
  1. 窗户
  2. 窗
noun
  1. 企鹅
  2. 企鵝
noun
阴茎
noun
钳子
/pen.te.ˈkost/
pronoun
五旬節
noun
潛望鏡
/pe.ɾi.jo.ˈdik sis.tem/
noun
(kimya) Elementlerin atom numaralarındaki artışa göre sıralandıkları, özelliklerindeki benzerliklerin sistemi
元素周期表
pronoun
秘鲁
/peɾ.ʃem.ˈbe/
noun
星期四
noun
石油
/[pɛj.ɡɑm.ˈbɛɾ]/
noun
(İbrahimî dinler) İnsanlara Allah'ın emirlerini bildiren, onları Allah yoluna, dîne çağıran kimse
  1. 先知
  2. 預言家
  3. 预言家
/pej.ˈniɾ/
noun
(mandıracılık, yiyecekler) Maya ile katılaştırılarak sütten yapılan ve birçok türü olan besin
奶酪
noun
餐巾
noun
象形符号
/ˈpiɫ/
noun
(elektrik) kimyasal enerjinin depolanması ve elektrik enerjisine çevrilmesini sağlayan mekanizma
电池
noun
壁柱
noun
鸡
noun
領港員
/pin.ˈjin/
pronoun
拼音
noun
烟斗
/pi:ɾ/
noun
上师
noun
跳蚤
noun
黄铜
/piskoˈpos/
noun
主教
/piscoposˈluc/
noun
教區
noun
[huósāi]
/ˈpi.ton/
noun
(yılanlar) Afrika ve Asya'da yaşayan zehirsiz çok kuvvetli büyük bir yılan
巨蛇
/ˈpi.to.ˈɾesc/
adjective
Hâli veya görünüşü resim konusu olmaya değer ve elverişli olan (manzara)
栩栩如生的
noun
抽奖
noun
鋼琴
/pi.jon/
noun
兵
/ˈpʎak/
noun
斑块
/ˈplan/
noun
地图
/pla.ne.to.lo.ˈʒi/
noun
(gezegen bilimi) yıldızsal olmayan gök cisimleriyle gezegen sistemlerini genel olarak araştıran bilim dalı
行星科学
noun
求積儀
/plʲɑs.tic/
noun
塑胶
/pɫatfoɾmˈlaɾaɾasɯ/
adjective
跨平台
noun
白金
noun
电浆
/ˈpɫy.to.ˈid/
noun
(Güneş Sistemi) Neptün ötesi cisimler arasındaki cüce gezegenler.
類冥矮行星
/ˈply.ton/
pronoun
(cüce gezegenler) Güneş Sistemi'nde Neptün ötesi cisimlerin Güneş'e en yakın olan cüce gezegen.
冥王星
noun
钚
/połen/
noun
花粉
/po.ɫi.ˈnez.ja di.ɫi/
pronoun
(diller) Polinezya'nın büyük kısmında ve Güney Mikronezya, Güneydoğu Solomon Adaları ve Vanuatu'nun bazı bölgelerinde konuşulan bir dil ailesi.
玻里尼西亞語族
noun
警察
adjective
政治
/po.ɫi.ˈti.ca/
noun
政治
pronoun
波兰
pronoun
波兰共和国
/ponˈton/
noun
躉船
noun
人口
noun
色情文学
noun
瓷
/poɾ.ˈsuk/
noun
獾
/poɾ.ta.ˈcal/
noun
  1. 橙子
  2. 橙
/ˈpoɾ.te.kiz/
pronoun
葡萄牙
/[ˈpoɾ.tɛ.kiz d͡ʒʊm.hʊː.ɾɪ.jɛ.ˈtɪ]/
pronoun
葡萄牙共和国
pronoun
  1. 葡萄牙语
  2. 葡萄牙語
pronoun
波多黎各
pronoun
波塞冬
/ˈpos.ta ko.du/
noun
(postacılık) Gönderilerin alıcılara daha kolay ulaştırılmasını sağlamak için kullanılan kod.
邮政编码
noun
潜力
noun
钾
noun
位置
noun
正电子
pronoun
布拉格
noun
鐠
noun
实用
noun
王子
/pɾes.ˈtid͡ʑ/
noun
声望
noun
奖金
noun
棱柱
noun
問題
adjective
专业
noun
  1. 老师
  2. 教授
/pɾoɡ.ˈɾam/
noun
  1. belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü
  2. (bilişim) bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi
程序
/pɾoɡ.ɾam.la.ˈma di.ɫi/
noun
(bilişim) bilgisayarları çalıştırmak için yazılan sun'î dil
编程语言
noun
工程
noun
方法
noun
前列腺
noun
蛋白質
noun
罢工
noun
義肢
/pɾo.to.ˈcoɫ/
noun
  1. Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge
  2. Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı
  3. Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmî törenlerde, devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar
  4. Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet
协议
noun
质子
noun
原型
noun
船首
/[psikɔlɔʒi]/
noun
  1. bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütünü
  2. (edebiyat) herhangi bir edebiyat ürününde, kişilerin kişiliklerini belirleyen duyuş, düşünüş, davranış biçimi
  3. (sosyal bilimler) düşünme, duyum, heyecan v.s. vak'aları ve bunların kanunlarını inceleyen bilim
心理学
noun
思覺失調
noun
分数
noun
船尾
/pu.ˈsɑt/
noun
武器
/ˈpuː.tɪn/
pronoun
Bir soyadı.
普京
noun
流蘇
noun
韭葱
pronoun
拉巴特
noun
氡
noun
弧度
/ˈrad.jo/
noun
(elektronik, radyo) radyo istasyonunun yayınlarını alan araç
收音机
/ˈrad.jo te.ɫes.co.bu/
noun
(astronomi) A Radyo dalgalarını inceleyen parabol antenli teleskop.
射电望远镜
adjective
放射性 ‎
noun
影像诊断学
noun
修女
noun
数
noun
瞭望台
noun
偶然
noun
佝偻病
/ˈɾed.det.mec/
verb
çürütmek, yalanlamak
拒絕
/ˈɾe.ˈɛn.kaɾ.nas.jɔn/
noun
(din) ruh göçü, tenasüh
转世
noun
公民投票
noun
事後照顧
/ɾɛh.ˈbeɾ/
noun
导游
noun
人质
noun
驯鹿
noun
  1. 颜色
  2. 色
noun
接待员
noun
画
noun
绘文字
adjective
官方的
noun
  1. 画家
  2. 畫家
noun
餐馆
noun
修辞学
pronoun
留尼汪
/ˈɾejc.ja.vic/
pronoun
(başkentler, İzlanda) İzlanda'nın başkenti
雷克雅維克
noun
树脂
noun
核糖核酸
noun
青魚
noun
物質
noun
机器人
noun
角色
/ˈɾo.ma/
pronoun
(başkentler) İtalya'nın başkenti
罗马
/ɾo.maˈɫɯ/
pronoun
罗马
/ɾo.ˈman/
pronoun
(milletler) Çingene
吉普賽人
noun
小说
/ɾo.ˈman.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dil ailesine bağlı, Çingenelerin konuştuğu dil
罗姆语
/ɾo.ˈman.ja/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa'nın güneydoğusunda, Balkan Yarımadası'nın kuzeyinde, aşağı Tuna havzasında, Karadeniz kıyısında bir ülke.
  1. 羅馬尼亞
  2. 罗马尼亚
/ɾo.ˈmanʃ.t͡ʃɯa/
pronoun
瑞提阶
/ˈɾos.cos.mos/
pronoun
(Rusya, uzay) Roskosmos
通稱俄羅斯航太
pronoun
鹿特丹
pronoun
卢旺达
noun
铷
/ˈɾuh/
noun
  1. Can
  2. (İslam) İslam inancına göre Allah'ın insan bedenine üflediği, ölümden sonra da varlığını devam ettiren ve mahiyeti tam olarak bilinemeyen ilahi ve manevi cevher; tin.
  3. En önemli nokta.
  4. Duygu.
  5. Karakter.
  6. Göze çarpan en belirgin nitelik.
  7. (kimya) Esans.
  8. (felsefe) Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü.
  1. 灵魂
  2. 心灵
noun
心理学
adjective
宗教
noun
红
/ɾu.ˈmen.d͡ʒe/
adjective
(diller) Rumence yazılmış olan
罗马尼亚的
/ɾu.ˈmen.d͡ʒe/
adverb
(diller) Rumence yazılan
罗马尼亚的
/ɾu.ˈmen.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Romanya'da kullanılan Latin kökenli dil
罗马尼亚语
pronoun
俄羅斯人
/ɾusɑɫˈkɑ/
noun
鲁萨尔卡
/ˈɾus.ja/
pronoun
(ülkeler) Doğu Avrupa ile kuzey Asya'ya yayılmış, yüzölçümü olarak Dünya'nın en büyük, nüfus olarak sekizinci büyük ülkesi
  1. 俄罗斯
  2. 俄国
pronoun
俄罗斯联邦
/[ˈɾʊst͡ʃɑ]/
pronoun
  1. 俄语
  2. 俄語
noun
釕
noun
拖船
/ʀœntˈgeːnjʊm/
noun
錀
noun
夢
/ɾyzˈɟaɾ/
noun
(denizcilik, meteoroloji) havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti, bad, yel
  1. 风
  2. 呼吸
noun
试风标 [shìfēngbiǎo]
noun
月台
/ˈes dal.ɡa.sɯ/
noun
(fizik) Tektonik tabakada enine hareket eden elastik dalga türü
  1. S波
  2. S簸
/sa.aː.det.ˈɫi/
adjective
mutlu
快乐
/sɑˈɑtʲ/
noun
  1. 手表
  2. 小时
noun
  1. 上午
  2. 早晨
  3. 早上
/saˈban/
noun
犁
noun
木鞋
/sa.bu.ˈan.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Filipinlerin yerli dillerindendir.
宿霧語
/saˈbun/
noun
  1. 肥皂
  2. 胰子
noun
东西
noun
关卡
noun
胆囊
noun
海岸
noun
东
verb
有
noun
舞台
noun
藝名
/ˈsa.ho a.ˈfaɾ di.ɫi/
pronoun
(diller) Cibuti, Etiyopya, Eritre ve Somali'de konuşulan, Afrika-Asya dil ailesi Kuşit dil grubuna ait bir dil ailesi.
萨霍-阿法语
noun
撒哈拉沙漠
pronoun
聖克里斯多福與尼維斯
pronoun
聖克里斯多福及尼維斯聯邦
pronoun
圣卢西亚
pronoun
圣皮埃尔和密克隆
pronoun
圣文森特和格林纳丁斯
noun
  1. 胡子
  2. 鬍子
noun
胡兀鷲
noun
迷藏
noun
  1. 喜鹊
  2. 喜鵲
noun
西葫蘆
noun
槎
noun
大教堂
noun
色拉
noun
客厅
adjective
单
/saʎjɑɳˈɡɔz/
noun
蜗牛
/ˈsalz.buɾɡ/
pronoun
(Avusturya, eyalet başkentleri) Salzburg Eyâleti'nin eyalet başkenti.
萨尔茲堡
noun
沙司
/saˈlɯ/
noun
星期二
noun
秋千
verb
放松
noun
乾草
pronoun
天河
noun
钐
/sa.ˈmo.a/
pronoun
(ülkeler) Güney Pasifik Okyanusu'nda Polinezya'da bulunan adalar topluluğundan oluşan bir ülke
萨摩亚
pronoun
薩摩亞独立国
/sa.ˈmo.a.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Samoa Adaları ve Amerikan Samoası'nın resmî dili.
薩摩亞語
/sa.ˈmu.ɾaj/
noun
(askeriye, Japonya, tarih) Japon derebeyinin hizmetindeki savaşçı
武士
pronoun
圣马力诺
/saˈnal jøˈɾeˈleɾ/
noun
網站
noun
艺术
noun
艺人
noun
艺术家
noun
产业
/[s̪änˈd͡ʒɑkʰ]/
noun
  1. (askeriye) Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak.
  2. (tarih) Osmanlı yönetim teşkilatında ilden küçük, ilçeden büyük olan, bir beyin veya hanedan mensubunun idaresine verilen yönetim birimi; mutasarrıflık, liva
旗子
noun
痛
noun
椅子
/sɑndˈvit͡ʃ/
noun
三明治
/san.ˈdɯk/
noun
İçerisine takım eşyaları koyabilmek amacıyla genellikle ahşap yapılan büyükçe, kutu biçiminde bir cisim
小鼓
noun
  1. 秒
  2. 秒鐘
adverb
仿佛
noun
貂
pronoun
梵语
noun
审查
noun
中央
pronoun
圣多美普林西比
noun
茎
noun
癫痫
verb
使发黄
/saˈɾaj/
noun
  1. (devlet, mimarlık) hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük bina
  2. (kamu, mimarlık) kamu işlerinin yürütüldüğü büyük bina
  3. ihtişamlı, iyi zevkle döşenmiş bina
  4. devlet başkanı ve çevresi
  1. 宫殿
  2. 宮殿
pronoun
  1. 塞拉耶佛
  2. 萨拉热窝
noun
沙丁魚
noun
萨丁岛
noun
宝石匠
adjective
黄色
noun
  1. 黄色
  2. 黄
noun
黄海
noun
头帕
/saɾɯˈlɯk/
noun
黄疸
noun
  1. 大蒜
  2. 蒜
verb
被賣出
/sɑtˈɾɑnt͡ʃ/
noun
  1. 国际象棋
  2. 國際象棋
noun
棋盘
/ˈsa.tyɾn/
pronoun
(gezegenler) Güneş Sistemi'nde halkaları ile bilinen, Güneş'e yakınlık bakımından 6. sıradaki gezegen
土星
/sa.ˈtɯn al.mac/
verb
(mecaz) birisini etkisi altına almak, onun üzerinde tahakküm kurmak
买
/saˈtɯɾ/
noun
砍肉刀
noun
卖
noun
桑拿
/sa.ˈva.na/
noun
(botanik, coğrafya) Tropik yağmur ormanları ile kuru çöller arasındaki geçiş bölgesinde yer alan geniş çayırlar
大草原
/sa.ˈvan.nah/
pronoun
(ABD, Georgia) Amerika Birleşik Devletleri'nin Georgia Eyaleti'ndeki Chatham County'nin idarî merkezi olan şehir.
薩凡納
/sa.ˈvaʃ/
noun
战争
/sɑ.vɑʃ.ˈt͡ʃɯ/
noun
  1. 戰士
  2. 战士
  3. 武士
  4. 勇士
/[sɑv.ˈd͡ʒɯ]/
noun
(hukuk, meslekler) Devlet adına ve yararına davalar açan, kamu haklarını ve hukuku yerine getirmek üzere yargıç katında sanıkları kovuşturan görevli hukukçu.
公诉人
noun
  1. 心理防卫
  2. 心理防卫机制
  3. 自我防衛機制
  4. 防衛機制
  5. 防衛機轉
adjective
透明
/sajˈfa/
noun
  1. 页
  2. 頁
/[sɑjɡɯˈsɯz]/
adjective
粗暴
noun
(aritmetik, matematik) sayma, ölçme, tartma v.s. işlerin sonunda bulunan birimlerin kaç olduğunu bildiren sözlerden her biri, adet
数
noun
黑水鸡
noun
鯉
noun
头发
adjective
無毛
adjective
右
/sɑː kɑɫˈmɑk/
verb
倖存
/sa.‿a.ˈnac/
noun
  1. ânî, art arda veya şiddetli oluşan hareketler
  2. (meteoroloji) birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur
阵雨
/[s̪ɑ̝̂ːˈɫ̪ɯkʰ]/
noun
健康
adjective
健康
verb
收获
adjective
右
adjective
聋
/se.ˈbep/
noun
來由
noun
蔬菜
noun
銀屑病
noun
車
noun
擔架床
/sefaːˈret/
noun
大使館
/ˈse.fer/
noun
旅行
noun
线段
noun
画架
adjective
八
noun
秘書
/ˈsecs/
noun
性交
adjective
八八
noun
洪水
noun
問候
/se.laːnic/
pronoun
塞萨洛尼基
noun
硒
noun
叢林
noun
健康 [jiànkāng]
noun
纤维素
noun
天
/ˈsæn/
pronoun
(kişi adılı): ikinci tekil şahısı gösteren söz
  1. 你
  2. 妳
noun
劇本
noun
  1. 工会
  2. 工會
/sen.ˈdrom/
noun
(tıp) Birbiriyle alakalı ve sıkça görünen bir bozukluk veya hastalıkla ilişkilendirilen bir sıra tıbbî alamet ve semptom.
综合征
pronoun
塞内加尔
noun
交響曲
/seˈni sevijoːˈɾum/
expression
我爱你
/sen.te.ˈtic diɫ/
noun
(dil bilimi) Bir cümle içindeki sentaks ilişkileri ifade etmek için çekim veya ek kullanan bir dil.
综合语
noun
陶瓷材料
noun
海市蜃楼
noun
气
noun
展
noun
系列
/seɾmaːˈje/
noun
資本
adjective
流浪汉
/ˈseɾt/
adjective
  1. bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
  2. çizilmesi, kırılması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan
  3. esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
  4. gönül kırıcı, katı, ters
  5. güçlü kuvvetli
  6. kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili
  7. sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin
  8. (dil bilimi) ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam veya yarı kapalı engellerle çarpmasıyla oluşan, titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız
  9. (mecaz) hırçın, öfkeli, hiddetli
  10. (mecaz) titizlikle uygulanan, sıkı
刚
/seɾtifiˈca/
noun
证明
/seɾtificasˈjon/
noun
保证
/seɾ.ˈvet/
noun
财富
noun
柏木属
noun
麻雀
noun
小拇指
/ˈses/
noun
声音
noun
语音学
noun
音系学
noun
音位
verb
叫喊
noun
元音
noun
辅音
noun
辅音
noun
安静
adjective
同音
noun
喜爱
adjective
亲切
/sevɟi/
noun
  1. 爱
  2. 爱情
adjective
心爱
verb
開心點
/se.ja.ˈhat/
noun
休假
adverb
很少
verb
看
pronoun
塞舌尔
noun
季节
noun
  1. 銫
  2. 铯
/se.ˈt͡ʃim/
noun
seçme işi
选举
verb
拣 [jiǎn]
/ˈsi.beɾ sal.dɯ.ɾɯ/
noun
(askeriye) bilgisayar bilgi sistemlerini, bilgisayar ağlarını, altyapıları, kişisel bilgisayarları veya akıllı telefonları hedef alan herhangi bir saldırı.
网络攻击
noun
控制論
/si.ˈbiɾ.ja/
pronoun
(coğrafya) Rusya'nın, Ural Dağları'ndan Büyük Okyanus'a kadar uzanan topraklarına verilen ad.
西伯利亚
pronoun
西西里岛
noun
尿
noun
雪茄
noun
香烟
noun
男巫
/[sic]/
noun
屌
noun
硬币
verb
肏
noun
武器
adjective
武裝的
noun
雨刷
/sil.ɟiˈleɾ/, /sil.ˈɟi/
noun
橡皮
noun
圆柱
noun
  1. 硅
  2. 矽
noun
筒仓
noun
符号
noun
象征主义
noun
方士
noun
  1. 松鼠
  2. 栗鼠
noun
乳房
noun
电影院
/sineɾˈji/
noun
协同作用
/ˈsin.ɡa.puɾ/
pronoun
(başkentler) Singapur'un başkenti
新加坡
/si.ˈniɾ/
noun
  1. kas kirişi ve zarı
  2. herhangi bir şey, bir olay karşısında tepki gösterme duyarlığı ve kişinin ruhî niteliği
  3. rahatsız edici, hastalık derecesine varan aşırı hassasiyet
  4. Şablon:dil=tr duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet
神經
noun
神经科学
noun
合胞體滋胚層
noun
信号
/ˈsiɾc/
noun
Eğitilmiş hayvanların ve cambazların gösteri yaptıkları genellikle büyük çadır içindeki kapalı yer
冰斗
noun
醋
/ˈsis/
noun
雾 [wù]
/sis.ˈtem/
noun
metot, yol, yöntem
系统
noun
系统工程师
noun
公民不服從
/[sɪv.ˈɾɪ.ˈsɪ.nɛk]/
noun
蚊子
noun
黑
adjective
政治
noun
坐骨神經痛
/ˈsiz/
pronoun
您
noun
数量积
noun
钪
noun
阴囊
/ˈslav.d͡ʒa/
adjective
(diller) Slav dillerinden biriyle yazılmış olan
斯拉夫
pronoun
斯洛伐克共和國
pronoun
斯洛伐克语
/sɫo.ˈven.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Slovenlerin kullandığı dil
斯洛文尼亚语
/slo.ˈven.ja/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa'nın güneyinde bulunup batısında İtalya, güneybatısında Adriyatik Denizi, güney ve doğusunda Hırvatistan, kuzeydoğusunda Macaristan, kuzeyinde Avusturya bulunan ülke.
斯洛文尼亚
pronoun
斯洛文尼亚共和国
/soˈba/
noun
火炉
noun
  1. 鈉
  2. 钠
noun
氯化钠
/sof.ˈɾa/
noun
(mutfak eşyaları) masa, sini v.s. şeylerin, yemek yemek üzere hazırlanmış hâli
餐桌
pronoun
索菲亚
verb
讨论
noun
  1. 街
  2. 路
pronoun
所罗门群岛
/sɔɫuˈd͡ʒɑn/
noun
蠕虫
noun
氣管 气管
noun
  1. 鱼鳃
  2. 鳃
verb
呼吸
noun
呼吸作用
noun
溶液
noun
鮭魚
/so.ˈma.ɫi/
pronoun
(ülkeler) Doğu Afrika'da Afrika Boynuzu adı verilen coğrafî bölgede bir ülke. Batısında Cibuti, Etiyopya ve Kenya, doğusunda Hint Okyanusu vardır.
索马里
/so.ˈma.ɫi.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Somali ve çevre ülkelerde konuşulan Afrika dili
索马里语
/so.ˈma.ɫi.ˈɫi/
adjective
Somali olduğu hâlde
索馬里的
verb
吸
/ˈson/
adjective
  1. artık ondan ötesi veya başkası olmayan
  2. en arkada bulunan
  3. olanca
  4. şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan
  1. 最后的
  2. 末尾的
noun
后缀
/ˈsonbahar/
noun
  1. 秋天
  2. 秋
adjective
有限
/[ˈsɔn.ɾɐ]/
adposition
以后
/[ˈsɔn.ɾɐ]/
adverb
以後
adverb
最后
noun
结果
pronoun
文德語
pronoun
  1. 文德语
  2. 文德語
noun
询问
/soˈɾu/
noun
  1. 问题
  2. 問題
/soˈɾum/
noun
责任
adjective
负责
noun
kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, mesuliyet
责任
/soˈɾun/, /ˈso.ɾun/
noun
問題
noun
询问
noun
沙司
noun
香肠
noun
社会主义者
noun
社会主义
noun
社会学家
/sos.jo.ɫo.ˈd͡ʑi/
noun
(bilim) toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim kanunlarını inceleyen bilim dalı
社会学
/sov.jet sos.ja.ˈɫist d͡ʒum.huː.ɾi.jet.ˈɫeɾ biɾ.ɫi.‿i/
pronoun
苏维埃社会主义共和国联盟
pronoun
  1. 苏联
  2. 蘇聯
/ˈsoj.a.dɯ/
noun
(aile, hukuk, sosyoloji) herkesin ailece anılmasına yarayan öz adından sonraki adı
  1. 姓
  2. 姓氏
/ˈsoj.cɯ.ɾɯm/
noun
(hukuk, sosyoloji) Bir insan topluluğunu dinî, millî ya da ırkçı sebeplerle yok etme.
  1. 种族灭绝
  2. 種族滅絕
adjective
贵
noun
貴族
verb
脱衣
noun
抽象
noun
抽象
/so.ˈ‿an/
noun
(sebzeler, soğangiller) yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki, soğan bitkinin çiğ ve pişirilerek yenilen ürünü
  1. 洋葱
  2. 洋蔥
adjective
冷
adverb
凉
noun
冷
noun
寒冷
noun
精子
noun
螺旋
noun
靈性
noun
运动
/spo.ɾaˈdik/
adjective
  1. Belirli bir düzen ya da sıklık olmadan meydana gelen; düzensiz, aralıklı, seyrek.
  2. Farklı zaman dilimlerinde ve öngörülemez şekilde ortaya çıkan; nadiren, tesadüfi.
散乱
noun
运动员
pronoun
斯里兰卡
/sankt ˈpe.teɾs.buɾɡ/
pronoun
(Rusya, şehirler) Moskova'nın 715 km kuzeybatısında bulunan, Rusya'nın 2., Avrupa'nın 4. büyük şehri.
圣彼得堡
adjective
稳定
/staʒ.jɛɾ/
noun
实习生
noun
名詞
/standaɾt/
noun
种公马
noun
体育场
/ˈʃtai.eɾ.maɾc/
pronoun
(Avusturya, eyaletler) Avusturya'nın kuzeyinde Almanya hududunda bulunan bir eyalet.
施蒂利亚州
noun
打字机
adjective
以刻板印象为特征
pronoun
斯德哥尔摩
noun
锶
noun
构造
/su/
noun
水
noun
  1. 河马
  2. 河馬
noun
水文学
noun
高架渠
noun
珉
noun
草案
noun
官方的
/ˈsu.do.ˈku/
noun
数独
noun
和平
verb
提交
/su.nu.ˈd͡ʒu/
noun
(bilişim, yazılım) Kullanıcıların erişebileceği, kullanımına veya paylaşımına açık kaynakları barındıran bilgisayar uygulaması.
服务器
noun
面
pronoun
苏利南
pronoun
苏里南共和国
noun
胡麻油
/su.uː.ˈdiː a.ɾa.bis.tan/
pronoun
(ülkeler) Arap Yarımadası'ndaki en büyük ülke olup kuzeybatıda Ürdün, kuzey ve kuzeydoğuda Irak ve Kuveyt, doğuda Basra Körfezi'nde olan Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğuda Umman, güneyde Yemen, batısında da Kızıldeniz ile çevrilidir.
  1. 沙特阿拉伯
  2. 沙特阿拉伯王国
/su.uː.ˈdiː a.ɾa.bis.tan kɾal.lɯ.ˈ‿ɯ/
pronoun
(ülkeler) Suudi Arabistan'ın resmî adı.
简称沙特阿拉伯
noun
水痘
pronoun
斯瓦希里语
/ˈsvan.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Gürcistan'ın kuzeybatısında yaşayan Svanların konuştuğu bir Güney Kafkas dilidir.
斯凡语
pronoun
斯威士兰
noun
殖民主义
noun
妹妹
verb
告诉
noun
传奇
noun
发音
noun
发音
noun
传说
noun
发音
/ˈsøz/
noun
詞
idiom
发言
noun
语法学
noun
字典
noun
失语症
noun
修辞
adjective
修辞
/søz.ˈd͡ʒy/
noun
代表
/søz.ɫeʃ.ˈme/, /søz.ˈɫeʃ.me/
noun
sözleşmek işi
契約
/søz.ˈlyc/
noun
Bir dilin bütün veya belli bir çağda kullanılmış kelime ve deyimlerini alfabe sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eser.
  1. 字典
  2. 词典
noun
詞彙學
noun
柳树
noun
证据
/ˈsyb.vɑn.si.ˈjɔn/
noun
(ekonomi) destekleme
支持
noun
乌贼
noun
硫酸
noun
红锆石
noun
塘鹅
noun
蛞蝓
/syŋˈɟæɾ/
noun
海绵
noun
刺刀
/ˈsy.peɾ.noː.vaː/
noun
(astronomi) Enerjisi biten büyük yıldızların şiddetle patlaması hâli
超新星
noun
速度
adjective
急
/[s̪ʏɾɛ]/
noun
長短
adjective
持續的
pronoun
(astronomi) Boğa Takımyıldızı'nın Plejaderna orta yaşlı, sıcak B-tipi yıldızlardan meydana gelmiş olan bir açık yıldız kümesidir.
昴宿星團
noun
门扣
noun
司機
/sy.ɾyn.ˈɟen/
adjective
(omurgalılar, sürüngenler) sürünerek giden
爬虫
/sy.ɾyn.ˈɟen/
noun
(sürüngenler) omurgalı hayvan
爬虫
/sy.ɾyn.ɡen.ˈɫeɾ/
noun
(omurgalılar) kara ve suda yaşayabilen kaplumbağa, kertenkele, timsah, yılan gibi yerde sürünerek veya yürüyerek ilerleyen sınıfı
爬行动物
verb
爬行
noun
首饰
/ˈsyt/
noun
  1. 牛奶
  2. 奶
/sytɑnˈnɛ/
noun
乳母
proverb
一朝被蛇咬,十年怕井绳
noun
裂隙
/syt.ˈjen/
noun
(iç giyim) Kadınların göğüslerini dik tutup dolgun göstermek için kullandıkları, saten, dantel v.s. kumaşlardan yapılan iç çamaşırı
胸罩
adjective
热
noun
温度
noun
温度表
/sɯ.ˈfat/
noun
(dil bilimi) bir ismi, kemiyet, vasıf, yer, sıra v.s. bakımından niteleyen, belirten kelime
  1. 形容词
  2. 形容詞
/sɯˈfat fiiɫ/
noun
分词
/s̪ɯhˈhɑt̪/
noun
健康
noun
頻率
noun
烦
noun
测验
/sɯ.nɯf/
noun
类
noun
班主任
/sɯ.ˈnɯɾ/
noun
(coğrafya, politika) Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
国境
noun
列
adjective
一般
noun
山脈
noun
原子序
adverb
对了
pronoun
塞尔维亚
pronoun
塞尔维亚共和国
adjective
塞尔维亚语
pronoun
塞尔维亚语
/ˈsɯɾt/
noun
  1. (anatomi, primatlar) İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm
  2. (anatomi, zooloji) Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm
  3. İnsanın üstü
  4. Kesici araçların kesmeyen kenarı
  5. (coğrafya) Dağların veya tepelerin üst bölümü
  6. Bir şeyi üstü, üst bölümü
  7. (kitap) Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm
  8. (Andırın, Düziçi ağzı) elbise
背
noun
鬣狗
noun
疟疾
noun
液体
noun
老鼠
noun
麋鹿
/sɯ.‿ɯ.ˈnac/
noun
(askeriye, mimarlık) özellikle düşman atışlarından, hava bombardımanlarından korunmak için yapılmış yer
避难所
noun
牛背鹭
noun
牛肉
noun
椋鳥
suffix
/ta.ʔar.ˈruz/
noun
bir şey veya bir kimse üzerine şiddetle saldırma
攻击
noun
自然
adverb
当然
noun
國籍
noun
医师
noun
阵列
noun
营
/ta.ˈbut/
noun
  1. (ölüm) Ölünün mezarlığa götürülürken içine konulduğu sandık
  2. İçine yumurta konan uzun sandık
棺
pronoun
塔吉克斯坦
/taː.ˈd͡ʒcik.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Tacikistan'da yaşayan Taciklerin konuştuğu dil
塔吉克语
/taːdʒiz/
noun
烦扰
/tagaˈlogd͡ʒa/, /tagaˈlogd͡ʒaˈlaɾ/
pronoun
塔加洛語
noun
分析
/[tɑh.ˈmɪn]/
noun
新闻发言人
verb
猜
pronoun
德黑兰
verb
惹起
noun
宝座
noun
粮食
noun
拱架
noun
交換
/taː.ˈkip/
noun
  1. yakalamak, yetişmek veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme
    狩猎
  2. izinden gitme, riayet etme, uyma
    描圖
noun
模仿
noun
化名
verb
放
/tɑksimɛtˈɾɛ/
noun
計價器
noun
分类学
noun
战术
/tac.ˈvim/
noun
  1. yapılacak bir işin türlü merhalelerini zamana bağlı olarak gösteren program.
  2. (yazı) bir yılın günerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik şekillerde yapılmış çizelge veya defter.
  3. (zaman) zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran metot.
日历
/ta.ˈcɯm.jɯl.dɯz/
noun
(astronomi) Yeryüzünden bakıldığında, birbirine yakın oldukları sanısını veren ve sanki kendilerine özgü biçimleri varmış gibi görünen yıldız kümelerine verilen genel ad; burç
星座
verb
收养
/ta.ɫe.ˈbe/
noun
(eğitim) öğrenci
学生
noun
想要
noun
運氣
noun
滑石
/ˈtaɫ.mud/
pronoun
(Musevilik) Yahudi efsanelerini, medenî kanunu ve tören kurallarını kapsayan dinî metinler.
塔木德
noun
铊
/ˈtam sa.jɯ/
noun
(aritmetik, matematik) bir bütünü oluşturan tekler için kararlaşmış bulunan sayı
整数
/taˈmaːm/
adjective
完全
pronoun
泰米爾語
noun
车库
noun
属格
noun
(dil bilimi) isim görevindeki kelimenin taşıdığı kavramın başka bir kavrama bağlanması durumu
属格
noun
元粒子
noun
(kara taşıtları, askeriye) Paletler üzerinde hareket eden, bir namlu aracılığıyla özel ve etkisi yüksek toplar ateşleyen ve bir ekip tarafından hareket ettirilen motorlu savaş taşıtı
坦克
/tɑn.ˈɾɯ/
pronoun
(İbrâhimî dinler) Kâinat'ta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık.
上帝
/tɑn.ˈɾɯ/
noun
(din) çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri
神
noun
神学
noun
无神论
noun
女神
pronoun
坦桑尼亚
verb
认识
verb
描寫
/t̪ʰä.nɯm.ˈɫ̪ɯk/
noun
(dil bilimi) Almanca, Arapça, Fransızca, Yunanca gibi bazı dillerde kelimelerin başına ya da sonuna eklenerek eklendiği kelimeyi belirli yapan ek ya da kelime, artikel, harfitarif, tanım edatı
冠詞
noun
不可知论
/ˈta.o/
pronoun
(Taoizm) Kelimenin tam mânâsıyla "cadde", "patika", "yol" demek olan ve uygun bağlamda "doğru yol", "metot", "prensip", çıraklık veya düşünce okulu mânâsında kullanılan, Taoizm'in temel kavramlarından biri.
道
/ta.o.ˈist/
adjective
(ahlâk, din, felsefe) Laozi'nin felsefesine göre yaşayan.
道士
/ta.o.ˈist/
pronoun
(ahlâk, din, felsefe) Laozi'nin felsefesine göre yaşayan insan.
道士
/ta.o.ˈizm/
pronoun
(din, felsefe) Antik Çin'de ortaya çıkmış ve temeli Laozi'nın yazılı eseri Tao Te Ching'e dayanan felsefe.
道家
/ta.pɯ.ˈnac/
noun
(din, mimarlık) içinde ibadet edilen, tapınılan bina
寺
/ta.ɾa.ma.lɯ e.ɫek.ˈtɾon mik.ɾos.ko.bu/
noun
(fizik, ölçü aleti) odaklanmış bir elektron demeti ile numune yüzeyini tarayarak görüntü elde eden bir elektron mikroskobu.
扫描电子显微镜
/taː.ˈɾih/
noun
(bilim, tarih) milletleri, toplumları, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim
历史
noun
  1. 历史学家
  2. 史家
noun
田
noun
云雀
noun
  1. 肉桂
  2. 桂皮
noun
  1. 農業
  2. 农业
noun
农学
adjective
杯
verb
规划
noun
设计
/ta.sav.ˈvuf/
noun
  1. (İslâm) Kur'an'da önerilen ve Peygamber'in hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti
  2. (İslâm, felsefe) Allah'ın vasıflarını ve Kâinat'ın oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefî akım
蘇非主義
noun
草拟
noun
模型
/tat/
noun
味道
noun
味道
/ta.ˈtaɾ.d͡ʒa/
pronoun
塔但语
noun
江鱈
noun
河鲈
noun
天花板
/tavsiˈje/
noun
保荐
noun
  1. 鸡
  2. 雞
  3. 鷄
noun
孔雀
noun
态度
/tavˈʃan/
noun
野兔
noun
小马
pronoun
泰语
/ˈtaj.land/
pronoun
(ülkeler) Güneydoğu Asya'da bir ülke
  1. 泰国
  2. 泰國
/ˈtajland/
pronoun
泰王国
/ˈtaj.van/
pronoun
  1. (adalar) Doğu Asya'da Çin'in ve Japonya'nın güneyinde, Filipinler'in kuzeyindeki bir ada
  2. (ülkeler) Çin Cumhuriyeti
台湾
noun
冠冕
noun
花瓣
/[ˈt̪ɑʃ]/
adjective
  1. 石
  2. 石头
noun
烟煤
noun
位移
noun
车辆
suffix
noun
粉笔
noun
强奸
noun
疗法
/tedˈbir/
noun
尺寸
noun
阻礙
noun
扰乱
noun
阻礙
verb
威胁
noun
危险
adjective
危险
/te.ˈizm/
noun
有神论
adverb
单
noun
单峰骆驼
noun
專賣
noun
轮子
noun
單數
noun
鸨
/tec.ˈnic/
adjective
(bilim) teknik uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin
技师
/tek.no.ɫo.ˈd͡ʑi/
noun
  1. insanın maddi çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği araç gereçlerle bunlara ilişkin bilgilerin tümü
  2. (mühendislik) bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri, bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi
技术
/tekɾaɾ/
adverb
再次
verb
复习
verb
加密
noun
独占
noun
发音
noun
羽
/[te.lesˈkop]/
noun
(gök bilimi, optik) Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt.
望远镜
/te.le.viz.ˈjon/
noun
  1. 电视
  2. 電視
/te.ɫe.ˈyt/
pronoun
(milliyetler) Batı Sibirya'da yaşayan Türk topluluğu
铁列乌特人
noun
稿费
noun
弦乐器
noun
碲
pronoun
泰卢固语
/ˈte.ma/
noun
  1. ana konu, asıl konu, temel motif
  2. (müzik) bir besteyi oluşturan temel motif, ana
主題
/te.ˈmeɫ paɾ.t͡ʃa.d͡ʒɯk/
noun
基本粒子
noun
基本粒子
adjective
乾淨
noun
  1. 七月
  2. 7月
/tem.siɫ.ˈd͡ʒi/
noun
(meslekler) hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kişi, mümessil
代表
noun
差
noun
皮肤
noun
腱
noun
网球
noun
枷
noun
经纬仪
noun
神学
noun
定理 [dìnglǐ]
/te.o.ˈɾi/
noun
学说
/teˈpe/
noun
丘
noun
射流
noun
反应
noun
反應堆
verb
踢
noun
托盘
/ˈteɾ/
noun
(fizyoloji) Derinin gözeneklerind sızan, kendine has bir kokusu olan, yapışkan ve renksiz tuzlu sıvı, arak
汗
noun
ilerleme, yükselme
油桃
pronoun
天秤座
noun
天平
noun
铽
/teɾ.ˈd͡ʒih/
noun
選擇
/teɾ.d͡ʒy.ˈme/
noun
(çeviri bilimi, edebiyat) çeviri
翻译
/teɾ.d͡ʒy.ˈme et.mec/
verb
tercüme etme işi
翻譯
/teˈɾe/
noun
豆瓣菜屬
noun
  1. 黃油
  2. 黄油
noun
放弃
noun
白蚁
noun
热力学
noun
恐怖主义
adjective
恐怖
noun
目
noun
裁缝
noun
恐怖份子
/te.set.ˈtyɾ/
noun
(İslâm) kadınların kapalı bir şekilde giyinmesi
希贾布
/tes.ˈɫis/
noun
(din, Hristiyanlık) Tek Tanrı'nın üçlü tabiatı
三位一體
/ˈtest/
noun
考试
noun
鋸子
verb
出版
noun
催化剂
noun
长椅
noun
催化
noun
中尉
/teʃecˈcyɾ/
noun
謝謝
/teʃecˈcyɾ edeɾim/
interjection
谢谢
verb
感谢
noun
诊断
verb
激励
/ˈti.bet/
pronoun
藏区或藏地
/ti.ˈbet.t͡ʃe/
pronoun
標準藏語
noun
交易
noun
狐狸
/ˈtim/
noun
团队
/timˈsah/
noun
鱷魚
/ˈtip/
noun
类型
noun
字体排印学
noun
甲状腺
adjective
仔细
adverb
仔細
noun
杨树
noun
振动
/tiˈjatro/
noun
  1. 剧场
  2. 戏院
/ˈtiːʃøɾt/
noun
T恤
/ˈto.ɡo/
pronoun
(ülkeler) Batı Afrika'da, Benin ile Gana arasında yer alan ülke
多哥
noun
種子
/to.ˈcat/
noun
掴
pronoun
托克劳
adjective
开心
noun
木槌
noun
斷層掃描
/ˈton/
noun
(renkler) bir rengin koyuluk veya açıklık derecesi
四声
/tonˈga/
pronoun
东加
/[ˈt̪ʰo̞pʰ]/
noun
大炮
noun
陀螺
noun
一起
/topˈlam/
noun
總和
verb
加
noun
靜脈
/top.lu.ˈluc/
noun
共同体
noun
集合名词
noun
社会
noun
社会主义者
noun
社会主义
adjective
社会的
noun
社會運動
/topoloˈʒi/
noun
拓扑
noun
  1. 地形测量员
  2. 地志学者
noun
测绘学
/top.ɾak/
noun
(coğrafya) kara yer, hâk, türap
泥土
noun
山崩
idiom
下葬
noun
腳跟
noun
大錘
pronoun
杜林
noun
轉動
noun
螺丝刀
noun
大麻烟卷
noun
钍
pronoun
托斯卡纳
noun
套套逻辑
noun
云雀
noun
蹢
noun
塵土
noun
交通标志
adjective
悲剧性
noun
拖拉机
noun
有軌電車
noun
晶体管
/tɾɛn/
noun
  1. 火車
  2. 火车
noun
三角学
pronoun
千里達及托巴哥
noun
喇叭
noun
对流层
pronoun
特洛伊
noun
  1. 海啸
  2. 海嘯
noun
大号
/tuːˈfan/
noun
大洪水
noun
铥
pronoun
多瑙河
noun
凍原
pronoun
  1. 突尼西亞
  2. 突尼斯
noun
古銅色
/ˈtuɾ/
noun
圈
/tuɾpˈlaɾ/, /ˈtuɾp/
noun
小红萝卜
noun
橙色
noun
激情
noun
厕所
noun
衛生紙
/ˈtuz/
noun
  1. 盐
  2. 鹽
noun
陷阱
adjective
咸
noun
羽
noun
砖
noun
键 [jiàn]
noun
商人
/ty.fɛc/
noun
枪
verb
耗费
verb
吐痰
noun
口水
adjective
举
noun
物
noun
余角
noun
瘤 [liú]
/tynajdɯn/
interjection
早
adjective
物种
noun
特本
/ˈtyɾc/
pronoun
(milliyetler) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ulus ve bu ulustan olan kimse
土耳其人
/tyɾc kɑhvɛˈsi/
noun
希臘 , 希腊
/ˈtyɾ.ci.je/
pronoun
(ülkeler) Anadolu Yarımadası'nın tamamını ve Trakya'nın küçük bir kısmını kapsayan, başkenti Ankara, en büyük şehri İstanbul, nüfusu itibarıyla 85.279.553 (2023) ve resmî dili de Türkçe olan ülke
土耳其
/tyɾc.ˈmen.d͡ʒe/
pronoun
土库曼语
pronoun
土库曼斯坦
/ˈtyɾc.t͡ʃe/
adjective
土耳其语
/tyɾ.ˈcy/
noun
  1. (edebiyat) hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş bestelenmiş manzume
  2. (edebiyat) hece vezniyle yazılmış ve halk ezgisiyle bestelenmiş şiir
歌
/tytˈsʏ/
noun
香
noun
  1. 烟草
  2. 烟叶
noun
羽毛
verb
堵塞
noun
医学
/tɯˈɾɑʃ fɯɾt͡ʃɑˈsɯ/
noun
剃须刷
noun
升级
noun
耙子
noun
引号
noun
大镰
noun
履带
adjective
便宜
adjective
小
noun
地平线
pronoun
乌干达
adjective
傲慢
pronoun
  1. 烏克蘭
  2. 乌克兰
pronoun
烏克蘭語
noun
(dil bilimi) belirteç olarak kullanılan eylemsi
動名詞
verb
遇到
noun
猎隼
/uˈɫus/
noun
国家
adjective
国
noun
國籍
/ulusˈlaraɾasɯ/
adjective
国际
/ˈum.man/
pronoun
(ülkeler) Güneybatı Asya'da, Arap Yarımadası'nın güneydoğu kıyısında ülke. Kuzeybatıda Birleşik Arap Emirlikleri, batıda Suudi Arabistan, güneybatıda Yemen ile sınır komşusudur.
  1. 阿曼
  2. 阿曼苏丹国
noun
希望
adjective
无希望的
noun
  1. 面
  2. 麵粉
/uˈnutmɑbɛni/
noun
勿忘草
verb
忘记
noun
瘤子
noun
  1. 铀
  2. 鈾
/u.ˈɾa.nys/
pronoun
  1. (gezegenler) Güneş Sistemi'nde Satürn ve Neptün arasında 7. sırada yer alan gezegen.
  2. (mitoloji) Eski Yunanlıların gök tanrısı.
天王星
pronoun
乌尔都语
noun
keten, kenevir, pamuk, jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat
绳子
pronoun
乌拉圭
noun
鯖魚
noun
大篷車
adjective
圣贤的
noun
艺术
/us.ˈtʰu.ɾa/
noun
剃刀
noun
原因
adjective
羞怯
noun
劇場版
/ujˈdu/
verb
卫
noun
文明
/uj.ɡu.la.ˈma/, /uj.ɡu.ˈla.ma/
noun
(bilim, sanat) bir bilim ve sanat dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi
实用
/uj.ˈɡuɾ/
pronoun
  1. (beldeler) Amasya ili Merkez ilçesine bağlı belde
  2. (belediyeler) Amasya ili Merkez ilçesine bağlı belediye
  3. (köyler) Diyarbakır ili Kulp ilçesine bağlı köy
  4. (milletler, Orta Asya) Doğu Türkistan'da yaşayan Türk soylu halk ve bu halktan olan kimse
  5. (milletler, Orta Asya, tarih) VII. yüzyılda Orta Asya'da büyük bir devlet ve medeniyet kuran Türk milleti ve bu milletten olan kimse
维吾尔
/ˈuj.ɡuɾ soj.cɯ.ɾɯ.mɯ/
pronoun
(milletlerarası hukuk, Uygurlar) Çin Hükûmeti tarafından Uygurlar'a karşı uygulanan şiddet ve İnsan Hakları ihlâllerine verilen genel isim.
新疆种族灭绝指控
/uj.ˈɡuɾ.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Çoğunluğu Doğu Türkistan'da yaşamaya çalışan Uygurların konuştuğu Türkçe
维吾尔
/uj.ˈku/
noun
睡眠
noun
大腿
verb
合适
noun
國籍
adjective
溫順
verb
睡觉
pronoun
睡公主
adjective
麻木
adjective
远
noun
范围
noun
太空人
noun
航天器
noun
太空船
/u.ˈzaj te.les.ko.bu/
noun
(astronomi, optik, uzay) Atmosferin net görmesine mânî olmaması ya da atmosferin geçirmediği elektromanyetik dalgaları incelemek üzere uzaya yerleştirilen teleskop.
太空望远镜
adjective
外星人
noun
修辞
noun
共識
/[uˈz̪un̪]/
adverb
  1. Uzun süre devam edecek biçimde, uzun süre.
  2. ayrıntılı, derinlemesine
长
noun
跳遠
noun
長
/ˈut͡ʃ/
noun
  1. bir şeyin baş veya son noktası
  2. bir şeyin başı, tepesi
  3. bir şeyin kenarı
  4. bir uzaklığın son noktası
  5. dış kenar
  6. genellikle uzun nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
  7. (tarih) Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak
  8. (tarım) tütünlerde farklı zamanlarda hasat edilen el grubu kategorisi
喙
/[ʊ.ˈtʃak]/
noun
(havacılık, taşıtlar) Kanatları ile havanın kaldırma kuvvetini kullanıp havada hareket eden taşıma aracı, tayyare
飞机
noun
航空母舰
noun
飞碟
noun
锹形虫
noun
悬崖
noun
飛行
verb
升級
verb
带来
/uˈ‿uɾ bød͡ʒeˈ‿i/
noun
瓢虫
/vaː.ˈdiː/
noun
  1. (coğrafya, haritacılık) iki dağ arasındaki geçit
  2. (mecaz) alan, yol, tarz
山谷
/[ˈvɑ.dʊz]/
pronoun
(ülkeler) Lihtenştayn'ın baş beldesidir.
瓦都茲
noun
屄
/vacˈʔa/, /vaˈca/
noun
事件
noun
蜡
noun
基金会
pronoun
瓦龙语
noun
意思
noun
电风扇
pronoun
瓦努阿图
/ˈvɑɾ/
adjective
mevcut Kâinat'de veya düşüncede yer alan
在
/ˈvaː.ɾol.mac/
verb
mevcut olmak, sağ olmak, yaşamak
存在
noun
笔胆
noun
本体
noun
財富
verb
到达
/ˈva:ɾoluʃ/
noun
存在
verb
忖度
pronoun
华沙
noun
資格
/vaːsɯˈta/
noun
車輛
/vaˈtan/
noun
故乡
noun
愛國主義
/va.tan.ˈdaʃ/
noun
(sosyoloji) bir ülke olan politik kurumların bir parçası olan kişi
公民
/ˈva.ti.can/
pronoun
(din, ülke) İtalya'nın Roma şehrinde, Hıristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan mikrodevlet
梵蒂冈
noun
凡士林
noun
放弃
noun
状况
noun
猞猁
/ˈve/
conjunction
İki kelime ya da iki cümle arasına girerek aralarında ön ve arkadaki cümlenin şart olduğunu anlatan söz
  1. 和
  2. 以及
  3. 及
noun
鼠疫
noun
义务
noun
简洁
noun
向量
pronoun
威尼斯
pronoun
委内瑞拉
/ˈve.nys/
pronoun
  1. (gezegenler) Güneş Sistemi'nde Merkür ve Dünya arasında yer alan 2. sıradaki ve en parlak gezegen.
  2. (mitoloji) Eski Roma'da güzellik, tanrıçası
金星
noun
肺结核
/veɾˈɡi/
noun
税
noun
交換
noun
兽医
conjunction
或者
noun
良知
noun
螺钉
pronoun
越南
pronoun
越南语
/ˈvi.ˈci/
noun
Kullanıcıların üzerinde değişiklik yapma yetkisine sahip olduğu açık ağ sayfalarıdır. Geliştirilen özel bir yazılım sayesinde (MediaWiki) her kullanıcı istediği sayfada değişiklik yapabilir ve değiştirilen sayfa anında bütün kullanıcılar tarafından görülür.
維基
/vi.ci.pe.ˈdi/
pronoun
(İnternet, Vikimedya) hür, milletlerarası, birçok dilde ve İnternet üzerinde viki teknolojisi ile ortaklaşa üretilen ücretsiz ansiklopedi
維基百科
/vi.ci.ˈsøz/
pronoun
(İnternet) Atasözleri ve deyimlerle kitapların, şahısların sözlerini ihtive eden büyük bir hür kaynak.
  1. 維基語錄
  2. 维基语录
/ˈvi.ˈci.søz.ˈlyc/
pronoun
(internet) İnternet ortamında yayımlanan ve viki anlayışına uygun olarak her kullanıcının ekleme ve değişiklik yapabildiği hür sözlük.
  1. 維基字典
  2. 維基詞典
noun
别墅
noun
鹤
noun
逗號
noun
毒力
/ˈviɾys/
noun
病毒
noun
威士忌
noun
维生素
noun
速率
/[vi.ˈjɑ.nɑ]/
pronoun
(Avusturya, eyalet başkentleri) Viyana Eyâleti'nin başkenti
  1. 維也納邦
  2. 維也納
noun
中提琴
noun
签证
/ˈvloɡ/
noun
(bilişim, İnternet) video logu
博客
/ˈvo.ca.tif/
noun
(dil bilimi) İsmin hâllerinden olup bazı dillerde bulunan hitap hâli.
呼格
pronoun
沃拉普克語
noun
排球
noun
钨
/vol.ca.no.lo.ˈʒi/
noun
(volkanoloji) Volkanları inceleyen jeolojinin bir kolu.
火山学
noun
伏特加
pronoun
投票
verb
是
adjective
粗俗
/ˈvulva/
noun
屄豁儿
noun
腔調
verb
击
noun
身
adjective
液态 [yètài]
/ˈva.ʃinɡ.ton/
pronoun
(ABD) Washington, D.C. kavramının kısa şekli (Amerika Birleşik Devletleri'nin federal başkenti ve bölgesi)
华盛顿哥伦比亚特区
/ˈveb siteˈsi/
noun
網站
/viː.neɾ ˈnoj.ʃtadt/
pronoun
(Avusturya, ilçeler) Wiener Neustadt'ın etrafındaki bir ilçe
維也納新城
/ˈwu/
pronoun
(diller) Çin'de bilhassa Jiangsu Eyaleti'nin güneyi, Şanghay Şehri ve Zhejiang Eyaleti yakınlarında konuşulan bir grup Çin dili.
  1. 吴语
  2. Wú yǔ
  3. 吳語
noun
黃蜂
noun
野豬
noun
蓝莓
/jɑbɑːˈniː ɛɳɟiˈnɑɾ/
noun
刺苞菜蓟
noun
记忆
/ja.hu.ˈdi/
adjective
Yahudiliğe ait, Yahudilik ile alakalı
犹太
pronoun
意第緒語
pronoun
(diller) Sefarad Yahudilerinin kullandığı, 15. yy İspanyolcasını temel alan ancak içinde İbranice, Türkçe, Fransızca, Yunanca, Arapça ve Portekizce kelimeler de barındıran Latin kökenli Hint Avrupa dil
拉登語
/ja.hu.di.ˈlic/
pronoun
(sosyoloji) Yahudi olma hâli
犹太教
conjunction
或
pronoun
約翰
adjective
好
/ja.ˈca/
noun
(giyim) Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü:
山口
verb
收养
/[ja.ˈkɯn]/, /[ˈja.kɯn]/
adjective
erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
下一個
noun
燃料
/jaˈlac/
noun
黑桃
/[jɑ.ˈlɑn]/
noun
(etik) doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kaşkariko, kıtır, hilaf, şorolop
謊言
verb
说谎
/[jɑ.lɑn.ˈd͡ʒɯ]/
noun
说谎者
/jɑlˈnɯz/
adverb
单
/jɑlˈnɯz/
conjunction
但是
adverb
单一
noun
火焰
noun
火焰
/jaˈlɯn durum/, /jaˈlɯn durumˈlaɾ/
noun
主格
noun
翠鸟
noun
脸
/[jɑ.ˈnɑɾ.dɑː]/
noun
(coğrafya, volkanoloji) Magmanın yer içinden lav olarak yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni şeklinde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ
火山
/ja.ˈnaɾ.da‿ pat.la.ma.sɯ/
noun
火山噴發類型
noun
火災
noun
反响 [fǎnxiǎng]
adjective
虚假
noun
灼傷
verb
燃烧
noun
拟声
noun
行列
noun
偏執狂
noun
回答
noun
人造語言
/ja.ˈpaj ze.kʲaː/
noun
(bilişim) Bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti
人工智能
/jap.ˈmak/
verb
çıkarmak, salgılamak
作
/[jɑp.ɾɑk]/
noun
(bitki anatomisi) bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme v.s. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü şekildeki bölümler
  1. 葉
  2. 叶子
noun
北葱
verb
叫
/ja.ˈpɯ/
noun
  1. bütünün bir araya getirilişinde uyulan sistem
  2. canlı bir varlığın beden veya ruh özelliklerinin tamamı
  3. meydana getirme, oluşturma, ortaya konulma, yapma
  4. (felsefe) unsurlarıyla somut bağımlılığı olan bütün
  5. (fizik, kimya) öğecik ile özdeciklerin, eksicik ya da öğeciklerden oluşma şekli
  6. (mimarlık) barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri
  7. (mühendislik) yapılmakta olan konut, yol, köprü v.s. inşaatı
  8. (sosyoloji) parçaları ve unsurları arasında kanuna uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan sistem veya bütün
建筑物
noun
形态学
noun
形态学
noun
砖
noun
规范词素
noun
伤口
noun
利润
verb
享受
adjective
有用
noun
蝙蝠
verb
适合
noun
中校
/[jɑɾ.ˈdɯm]/
noun
  1. bağış, iane
  2. bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri
  3. etki, tesir
  4. kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma
  5. işlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı
  1. 帮
  2. 幫
verb
帮
noun
审判
noun
程序法
/[ya.ˈɾɯ ky.ɾɛ]/
noun
半球
/ja.ˈɾɯ me.taɫ/
noun
类金属
noun
半导体
noun
豁口
/ja.ˈɾɯ.ma.da/
noun
(coğrafya) yalnız yanından ana karaya bağlı, öbür yanları denizle çevrili kara parçası
  1. 半岛
  2. 半島
/ˈja.ɾɯn/
noun
  1. 明天见
  2. 明天
noun
光线
adjective
平
noun
墊子
noun
快艇
/ja.ˈtak/
noun
dinlenme, istirahat, uyuma v.s. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek
床
noun
卧室
adjective
水平
noun
投资
adjective
慢
adverb
慢
adverb
慢
noun
助手 ‎
/jav.ˈɾu/
noun
  1. (aile, primatlar) Çocuk
    娃娃
  2. (hayvanlar) Hayvanın yaş olarak küçüğü, yeni doğmuş hayvan
    小
/ˈjaj/
pronoun
(astroloji, astronomi) Bu tarihler arasında doğanların ait olduğu dokuzuncu burç.
人马座
/ˈjaj/
noun
(okçuluk, silahlar) ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk
弓
noun
行人
noun
  1. akarsularla derin bir şekilde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası
  2. dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazınsa havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri
  3. eş anlamlısı: plato
高原
noun
编辑
/ˈjaz/
noun
  1. 夏天
  2. 夏季
noun
作者
verb
  1. 写
  2. 寫
noun
秘書
noun
字
noun
筆跡學
noun
总编辑
noun
打字机
/ja.zɯ.ˈlɯm/
noun
(bilişim, programlama) değişik ve muhtelif görevler yapma için tasarlanmış elektronik cihazların birbirleriyle haberleşebilmesini ve uyumunu sağlayarak görevlerini ya da kullanılabilirliklerini geliştirmeye yarayan makine komutlarının bütünü.
软件
/ˈj‿a/
noun
油
adjective
手帕
verb
下雨
/jɑː.ˈmuɾ/
noun
雨
noun
雨林
noun
雨
/ˈjɑʃ/
noun
泪
noun
诞辰
/ja.ˈʃam/
noun
生活
/ja.ʃa.ˈma/, /ja.ˈʃa.ma/
noun
生命
/ja.ʃa.ˈmac/
verb
住
adjective
過時
noun
偶
/je.ˈdi/
adjective
  1. 七
  2. 柒
/ˈjɛl/
noun
風
noun
丈夫
noun
鬃狼
noun
帆
noun
帆船
noun
扇子
/[jɛ.ˈmɛ]/, /[ˈjɛ.mɛ]/
noun
yemek işi
埃森
noun
食道
noun
片
noun
餐厅
pronoun
  1. 也门
  2. 也門
/je.ˈmiʃ/
noun
  1. (bitki anatomisi, meyveler, yiyecekler) meyve
  2. incir
果
pronoun
巨蟹座
noun
蟹
adjective
  1. 新的
  2. 新
pronoun
新德里
pronoun
新几内亚
pronoun
新喀里多尼亞
noun
元旦
/je.ni ze.ˈlan.da/
pronoun
(ülkeler) Güneybatı Pasifik Okyanusu'nda bir adalar ülkesi.
新西兰
verb
更新
verb
打败
noun
花生
/ˈjeɾ t͡ʃeciˈmi/
noun
引力
noun
同位素
noun
託寓
noun
世界
noun
学园
adjective
贬义
noun
有吸引力的
/jɛtimhɑːˈnɛ/
noun
孤儿院
noun
大
verb
足够
adjective
七十
/jevmiˈje/
adverb
天天
noun
党哥
noun
电流
noun
  1. 绿色的
  2. 绿
noun
绿鹭
noun
绿茶
noun
綠頭鴨
adverb
再次
adjective
二十
adjective
二十一
/jiɾ.mi.ˈlic diʃ/
noun
智齿
/jitiɾˈmec/
verb
失 [shī]
verb
消失
/ˈjoc/
adjective
bulunmayan, mevcut olmayan
不
/[jo̞kˈsʊl]/
adjective
穷
noun
乘客
noun
旅游
noun
腐敗
noun
三葉草
noun
被
noun
可塑性
adjective
浓
verb
加密
noun
密度
verb
揉(麵團)
noun
酸奶
noun
甘菊茶
/ju.ka.ˈɾɯ/
adverb
üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya
向上
pronoun
上埃及
noun
燕麦
/yumruk/
noun
拳头
/ju.muɾ.ˈtɑ/
noun
蛋
noun
卵黃
verb
下蛋
noun
軟體動物
pronoun
希腊的
/ju.ˈnan.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Yunan dili
希腊语
pronoun
  1. 希腊
  2. 希臘
pronoun
希腊共和国
/ˈjuɾt/
noun
  1. bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum
  2. (eğitim, iskân) öğrencilerin kaldığı, barındığı yer
  3. bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer
  4. diyar
  5. sahip olunan arazi, emlâk
  6. (coğrafya) memleket
  7. (iskân) göçebe Türklerin oturduğu çadır
  8. (iskân) yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer
  9. (sosyoloji) bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası; dar], vatan
家庭
noun
咽
noun
咽炎
noun
巢
noun
椭球体
/[jɒːɾ]/
noun
朋友
noun
方向
noun
新生訓練
noun
新生訓練
/jønelˈme duɾumu/
noun
与格
noun
行政
noun
章程
noun
经理
noun
新生訓練
noun
办法
adjective
高
noun
海拔
noun
高压
noun
学
noun
氧化
noun
顶针
noun
电离
noun
羊毛
/jyˈɾɛc/
noun
心
adjective
勇敢
noun
勇氣
verb
走
/ˈjyz/
noun
(anatomi) başın ön tarafındaki deri kaplı bölge, ağız, alın, burun, çene, göz, yanağı ve bulunduğu ön bölüm
面
noun
上尉
noun
面
noun
地貌学
noun
鱼鳍
noun
世纪
noun
戒指
verb
洗
noun
拆除
noun
鳗鱼
/jɯl.ˈdɯz/
noun
(astronomi) çekirdeğinde füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınıyan gök cisimlerinden her biri
星
noun
星团
/jɯl.ˈdɯz sis.te.mi/
noun
(astronomi) birbirleri çevresinde dönen, kütleçekim kuvvetiyle birbirlerine bağlı bir yıldız ya da az sayıdaki yıldızdan ve muhtemelen bir gezegenden meydana gelen sistem
  1. 恆星系
  2. 恆星系統
noun
紫菀
noun
年鑑
adjective
食肉兽
noun
焓
noun
大錘
/[zɑ.ˈfeɾ]/
noun
savaşta kazanılan başarı
  1. 胜利
  2. 勝利
/[z̪äˈmɑn̪]/
noun
时间
noun
时区
noun
百合
pronoun
赞比亚
/za.ˈmiɾ/
noun
(dil bilimi) belirsizlik, dönüşlülük, işaret, sual ve şahıs kavramları vererek varlıkların yerini tutan kelime
代詞
noun
職業
/zɑŋˈɡot͡ʃ/
noun
司事
/ˈzɑɾf/
noun
副詞
adjective
潇洒
noun
人
noun
肺炎
/za.ˈjɯf/
adjective
  1. enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan
  2. eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık
  3. görevini yapacak yeterli gücü olmayan
  4. (mecaz) bilgi yönünden yeterli olmayan, kabiliyetsiz, yeteneksiz
  5. (mecaz) çok az
  6. (mecaz) dayanıklılığı, sağlamlığı olmayan
  7. (mecaz) kişilik ve ruhî yönden gereği kadar güçlü olmayan
  8. (mecaz) güvenilir, itimada şayan olmayan
  9. (mecaz) mühim, önemli olmayan
差
/ˈza.za/
pronoun
(milletler) Kökenleri Hazar Denizi'nin güneyinde bulunan Horasan bölgesine dayandığı iddia edilen halktan olan kimse.
扎扎人
/zeˈbaːn/
noun
舌
/ze.ˈhiɾ/
noun
(zehirler) organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde
毒物
/ze.ciː/
adjective
zekâ varlığı gösteren
聪颖
/ze.ˈkʲaː/
noun
(psikoloji) İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri idrak, yargılama ve sonuç çıkarma kabiliyetlerinin tamamı
智力
noun
發條
noun
姜
/zeŋ.ɟin/
adjective
富的
noun
仇外
noun
句子
noun
橄榄
noun
橄欖油
noun
灵魂
noun
心理
noun
鐘
pronoun
津巴布韦
noun
鎖鏈 [suǒliàn]
noun
峰
adverb
不少
noun
难
pronoun
祖鲁族语
noun
迫害
noun
祖母绿
noun
  1. 長頸鹿
  2. 长颈鹿
pronoun
苏黎世
noun
订书机
/aː.ˈdem/
pronoun
亞當
pronoun
乍得
/ˈt͡ʃec/
pronoun
(milliyetler) Slavların batı kolundan olan bir ulus veya bu ulusun soyundan gelen
捷克的
pronoun
捷克共和國
/t͡ʃɛ.kɔs.ɫɔ.ˈvɑk.jɑ/
pronoun
(tarih, ülkeler) Orta Avrupa'da 1918'den 1938'e, 1948'den 1990'a kadar varlığını sürdürmüş bir Doğu Bloku ülkesi.
捷克斯洛伐克
/ˈt͡ʃec.ja/
pronoun
捷克
pronoun
  1. 捷克語
  2. 捷克语
pronoun
车臣
/ˈt͡ʃin/
pronoun
  1. (ülkeler) Asya'da komünistlikle idare edilen ve nüfus sayımlarına göre Dünya'nın en kalabalık nüfuslu ülkesi.
  2. (ülkeler) Tayvan
  1. 中国
  2. 中國
  3. Zhōnghuá
/[ˈt͡ʃin d͡ʒʊm.hʊː.ɾɪ.jɛ.ˈtɪ]/
pronoun
中华民国
pronoun
  1. 中华人民共和国
  2. 中華人民共和國
/t͡ʃin sɛdˈdi/
pronoun
万里长城
/ˈt͡ʃin.d͡ʒe/
pronoun
  1. 汉语
  2. 漢語
  3. Hànyǔ
  4. 中國話
/t͡ʃin.ˈli/
pronoun
中国人
/ˈt͡ʃu.vaʃ.ˈlaɾ/
pronoun
(milletler) Rusya'nın Orta Volga bölgesindeki özerk Çuvaşistan Cumhuriyeti'nde yaşamakta olan ve Çuvaşça konuşan, yaklaşık 2 milyon nüfuslu Ortodoks Hristiyan bir Türk halkı.
楚瓦什人
/t͡ʃu.ˈvaʃ.t͡ʃa/
pronoun
(diller) Çuvaş Türkçesi
楚瓦什語
pronoun
  1. 乌兹别克斯坦
  2. 乌兹别克
/øz.ˈbec.t͡ʃe/
adjective
Özbekçe yazılmış olan
乌兹别克语
/øz.ˈbec.t͡ʃe/
pronoun
(diller) Özbek Türkçesi
乌兹别克语
pronoun
约旦
pronoun
约旦哈希姆王国
/ˈaɾ/
pronoun
  1. (belediyeler) İstanbul iline bağlı bir ilçe belediyesi.
  2. (ilçeler) İstanbul ilinin bir ilçesi
于斯屈达尔
noun
水痘
noun
无才
/aː.ˈdem.o‿.ˈɫu/
noun
哎呀
/aː.ˈɫɛm/
noun
宇宙
/aː.ˈɫɛm/
pronoun
(belgisiz adıl): başkaları, herkes
各
/a.ˈʃɯc/
noun
  1. 恋人
  2. 戀人
noun
努力
noun
努力
adverb
快
adverb
快
noun
帐篷
noun
胡狼
noun
燧石
/t͡ʃɑˈkɯɫ tɑˈʃɯ/
noun
卵石
noun
闹钟
/tʃɑɫ.ɡɯ/
noun
樂器
noun
盗窃
verb
  1. (kriminoloji) başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak
    偷窃
  2. (müzik) bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak
    偷
adjective
勤奋
noun
单位
verb
  1. bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak, iş yapmak
  2. bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak
  3. bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek
工作
noun
教練
noun
松屬
noun
煤山雀
noun
洗衣机
noun
漂白水
/ˈt͡ʃan/
noun
鐘
/t͡ʃa.ˈnak/
noun
碗
noun
直径
noun
锄头
noun
胡子
noun
东方欧鳊(引进)
noun
方法
/t͡ʃaɾˈpɯm tablosu/
noun
乘法表
noun
打
/[t͡ʃɑɾ.ʃɑm.ˈbɑ]/
noun
(haftanın günleri) haftanın salıdan sonra ve perşembeden önce gelen üçüncü günü
星期三
noun
交叉路
adjective
  1. 叉子
  2. 叉
/t͡ʃa.ˈtɯ/
noun
birbirine çakılmış, çatılmış şeylerin bütünü
屋頂
noun
警官jǐngguān)
noun
戴胜
/ˈt͡ʃaj/
noun
(coğrafya, hidroloji) Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu:
  1. 茶
  2. 茶叶
noun
茶壶
noun
草地
noun
传票
noun
漂亮
noun
支票
/t͡ʃeˈcim/
noun
(军队建制)排
noun
核聚变
noun
核裂变
noun
核子
noun
核反应
noun
核反应堆
noun
内核
noun
  1. 蝗虫
  2. 蚱蜢
noun
锤子
noun
抽屉
noun
抽屉
/t͡ʃecˈmec/
verb
拉
/tʃe.lic/
adjective
  1. 鋼
  2. 钢
/t͡ʃem.ˈbeɾ/
noun
  1. denk, fıçı, sandık v.s.'nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak
  2. (basketbol) içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka
  3. (geometri) merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri
  4. (geometri) bu şekle getirilmiş katı cisimlerin çevresi
  5. (giyim) başörtüsü, yazma, yemeni
  6. (mecaz) aşılması, çözümü güç durum
  7. (oyuncak) çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek şeklindeki oyuncak
圆周 [yuánzhōu]
/t͡ʃe.ˈne/
noun
(anatomi) canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad
下巴
noun
子叶
noun
  1. 翻译者
  2. 译员
noun
环境
noun
生态学
noun
地平線
noun
嫁妆
/t͡ʃe.ˈʃit/
noun
  1. (biyoloji) aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, nev, tür
  2. (biyoloji) canlıların bölümlenmesinde, fertlerden oluşan, türden daha küçük birlik
门
noun
噴泉
adjective
偶
noun
力矩
noun
偶蹄目
noun
  1. 农场
  2. 農場
noun
家畜
noun
农民
noun
巧克力
/ˈt͡ʃi.lec/
noun
草莓
/t͡ʃiˈmen/
noun
Kendiliğinden yetişmiş çim
草地
noun
  1. 锌
  2. 鋅
/t͡ʃiɾ.ˈcin/
adjective
好看
noun
塀
noun
  1. 猎豹
  2. 獵豹
/tʃɪvɪ/, /tʃɪvɪlɛɣ/
noun
钉子
noun
图解
noun
编程
noun
图解
noun
画
noun
(bitki anatomisi) bitkilerin, üreme organlarını ve çoğunlukla bunları çevreleyen taç yapraklarını barındıran, güzel renkli ve güzel kokulu kısımları
  1. 花朵
  2. 花儿
noun
牧人 [mùrén]
/t͡ʃoˈd͡ʒuc/
noun
  1. 男孩
  2. 孩子
noun
兒童色情
noun
兒童色情
noun
无子女
/ˈt͡ʃoc/
adverb
aşırı şekilde, fazla
很
noun
多配偶制
/ˈt͡ʃok tan.ɾɯ.d͡ʒɯ.ˈlɯc/
noun
多神教
noun
複數
/tʃokˈtan/
adverb
来着
noun
异质
/tʃoˈɾap/
noun
短襪
/t͡ʃoɾ.ˈba/
noun
(içecekler, yemekler) et, sebze, tahıl v.s. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek
  1. 汤
  2. 湯
noun
多数
noun
沙漠
noun
沙漠化
noun
乳糜泻
verb
蹲
noun
陶器
noun
溶液
noun
山脉
/t͡ʃø.ˈzym/
noun
Problemin çözülmesinden alınan sonuç
答案
noun
分析
verb
分析
noun
溶质
noun
溶液
conjunction
  1. 因为
  2. 由于
noun
出口
noun
换位
/t͡ʃɯ.caɾ.ˈmac/
verb
创作
/t͡ʃɯcma duɾumlaˈɾɯ/, /t͡ʃɯcˈma duɾumu/
noun
夺格
/t͡ʃɯk.ˈmak/
verb
Olmak, bulunmak, var olmak.
出
noun
出口
noun
錨
/tʃɨplɑk/, /tʃɨplɑklɑɣ/
adjective
裸体
noun
裸体
noun
同学
noun
雪崩
noun
胆汁
verb
付款
noun
报酬
verb
獎勵
/øf.ˈce/
noun
忿怒
noun
元素
adjective
圣贤的
noun
槲寄生
/øcˈsyz/
adjective
孤儿
noun
腳跟
noun
牛
/øɫ.ˈmec/
verb
(fizyoloji) Yaşamsal fonksiyonların durması, hayatın bitmesi, doğmanın karşıtı; hayatını kaybetmek, vefat etmek, can vermek
死
noun
梯子
/ølt͡ʃeclemeˈleɾ/, /ølt͡ʃecleˈme/
noun
梯子
noun
表
/ølt͡ʃ.ˈme/
noun
(metroloji, tabii bilimler) ölçmek işi
三围
noun
计量单位
noun
尺寸
noun
标准差
noun
准则
/ø.ˈɫym/
interjection
死亡
noun
死刑
noun
死亡率
adjective
不朽的
noun
寿命
noun
接頭辭
noun
开胃酒
adverb
前
noun
开关
noun
質子
noun
親吻
verb
吻
noun
  1. 鸭子
  2. 鴨
  3. 鸭
/øɾ.ˈɡyt/
noun
团体
/øɾ.ˈnec/
noun
  1. benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model
  2. bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılan davranış, misal
  3. bir şeyin benzeri, kopyası, tıpkısı
  4. durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey
  5. (anatomi, biyoloji, botanik, üretim) incelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası
  6. (kimya) bir maddenin bütün özelliklerini içeren küçük bölümü
典型
adjective
尺
noun
铁砧
noun
毯子
adjective
內含
/ø.ɾym.ˈd͡ʒec/
noun
蜘蛛
noun
  1. 蜘蛛網
  2. 蛛網
  3. 蛛网
  4. 蜘蛛网
noun
平移
noun
平移
verb
唱
noun
天鹅
noun
讚揚
noun
故事
adverb
这样
noun
物質
noun
代表
noun
代表
noun
警语
noun
电阻率
noun
中心
adjective
非常
noun
专有名词
noun
私有化
noun
特征 [tèzhēng]
noun
自治
noun
受虐癖
noun
酵素
noun
特征 [tèzhēng]
noun
本征值
/øz.ɟyɾ/
adjective
自由
noun
游离基
/øz.ɟyɾ.lyc/
noun
自由
noun
自催化反应
noun
原子
noun
中午
noun
午餐
noun
  1. 學生
  2. 学生
verb
学
noun
主义
noun
学术的
verb
学习
noun
老师
/[ø̞‿ˈyn]/
noun
埃森
noun
工资
verb
吹
noun
吹奏乐器
/[yl̪ˈcɛ]/
noun
国家
noun
理想
noun
哀的美敦书
/y.ˈmit/
noun
ümit etmekten doğan emniyet hissi
希望
noun
声音
noun
聯合
/y.ni.veɾ.si.ˈte/
noun
(binalar, eğitim) Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu; darülfünun
  1. 大學
  2. 大学
noun
感叹词
/ynˈly/
noun
元音
/ynˈsyz/
noun
辅音
noun
同化
noun
标题
noun
生产
noun
樣式
noun
冪
noun
中尉
noun
超导体
/yˈtop.jɑ/
noun
ütopya
乌托邦
noun
  1. 熨烫器
  2. 熨烫者
noun
斑鸠
adjective
哀愁
noun
葡萄
noun
悲傷
/ˈyt͡ʃ/
adjective
(sayılar) ikiden sonra dörtten önce gelen sayma sayısı
  1. 三
  2. 叁
/ˈyt͡ʃ jyz/
adjective
(sayılar) iki yüz doksan dokuzdan sonra, üç yüz birden önce gelen sayma sayısı
三百
noun
(geometri) üç kenarı olan geometrik şekil
三角
noun
三叶草属
noun
三个一组
noun
三相点
/[ibɾaːˈni]/
pronoun
  1. (milletler) Yahudi
  2. (milletler) Yaklaşık olarak günümüz İsrail ve Filistin'ine denk gelen topraklarda yaşamış tarih öncesi halkın mensubu.
  1. 希伯來
  2. 希伯來人
  3. 希伯来
  4. 希伯来人
/ib.raː.ˈni.d͡ʒe/
pronoun
(diller) Yirmi iki sessiz harften oluşan İbrani alfabesi ile sağdan sola doğru yazılan sami dil
希伯来语
pronoun
伊多语
pronoun
双子座
/[ˈɪɲ.ɟɪ.lɪz]/
adjective
İngiltere'ye dair, İngiltere ile ilgili
英
/[ˈɪɲ.ɟɪ.lɪz]/
pronoun
(milliyetler) İngiltere halkından olan kimse
英国人
/[ɪn.ɡɪ.ˈɫɪz.dʒɛ]/
pronoun
(diller) Hint-Avrupa dil ailesinden İngiltere'de ve biraz farklı şekliyle Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Kanada ve İngiliz uygarlığını benimsemiş olan ülkelerde kullanılan, İngilizlerin konuştuğu dil
  1. 英文
  2. 英语
/[ɪn.ɡɪɫ.ˈtɛ.rɛ]/
pronoun
  1. 英国
  2. 英格兰
pronoun
國際語
/ˈiː.ɾan/
pronoun
(ülkeler) Güneybatı Asya'da güneyinde Fars ve Umman Körfezi, kuzeyinde Hazar Denizi ile çevrili bir ülke.
伊朗
pronoun
伊朗伊斯兰共和国
pronoun
爱尔兰
noun
愛爾蘭共和國
/iɾ.ˈlan.da.d͡ʒa/
pronoun
(diller) İrlandalıların konuştuğu dil
爱尔兰语
pronoun
耶稣
/iscɛˈt͡ʃɛ/
pronoun
克桑西
/ˈis.koˈt͡ʃ in.ɡi.ɫiz.d͡ʒe.si/
pronoun
(diller) Eski İngilizce'nin kuzey lehçelerinden türemiş, bir zamanlar İskoçya'nın bazı yörelerinde, şimdi ise özellikle orta ve kuzeydoğu ve güney bölgelerinde konuşulan, İngilizceye yakın bir Cermen dili
二
/is.ˈkot͡ʃ.ja/
pronoun
苏格兰
/[ɪsˈpɑnjɑ]/
pronoun
西班牙
pronoun
西班牙王国
pronoun
  1. 西班牙语
  2. 西班牙語
pronoun
以色列
pronoun
以色列国
/is.ˈtan.bul/
pronoun
  1. (belediyeler) büyükşehir belediyesi
  2. (şehirler) Marmara Bölgesi'nde yer alan, Türkiye'nin en büyük şehri ve en büyük ili
  1. 伊斯坦堡
  2. 伊斯坦布尔
pronoun
博斯普鲁斯海峡
pronoun
瑞典
pronoun
瑞典王国
noun
瑞典人
pronoun
瑞典语
/is.ˈvit͡ʃ.ɾe/
pronoun
(ülkeler) Orta Avrupa’da Alp Dağları'nda yer alan ve denize kıyısı bulunmayan bir ülke
瑞士
pronoun
瑞士联邦
pronoun
  1. 意大利
  2. 義大利
pronoun
意大利共和國
/i.tal.ˈjan/
pronoun
意大利人
/i.tal.ˈjan.d͡ʒa/
pronoun
  1. 意大利语
  2. 意大利語
pronoun
伊奥尼亚海
/iz.ˈlan.da/
pronoun
(ülkeler) Kuzey Atlas Okyanusu'nda bir ada ülkesi
  1. 冰岛
  2. 冰島
pronoun
  1. 冰岛语
  2. 冰島語
/iʃ.ˈcod.ɾa/
pronoun
  1. (Arnavutluk, ilçeler, tarih) İşkodra ilinin 1992-2000 seneleri arasında var olan bir ilçesi.
    士科德州
  2. (Arnavutluk, şehirler) Arnavutluk'ta bir il merkezi.
    斯库台
verb
株
noun
中子
/ˈɯɾk/
noun
(sosyoloji) irsî olarak ortak fizikî ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu
种族
noun
民族学
noun
种族主义的
noun
种族主义
noun
河
adjective
湿
noun
菠菜
noun
熬虾
noun
印章
noun
苦痛
/ˈɯ.sɯ/
noun
热
noun
热力学
noun
热量计
/ɯ.ˈʃɯc/
noun
  1. 光
  2. 灯
noun
光通量
noun
光年
noun
光电导效应
noun
光线
noun
影像诊断学
noun
光子
noun
放射性的
/ˈʃaː.ma.ˈnizm/
pronoun
(kült) varlığı tüm insanların tarihinde Erken Taş Devri'ne ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon ihtiva eden bir vecd ve trans tekniği.
扎扎人
pronoun
撒但
pronoun
智利
/ˈʃoɾ.d͡ʒa/
pronoun
(diller) Şor Türkçesi
  1. 邵尔语
  2. 邵爾語
/ʃɑˈfɑk/
noun
亮
/ˈʃɑh/
noun
国王
adjective
壮丽
/ʃaː.ˈhin/
noun
(atmacagiller) Atmacagillerden (Accipitridae) 50-55 cm uzunluğunda, Avrupa ve Asya'nın çalılık, dağ ve ormanlarında yaşayan yırtıcı kuş.
  1. 猎鹰
  2. 鷹獵
/ʃahsiˈjet/
noun
物
/ʃa.ˈhɯs/
noun
  1. (dil bilimi) çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık
  2. (primatlar) zat
某人
verb
开玩笑
noun
披肩
noun
萝卜
noun
燈塔
noun
洗頭 洗头
noun
好运
noun
丞相
/ʃɑn.zɯ.mɑn/
noun
变化
noun
帽子
/ʃa.ˈɾap/
noun
(alkollü içecekler) üzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki
  1. 葡萄酒
  2. 酒
noun
充电器
/[ʃɑɾ.ˈkɯ]/
noun
(müzik) ezgi, liet, melodi, müzik parçası
歌
noun
歌手
noun
有條件的
noun
万一
verb
惊喜
noun
惊奇
noun
厨师
adjective
透明
noun
  1. 桃
  2. 桃子
/ʃe.ˈhiɾ/
noun
城市
noun
糖
noun
甘蔗
noun
甜菜
noun
吃糖
noun
糖厂主
/ʃelaːˈle/
noun
瀑布
noun
黑猩猩
noun
  1. 雨伞
  2. 傘
/ˈʃen/
adjective
  1. neşe belirtisi olan
  2. neşe veren, neşelendiren, eğlenceli
  3. yaşamaktan mutlu olduğunu davranışlarıyla belli eden, neşeli, sevinçli
开心
/ˈʃeɾ/
noun
fenalık, kötülük
邪恶
noun
卷尺
/ˈʃej/
noun
东西
noun
  1. 撒旦
  2. 魔王
noun
法規
/ʃi.ˈiɾ/
noun
(şiir sanatı) zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî ifade şekli
詩歌
noun
诗
/[ʃɪ.kʲɑː.ˈjɛt]/
noun
怨言
noun
床垫
/ˈʃim.di/
adverb
现在
adjective
本
/ʃim.ˈʃec/
noun
(fizik, meteoroloji) bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi şeklindeki geçici ışık
闪电
/[ʃiɾ.cʰɛt̪]/
noun
(hukuk, ekonomi) iktisadî ve sosyal birleşme sonunda meydana gelen işletme
公司
noun
说法
noun
精神分裂症
noun
  1. 瓶子
  2. 瓶
noun
瘤 [liú]
adjective
胖
adjective
胖
/ʃo.fœɾ/
noun
司機
/ˈʃok/
adjective
Şaşırtıcı, alışılmamış, beklenmedik.
冲击
/[ˈʃʊ]/
pronoun
(belgisiz adıllar) biraz uzakta olan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan söz
那
noun
光线
noun
二月
noun
分割
/ˈʃu.ɾa.ˈsɯ/
pronoun
那
noun
(yangın, mimarlık) odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer, ocak
壁炉
noun
谢谢
/ʃypˈhɛ/
noun
怀疑